⚖️ Bilişim Avukatı Bilişim ve Siber Suçlar Davaları

Bilişim avukatı, internet ve dijital sistemler üzerinden işlenen suçlarda hem mağduru hem şüpheliyi temsil eden, teknik delili hukuki sonuca çeviren ceza avukatıdır. İstanbul gibi dijital hayatın en yoğun aktığı bir şehirde bu iş, bir hesabın ele geçirilmesiyle, bir karttan habersiz çekilen parayla ya da bir gece paylaşılan tek bir ekran görüntüsüyle başlar. Suç dijitaldir; sonucu değil.

Bu sayfaya çoğu kişi iki soruyla gelir: başıma geleni nasıl geri alırım, ya da hakkımdaki suçlamadan nasıl kurtulurum. İkisi de aynı alanın, bilişim hukukunun içindedir, ama iki ayrı yönden bakar. Aşağıda önce bu ayrımı, sonra hangi eylemin hangi kanuni karşılığa denk düştüğünü ve ilk saatlerde neyin kaybedilip neyin korunabileceğini net biçimde göreceksiniz.

Peki bu işin gerçekte ne olduğunu birkaç soruyla açalım. Bilişim avukatı tam olarak ne yapar? Teknik bir olayı hukuki bir iddiaya çevirir: dijital delili toplar, korunmasını sağlar, karşı delile itiraz eder ve şikayetten savunmaya kadar süreci yürütür. İşin yarısı mahkemede, yarısı ise dosyanın açılmasından önce, delilin hâlâ tazeyken olan kısmındadır.

Hangi durumda bir bilişim avukatına ihtiyaç duyulur? Hesabı ele geçirilen, kartı dolandırıcılıkta kullanılan, hakkında sosyal medyada içerik yayılan mağdur kadar; bir bilişim suçuyla suçlanan, ifadeye çağrılan ya da hakkında arama kararı çıkan kişi de aynı uzmanlığa ihtiyaç duyar. Fark şudur: mağdurun avukatı izi arar, şüphelinin avukatı izin nasıl okunduğunu sorgular.

Bilişim suçunda geç kalmak ne demektir? Bilişim suçu, en görünür işlenen ama en sessiz kaybolan suçtur. IP kayıtlarının tutulma süresi dolduğunda, içerik silinip ekran görüntüsü alınmadığında ya da hesap kurtarma penceresi kapandığında, olay yaşanmış olsa bile hukuken kanıtlanamaz hale gelir; geç kalmak, çoğu zaman haksız olmak değil, haklılığını gösterecek veriyi kaybetmektir.

Bir bilişim davasının kaderini ne belirler? Çoğu bilişim dosyası mahkeme salonunda değil, olayın ilk saatlerinde kazanılır ya da kaybedilir. Delil doğru anda ve doğru yöntemle kayıt altına alındıysa dava teknik bir zemine oturur; alınmadıysa, en güçlü iddia bile bir ifadeden ibaret kalır. Bu yüzden bu sayfada zamanlamayı, kanuni çerçeveyi ve stratejiyi bir arada tutuyoruz.

Navigate This Page

⚖️ Bilişim Avukatına Ne Zaman Başvurmalı?

Doğru an, olayın “büyük” hissettirdiği an değil, delilin hâlâ mevcut olduğu andır. Bir bilişim avukatına, bir suçtan emin olduğunuzda değil, bir şeyin ters gittiğinden şüphelendiğiniz anda başvurmak gerekir. Çünkü dijital dünyada iz, fiziksel dünyadaki gibi yerinde durmaz; loglar döner, oturumlar kapanır, platformlar içeriği kendi politikalarıyla siler.

Uygulamada başvuru anını belirleyen birkaç net eşik vardır. E-posta veya sosyal medya hesabınıza yetkisiz giriş fark ettiğinizde, kart bilgileriniz izinsiz bir işlemde kullanıldığında, hakkınızda çevrimiçi bir içerik yayıldığında, kişisel verilerinizin sızdırıldığını gördüğünüzde ya da bir bilişim suçu isnadıyla (ifade daveti, arama, el koyma) karşılaştığınızda saat çoktan işlemeye başlamıştır. Bu durumların hepsinde ortak nokta şudur: geçen her gün, elinizdeki kanıtı biraz daha zayıflatır.

Burada mağdur ile şüphelinin zamanlaması bile aynı değildir. Mağdur için erken hareket delili yakalamaktır; şüpheli için erken hareket, ilk ifade verilmeden önce dosyanın nasıl kurulduğunu anlamaktır. İfade, geri alınamayan bir belgedir; bu yüzden bir bilişim suçlamasıyla karşılaşan kişinin en pahalı hatası, avukatını ifadeden sonra aramasıdır.

Şunu açıkça söylemek gerekir: bu alandaki gecikme çoğu zaman ihmalden değil, olayı küçük görmekten doğar. “Nasılsa görülüyor, kayıt vardır” varsayımı, bilişim dosyalarının en sık rastlanan kaybetme sebebidir. Kayıt vardır, ama süreyle sınırlıdır ve doğru usulle istenmezse dosyaya girmez.


⚖️ Sanık mı Mağdur musunuz, Strateji Neden Tam Ters Kurulur?

Aynı olayı iki taraf da yaşar, ama tek bir avukat asla iki tarafı birden temsil edemez; çünkü mağdurun lehine olan her hamle, karşı tarafın aleyhinedir. Bir bilişim avukatını ararken sorulacak ilk soru “iyi mi” değil, “beni hangi taraftan savunacak” olmalıdır. Mağdur savunması ile şüpheli savunması, aynı mevzuatı kullanır ama zıt yönlere çeker.

Mağdur tarafındaysanız işin özü nedir? İşin özü, olayın gerçekleştiğini ve failin kim olduğunu hukuken gösterebilecek delili, kaybolmadan güvenceye almaktır. Ekran görüntüsü, URL, tarih ve saat bilgisi, banka bildirimi, hesap erişim kayıtları; bunların her biri usulüne uygun toplandığında bir zincir oluşturur. Zincir tamamsa şikayet güçlüdür; bir halka eksikse, olay yaşanmış olsa bile “iddia” seviyesinde kalır.

Şüpheli tarafında ise resim tersine döner. Burada avukatın işi delil aramak değil, karşı tarafın sunduğu delilin nasıl elde edildiğini, IP atfının gerçekten o kişiye mi yoksa yalnızca bir bağlantıya mı işaret ettiğini, aramanın ve el koymanın usulüne uygun yapılıp yapılmadığını sorgulamaktır. Dijital delil güçlü görünür, ama kırılgandır: bir hash uyuşmazlığı, bir usul hatası ya da yanlış bir teknik atıf, koca bir dosyayı çürütebilir.

İki taraf arasındaki bu makas, neden genel bir “avukat” yerine bu işe hakim bir bilişim avukatı gerektiğini de açıklar. Genel ceza pratiği olayın hukukunu bilir; bilişim dosyası ise olayın hem hukukunu hem tekniğini ister. Log kaydını okuyamayan bir savunma, en lehte olguyu bile fark edemez.

Bilişim Avukatı

Bir bilişim olayının içindeyseniz, hangi tarafta olduğunuz stratejiyi baştan belirler.

Durumunuzu kısaca aktarın, mağdur mu yoksa savunma tarafında mı olduğunuza göre ilk adımı birlikte netleştirelim.

📞 +90 (533) 948 6065 💬 WhatsApp ✉️ info@oznurpartners.com


⚖️ Hesabım Hacklendi, İlk 48 Saatte Ne Yapmalıyım?

İlk 48 saat, çoğu bilişim dosyasında delilin hâlâ toplanabilir olduğu penceredir. Bu pencerede yapılması gereken sıralama bellidir ve panikle atlanan tek bir adım bile sonradan telafi edilemez. Önce delili sabitlersiniz, sonra erişimi kaparsınız, en son hesabı temizlersiniz; sıra tam tersine dönerse kanıt sizinle birlikte silinir.

Somut olarak: ele geçirilen hesaba ait yetkisiz giriş bildirimlerinin, gelen tuhaf e-postaların, değiştirilen ayarların ekran görüntüsünü tarih ve saatiyle birlikte alın. URL’leri tam haliyle kaydedin. Hesap kurtarma seçeneklerini devreye alın ama önce kanıtı aldığınızdan emin olun. Kart bilgileriniz de sızdıysa bankanızı derhal arayıp kartı iptal ettirin ve işlemlere itiraz başlatın; bu itiraz hem paranızı korur hem de dosyaya resmi bir zaman damgası ekler.

Bunların ardından şikayet aşaması gelir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesindeki Siber Suçlar Bürosu’na doğrudan başvurulabilir; kolluğa yapılan şikayet de aynı sürece bağlanır. Şikayet dilekçesinin teknik dille değil, olay örgüsü ve delil listesiyle yazılması önemlidir, çünkü soruşturmanın yönünü ilk dilekçe belirler.

Bu noktada bir bilişim avukatının rolü, işi sizin yerinize yapmak değil, kaybolmadan doğru şeyi kaydettirmektir. Yetkisiz erişim ve verilerin ele geçirilmesi Türk Ceza Kanunu’nun bilişim suçlarına ilişkin maddeleri kapsamında değerlendirilir; hangi maddeye girdiği, olayın nasıl belgelendiğine göre değişir. Delil zinciri sağlamsa, hukuki nitelendirme de sağlam kurulur.


⚖️ Kredi Kartımdan Habersiz Para Çekildi, Ne Yapabilirim?

Başkasına ait bir banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması, Türk Ceza Kanunu’nun 245. maddesinde düzenlenen bağımsız bir suçtur ve mağdurun iki paralel hakkı vardır: bankaya karşı itiraz süreci ve savcılığa yapılan cezai şikayet. İkisi ayrı yürür ve biri diğerini beklemez.

Banka tarafında, yetkisiz işlemi fark ettiğiniz anda kartın iptali ve işleme itiraz devreye girer. Bu itiraz, bankacılık mevzuatı çerçevesinde incelenir ve haksız işlemin size iade edilip edilmeyeceğini belirler. Cezai tarafta ise fail, TCK 245 kapsamında soruşturulur; bu suç, sistemi engelleme ve bozma suçlarıyla birlikte, mağdurun ayrıca şikayetini beklemeden savcılık tarafından re’sen soruşturulan suçlar arasındadır.

Kart dolandırıcılığı çoğu zaman tek bir eylem değildir; arkasında phishing bağlantısı, sahte site ya da ele geçirilmiş bir hesap bulunur. Bu yüzden olay, kimi zaman bilişim yoluyla nitelikli dolandırıcılık (TCK 158/1-f) boyutuyla birlikte değerlendirilir. Kart suçları ile ekonomik suçların kesiştiği bu alanda, hangi maddenin öne çıkacağı elde edilen menfaatin niteliğine bağlıdır; bu ayrımın ekonomik suçlarda avukat desteği boyutu, dosyanın büyüklüğü arttıkça belirginleşir.

Mağdur açısından pratik sonuç şudur: bankaya itiraz paranızı kurtarmayı, savcılığa şikayet ise failin cezalandırılmasını ve olası ek zararların önlenmesini hedefler. İkisini aynı anda başlatmak, birini diğerine feda etmemek anlamına gelir.


⚖️ Sosyal Medyada Hakkımda İftira ve Hakaret Var, Kaldırabilir miyim?

Evet, çevrimiçi hakaret ve iftira içeriği hem kaldırılabilir hem de cezai ve hukuki sorumluluk doğurur; ama bu iki sonuç farklı yollardan yürür. İçeriğin kaldırılması ile failin cezalandırılması ayrı süreçlerdir ve genellikle aynı anda başlatılır.

İçeriğin erişime kapatılması, 5651 sayılı İnternet Kanunu kapsamında sulh ceza hakimliğine yapılan başvuruyla mümkündür; kişilik haklarını ihlal eden içerik için erişim engelleme ve içerik kaldırma kararı istenir. Bu yol, içeriğin hızla yayılmasını durdurmayı amaçlar. Zamanlama kritiktir, çünkü paylaşım silinmeden önce delil olarak kaydedilmezse, hem kaldırma hem de dava için gereken dayanak zayıflar.

Cezai tarafta, internet üzerinden işlenen hakaret Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi kapsamındadır; içeriğin niteliğine göre özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK 134) veya kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi gibi ek suçlar da gündeme gelebilir. Hakaret suçunun soruşturulması kural olarak mağdurun şikayetine bağlıdır ve burada süre işler; bu yüzden içeriği görür görmez, hem kaydetmek hem de şikayet süresini kaçırmamak gerekir.

Bir bilişim avukatı burada üç işi birden yürütür: içeriği delil olarak sabitler, erişim engelleme başvurusunu yapar ve cezai şikayetle hukuki tazminat yolunu birlikte açar. Bu alanın bütününü, yani bilişim hukuku çerçevesini tanımak, hangi başvurunun hangi mercie yapılacağını bilmeyi gerektirir.


⚖️ Bilişim Suçları Türk Ceza Kanunu’nda Nasıl Düzenlenir?

Türk hukukunda bilişim suçları iki katmanda ele alınır. Birinci katman, doğrudan bilişim suçlarıdır: bunlar 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Bilişim Alanında Suçlar” başlığı altında, 243 ile 246. maddeler arasında düzenlenir. İkinci katman, bilişim sistemleri araç olarak kullanılarak işlenen ve kanunun başka bölümlerine dağılmış suçlardır.

Doğrudan bilişim suçları şunlardır: bilişim sistemine hukuka aykırı giriş ve orada kalma (TCK 243), sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme (TCK 244), banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması (TCK 245), yasak cihaz veya program kullanma (TCK 245/A) ve tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri (TCK 246). Örneğin bilişim sistemine girme suçunun temel halinde kanun bir yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörür; fiil verileri yok eder ya da değiştirirse ceza ağırlaşır.

Cezalar fiile göre kademelenir. Bilişim sistemine girmenin temel hali (TCK 243/1) bir yıla kadar hapis veya adli para cezasını gerektirir; girilen sistem bedeli karşılığı yararlanılan bir sistemse ceza yarı oranına kadar indirilebilir, fiil nedeniyle veriler yok olur veya değişirse altı aydan iki yıla kadar hapis gündeme gelir. Sistemi engelleme ve bozma (TCK 244) bir yıldan beş yıla kadar hapisle cezalandırılır; fiil bir banka, kredi kurumu ya da kamu kurumunun sistemi üzerinde işlenirse ceza yarı oranında artar, failin haksız çıkar sağlaması halinde iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası söz konusu olur. Bu kademelenme, aynı olayın nasıl anlatıldığına göre hangi fıkraya oturacağını belirler; savunmanın da mağdur temsilinin de ilk işi, olayı doğru fıkraya yerleştirmektir.

Bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen dolaylı suçlar ise ayrı maddelerde yaşar. En sık görülenleri aşağıdaki tabloda topladık; bu tablo, bir olayın hangi maddeye oturduğunu ve nasıl soruşturulduğunu hızlıca görmek içindir.

Eylem İlgili Madde Soruşturma Rejimi
Sisteme yetkisiz giriş ve orada kalma TCK 243 Temel halde şikayet ve uzlaşma gündeme gelebilir
Sistemi engelleme, bozma, veri yok etme veya değiştirme TCK 244 Re’sen soruşturulur
Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması TCK 245 Re’sen soruşturulur
Bilişim yoluyla nitelikli dolandırıcılık TCK 158/1-f Re’sen soruşturulur
İnternet üzerinden hakaret TCK 125 Kural olarak şikayete bağlı
Özel hayatın gizliliğini ihlal TCK 134 Kural olarak şikayete bağlı

Bu tablonun pratikteki değeri, olayınızın hangi satıra düştüğünü göstermesidir. Çünkü satır değiştikçe hem soruşturmayı başlatan irade hem de sizin elinizdeki süre değişir. Kanun metninin tamamına Resmi mevzuat kaynağı üzerinden ulaşmak mümkündür, ama metni bilmek ile olayı doğru satıra oturtmak ayrı becerilerdir.


⚖️ Bilişim Sistemi Aracılığıyla İşlenen Diğer Suçlar

Bir fiilin bilişim suçu sayılması için Türk Ceza Kanunu’nun 243-246. maddelerinde açıkça sayılmış olması şart değildir. Bilişim sistemi çoğu zaman bir amaç değil, bir araçtır; bu durumda eylem kanunun başka bölümlerindeki suç tiplerine girer, ama dijital ortamda işlendiği için ayrı bir teknik değerlendirme gerektirir.

En sık karşılaşılan dolaylı bilişim suçları şunlardır: bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık (TCK 142/2-e), bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılmasıyla nitelikli dolandırıcılık (TCK 158/1-f), kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi (TCK 135) ve verileri hukuka aykırı verme veya ele geçirme (TCK 136), haberleşmenin gizliliğini ihlal (TCK 132), kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması (TCK 133), özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK 134) ve internet üzerinden kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (TCK 228/3).

Bu ayrım pratikte önemlidir, çünkü tek bir olay aynı anda birden fazla maddeye temas edebilir. Ele geçirilen bir hesaptan yapılan para transferi hem sisteme girme hem nitelikli dolandırıcılık boyutu taşıyabilir; sızdırılan bir fotoğraf hem özel hayatın gizliliğini ihlal hem kişisel veri suçu olabilir. Hangi suçun öne çıkacağı, failin elde ettiği menfaate ve eylemin bütünlüğüne göre belirlenir, ve bu tercih hem cezanın ağırlığını hem soruşturma rejimini değiştirir.


⚖️ Dijital Delil Nedir ve Nasıl Korunur?

Dijital delil, bir olayın dijital ortamda bıraktığı ve mahkemede kullanılabilecek her türlü kayıttır: IP adresi ve oturum logları, zaman damgaları, e-posta başlıkları, ekran görüntüleri, işlem kayıtları ve gerektiğinde cihazlardan alınan adli kopyalar. Bu delilin iki temel özelliği vardır, ve ikisi aynı anda doğrudur: güçlü olması ve kırılgan olması.

Güçlüdür, çünkü doğru toplandığında olayı neredeyse adım adım gösterebilir. Kırılgandır, çünkü zamanla kaybolur ve kolayca itiraz edilebilir. IP kayıtları operatörlerde yalnızca belirli bir süre saklanır; o süre dolduğunda istenen kayıt artık yoktur. İçerik silinir, hesap kapatılır, cihaz sıfırlanır. Bu yüzden bir delilin değeri, ne olduğu kadar ne zaman ve nasıl kaydedildiğine bağlıdır.

Mağdur tarafında delil korumak, olayı zincir halinde belgelemektir: ne, ne zaman, hangi adreste, hangi kayıtla. Şüpheli tarafında ise aynı delile eleştirel bakılır. IP atfı bir kişiyi değil bir bağlantıyı gösterir, ve aynı bağlantıyı birden fazla kişi kullanmış olabilir. Zaman damgaları tutarsızsa, hash değeri uyuşmuyorsa ya da delil usulüne aykırı elde edilmişse, en somut görünen kanıt bile tartışmaya açılır. Bir bilişim avukatının teknik okuryazarlığı tam burada işe yarar: delili yalnızca okumak değil, onun neyi söyleyip neyi söyleyemeyeceğini görmek.


⚖️ Sık Görülen Bilişim Suçu Senaryoları ve İlk Adım

Bilişim suçları sonsuz çeşitlilikte görünse de uygulamada birkaç tekrar eden senaryoda toplanır. Her birinin kanuni karşılığı ve ilk adımı farklıdır; aşağıdaki başlıklar, kendinizi hangi durumda bulduğunuzu hızlıca eşleştirmeniz içindir.

Oltalama ve sahte site. Gerçek bir kurumun sitesini taklit eden bağlantılarla bilgi veya para elde edilir. Bu senaryo çoğu zaman bilişim yoluyla nitelikli dolandırıcılık (TCK 158/1-f) boyutundadır; ilk adım, bağlantıyı, mesajı ve yapılan işlemi silmeden kaydetmektir.

Hesap ele geçirme. E-posta veya sosyal medya hesabına yetkisiz giriş, sisteme girme (TCK 243) ve verilerin ele geçirilmesi kapsamına girer. İlk adım, giriş bildirimlerini kaydedip ardından hesabı kurtarmaktır.

Fidye yazılımı. Verilerin şifrelenip karşılığında ödeme istenmesi, sistemi engelleme ve bozma (TCK 244) ile birlikte değerlendirilir. Kurumsal ölçekte bu aynı zamanda bir veri güvenliği ve KVKK meselesidir; ödeme yapmadan önce hukuki ve teknik değerlendirme şarttır.

Şantaj ve tehdit. Özel görüntü veya bilgiyle tehdit, özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK 134) ve şantaj boyutuyla ele alınır. İlk adım kesinlikle ödeme değil, mesajları delil olarak sabitleyip başvuru yapmaktır; ödeme çoğu zaman tehdidi bitirmez, sürdürür.

Sahte hesap ve kimlik taklidi. Adınıza açılan sahte hesaplarla yapılan paylaşımlar hem içerik kaldırma (5651) hem hakaret veya dolandırıcılık boyutu taşıyabilir. İlk adım, sahte hesabı ve paylaşımları ekran görüntüsü ve bağlantısıyla kaydetmektir.

E-ticaret ve dijital yatırım dolandırıcılığı. Teslim edilmeyen ürün, sahte mağaza ya da sahte yatırım platformları çoğunlukla nitelikli dolandırıcılık kapsamındadır ve mağduriyet büyüdükçe ekonomik suç boyutu belirginleşir. İlk adım, tüm yazışma, ödeme ve platform kayıtlarını bir arada toplamaktır.

Bu senaryoların hepsinde ortak bir kural işler: ilk tepki paniğe değil, kayda dönük olmalıdır. Hangi durumda olursanız olun, atılacak ilk adım olayı olduğu haliyle, tarih ve bağlantısıyla belgelemektir; hukuki nitelendirme sonra gelir, ama belgelenmeyen olay hiçbir nitelendirmeye yetişemez.


⚖️ Şikayete Bağlı Suç ile Re’sen Soruşturulan Suç Farkı Nedir?

Bu ayrım, bir bilişim dosyasında en çok gözden kaçan ama sonucu en çok belirleyen eşiktir. Bazı suçlar yalnızca mağdurun şikayetiyle soruşturulur ve bu suçlarda süre işler; bazıları ise mağdur hiç harekete geçmese bile savcılık tarafından kendiliğinden, yani re’sen soruşturulur.

Fark neden önemli? Şikayete bağlı bir suçta, olayı öğrendiğiniz andan itibaren genel olarak altı aylık bir şikayet süresi işler; bu süre kaçırılırsa, olay gerçek olsa bile ceza yolu kapanır. İnternet üzerinden hakaret gibi suçlar bu kategoridedir. Re’sen soruşturulan suçlarda ise, örneğin sistemi bozma veya kart kötüye kullanımında, savcılık delili öğrendiğinde harekete geçer; burada mağdurun rolü şikayet etmek değil, delili zamanında ortaya koymaktır.

Eşiğin bir tarafında kalmak ile diğer tarafında kalmak, aynı olayda iki farklı sonuç doğurur. Şikayete bağlı tarafta, geç kalan mağdur hakkını kaybeder. Re’sen tarafta, erken davranan mağdur soruşturmayı hızlandırır ama geç kalması davayı bitirmez. Bir bilişim avukatının ilk işlerinden biri, olayınızın bu eşiğin neresinde durduğunu belirlemektir; çünkü bu belirleme, “acele etmeli miyim” sorusunun gerçek cevabıdır.

Görevli mahkeme de bu haritanın parçasıdır. Bilişim suçlarında kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesi görevlidir, ancak sanal ortamda “işlendiği yer” tartışmalı olabildiği için sunucunun konumu ve mağdurun bulunduğu yer birlikte değerlendirilir. Öngörülen cezanın üst sınırı yüksek olan bazı fiillerde dosya, asliye ceza yerine ağır ceza mahkemesinin görev alanına girebilir.


⚖️ Soruşturmadan Karara: Bilişim Davası Nasıl İlerler?

Bir bilişim dosyası genellikle üç aşamada ilerler: şikayet ya da ihbarla başlayan soruşturma, iddianamenin kabulüyle açılan kovuşturma ve mahkemenin hükmü. Her aşamanın kendine ait bir zamanlaması ve müdahale noktası vardır.

Soruşturma aşamasında savcılık delilleri toplar; siber suçlar birimi log kayıtlarını, IP bilgilerini ve içerik verilerini ilgili operatör ve platformlardan ister. Bu aşama mağdur için delilin dosyaya doğru girmesini sağlama, şüpheli için ilk ifadeyi doğru zeminde verme aşamasıdır. Soruşturma yeterli delille sonuçlanırsa savcılık iddianame düzenler; delil yetersizse kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.

İddianamenin kabulüyle kovuşturma, yani mahkeme aşaması başlar. Burada deliller tartışılır, bilirkişi raporları değerlendirilir, tanıklar dinlenir. Bilişim davalarının çoğunda sonucu belirleyen şey, bu aşamada sunulan yeni bir delilden çok, soruşturma aşamasında toplanan ya da kaçırılan delildir. Dosyaya erken dahil olmak, geç dahil olmaktan yalnızca daha rahat değil, çoğu zaman daha etkilidir; çünkü kaybolan delil kovuşturmada geri gelmez.

Mahkemenin hükmü çoğu zaman son söz değildir. Kararın türüne göre istinaf ve temyiz yolları açıktır; bilişim dosyalarında üst mahkeme incelemesi sıklıkla delilin nasıl değerlendirildiği ve bilirkişi raporunun yeterliliği üzerinde döner. Bu yüzden ilk derecedeki teknik itirazların dosyaya doğru geçirilmiş olması, kanun yolu aşamasında da belirleyici kalır.


⚖️ Bilişim Davalarında En Sık Yapılan Hatalar

Bu dosyaların çoğu hukuki bilgisizlikten değil, ilk saatlerdeki refleks hatalarından kaybedilir. En sık görülenleri bilmek, çoğu zaman en iyi savunmadır.

Birincisi, delili almadan hesabı temizlemek. Panikle şifre değiştirip tüm oturumları kapatan kullanıcı, çoğu zaman failin izini de silmiş olur. İkincisi, içeriği kaydetmeden şikayet etmek; paylaşım silindiğinde geriye yalnızca bir anlatı kalır. Üçüncüsü, şikayet süresini beklemek: şikayete bağlı suçlarda geçen her gün, altı aylık sürenin bir parçasıdır. Dördüncüsü, ifadeyi avukatsız vermek; bir bilişim suçlamasında ilk ifade, sonradan en zor düzeltilen belgedir.

Bir hata da varsayımdan doğar: “nasılsa kayıtlar duruyordur.” Kayıtlar bir süre durur, ama sonsuza kadar değil ve kendiliğinden dosyaya girmez. Doğru merciden, doğru zamanda ve doğru usulle istenmeyen bir kayıt, teknik olarak var olsa bile hukuken yok sayılır. Bu hataların ortak paydası şudur: hepsi telafi edilebilir görünür, oysa dijital dünyada çoğu telafi edilemez.


⚖️ Yurt Dışındaki Mağdurlar ve Yabancılar İçin Bilişim Hukuku

Bilişim suçunun tarafları çoğu zaman aynı şehirde, hatta aynı ülkede değildir. Türkiye’de yaşayan biri yurt dışı kaynaklı bir dolandırıcılığın mağduru olabilir; yurt dışında yaşayan bir Türk vatandaşı ya da bir yabancı, Türkiye merkezli bir platformda veya Türkiye’deki bir kişiye karşı işlenen bir olayın içinde bulunabilir. Bu sınır ötesi yapı, bilişim hukukunu doğası gereği uluslararası kılar.

Pratikte en sık gelen sorulardan biri şudur: Yurt dışındayım, Türkiye’de bilişim davası açabilir ya da savunma yapabilir miyim? Evet; şikayet, dava takibi ve savunmanın büyük bölümü fiziksel olarak Türkiye’de bulunmayı gerektirmez. Vekaletname yurt dışında düzenlenip usulüne uygun onaylandığında, süreç İstanbul’dan uzaktan yürütülebilir; delillerin çoğu zaten dijital olduğu için, dosya coğrafyadan bağımsız kurulur.

Yabancı müvekkiller açısından ikinci katman, kişisel veri boyutudur. Türkiye’de faaliyet gösteren ya da Türkiye’deki kişilerin verilerini işleyen şirketler, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamındadır; bir veri ihlali hem idari yaptırım hem de cezai sorumluluk doğurabilir. Sınır ötesi veri akışı, bulut hizmetleri ve platform sorumluluğu, bu alanı yalnızca bireysel mağduriyetlerin değil, kurumsal riskin de konusu yapar.

Sınır ötesi olaylarda ek bir katman, delilin yurt dışındaki bir platform ya da operatörde bulunmasıdır. Bu durumda içerik ve kayıt talepleri, platformun kendi süreçleri ve uluslararası adli iş birliği kanalları üzerinden yürür; bu süreç yavaş işleyebildiği için, delilin mağdur tarafından erkenden kaydedilmiş olması çoğu zaman resmi talebin sonucunu beklemekten daha belirleyicidir.

Kurumsal tarafta bu alan yalnızca bir olay sonrası meselesi değildir. Kişisel verileri işleyen şirketler için veri güvenliği tedbirlerini önceden almak, bir ihlal yaşandığında hem idari yaptırımı hem cezai riski azaltan en somut savunmadır; ihlal anında ise bildirim yükümlülüğünün süresinde yerine getirilmesi ayrı bir önem taşır.

Oznur & Partners’ın müvekkil portföyü İstanbul merkezli ama coğrafi olarak dağınık olduğundan, bu uzaktan çalışma modeli sayfalarımızın istisnası değil, olağan işleyişidir. Önemli olan avukatın nerede oturduğu değil, dosyanın hangi hukuka ve hangi delile dayandığıdır.


⚖️ Bilişim Avukatı ile Genel Ceza Avukatı Arasındaki Fark

Her bilişim davası bir ceza davasıdır, ama her ceza avukatı bir bilişim davasını aynı derinlikte yürütemez. Fark, hukuk bilgisinde değil, delilin okunduğu yerdedir. Klasik bir ceza dosyasında delil çoğunlukla tanık, belge ve fiziksel iz üzerine kuruludur; bilişim dosyasında ise delil bir log satırında, bir IP kaydında ya da bir zaman damgasında yaşar.

Bu fark pratikte şöyle görünür: bir olayın lehe yönünü fark etmek çoğu zaman teknik bir ayrıntıyı görebilmeye bağlıdır. IP atfının aslında kesin olmadığını, bir kaydın usulüne aykırı alındığını ya da iki zaman damgasının çeliştiğini yalnızca bu ayrıntılara bakan bir göz yakalar. Aynı şekilde mağdur tarafında, hangi kaydın nereden ve ne kadar süreyle isteneceğini bilmek davayı kuran bilgidir.

Bu yüzden bilişim dosyasında doğru soru “iyi bir ceza avukatı mı” değil, “bu avukat delili hem hukuki hem teknik olarak okuyabiliyor mu” olmalıdır. Genel ceza pratiği olayın hukukunu bilir; bilişim dosyası olayın hem hukukunu hem tekniğini birlikte ister.


⚖️ Bilişim Avukatı Nasıl Seçilir?

Doğru seçim, unvana değil, iki yetkinliğin bir arada olup olmadığına bakmayı gerektirir: ceza hukuku pratiği ve dijital delil okuryazarlığı. Bilişim davaları, klasik ceza davalarından ayrılır çünkü delil kağıtta değil, kayıtta yaşar. Log analizini, IP atfının sınırlarını, zaman damgalarını ve dijital delilin bütünlüğünü değerlendiremeyen bir savunma, en lehe olguyu bile fark edemez.

Seçim yaparken bakılması gereken somut noktalar şunlardır: avukatın bilişim suçlarına ilişkin dosya deneyimi, 5651 ve 6698 sayılı Kanunların uygulamasına hakimiyeti, ve teknik terimleri (hash değeri, IP kaydı, oturum bilgisi) hukuki argümana çevirebilme becerisi. Bir de şeffaflık: iyi bir bilişim avukatı, dosyanın zayıf tarafını da baştan söyler, çünkü strateji ancak gerçek resim üzerine kurulur.

Bir uyarı da abartılı vaatlere karşıdır. “Garantili sonuç”, “kesin kazanırız” gibi ifadeler bu alanda ciddiyet değil, risk işaretidir; çünkü hiçbir ceza dosyasının sonucu önceden garanti edilemez. Güven, sonucu vaat etmekten değil, süreci ve olasılıkları dürüstçe çerçevelemekten doğar.

Bir ölçüt de erişilebilirliktir. Bilişim olayları mesai saatlerini beklemez ve delilin en kırılgan olduğu an çoğu zaman olayın hemen ardındaki ilk saatlerdir. Bu yüzden kritik anda ulaşılabilen, durumu hızlıca değerlendirip ilk adımı söyleyebilen bir avukatla çalışmak, sonradan en iyi savunmayı kurmaktan çoğu zaman daha değerlidir.


⚖️ Oznur & Partners ile Nasıl Çalışırsınız?

Süreç, bir dosya açmakla değil, durumunuzu doğru okumakla başlar. İlk görüşmede olay örgüsünü, elinizdeki delili ve hangi tarafta olduğunuzu (mağdur ya da savunma) netleştiririz; buradan çıkan tabloya göre ilk 48 saatte atılacak adımları belirleriz. Delilin sabitlenmesi, şikayet ya da savunma stratejisi ve gerekiyorsa erişim engelleme başvurusu aynı planın parçalarıdır.

İstanbul’da Çağlayan ve Anadolu adliyeleri başta olmak üzere ceza ve hukuk mahkemelerinde, sulh ceza hakimliklerinde ve ilgili kurum süreçlerinde dosya takip edilir. Yurt içinde ya da yurt dışında olmanız işleyişi değiştirmez; iletişim, belge paylaşımı ve süreç yönetimi uzaktan yürütülebilir, çünkü bu alanın malzemesi zaten dijitaldir.

Görüşmeler ve belge paylaşımı güvenli dijital kanallar üzerinden yürütülür; delilin kaybolma riski taşıdığı ilk saatlerde ise hızlı bir ön değerlendirme yapılır. Amaç her dosyada aynı sırayı korumaktır: önce durumu doğru okumak, sonra kaybolabilecek olanı güvenceye almak, en son stratejiyi kurmak.

Baştaki soruya dönersek: bir bilişim dosyası çoğu zaman ilk saatlerde kazanılır ya da kaybedilir. Bu yüzden bu sayfayı okuduktan sonra yapılacak en değerli şey, olayı büyütmek ya da küçümsemek değil, hâlâ elinizdeyken kanıtı güvenceye almaktır. Gerisi, doğru zeminde kurulan bir stratejiden ibarettir.


➡️ Bilişim avukatı ve bilişim suçları hakkında merak ettiğiniz sorular ve cevaplar burada
+

❓ Sıkça Sorulan Sorular

✅ Bilişim avukatı hangi davalara bakar?

Bilişim avukatı, internet ve dijital sistemler üzerinden işlenen suçlarda hem mağduru hem şüpheliyi temsil eder. Sisteme yetkisiz giriş, veri ihlali, kart dolandırıcılığı, çevrimiçi hakaret ve iftira, erişim engelleme ve kişisel veri uyuşmazlıkları başlıca çalışma alanlarıdır.

✅ Hesabım ele geçirildi, ilk ne yapmalıyım?

Önce delili sabitleyin, sonra erişimi kapatın, en son hesabı temizleyin. Yetkisiz giriş bildirimlerinin ve değişen ayarların ekran görüntüsünü tarih ve saatiyle alın, URL’leri kaydedin, ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Siber Suçlar Bürosu’na veya kolluğa şikayette bulunun.

✅ Bilişim suçlarında şikayet süresi ne kadar?

Şikayete bağlı suçlarda süre genel olarak, olayı öğrendiğiniz andan itibaren altı aydır. İnternet üzerinden hakaret gibi suçlar bu kategoridedir; süre kaçırılırsa ceza yolu kapanabilir. Sistemi bozma ve kart kötüye kullanımı gibi suçlar ise re’sen soruşturulur.

✅ Kredi kartımdan habersiz para çekildiyse geri alabilir miyim?

İki paralel hakkınız vardır: bankaya itiraz ve savcılığa cezai şikayet. Yetkisiz işlemi fark ettiğiniz anda kartı iptal ettirip işleme itiraz edin; bu, paranızın iadesini hedefler. Fail ise TCK 245 kapsamında re’sen soruşturulur.

✅ Sosyal medyadaki hakaret içeriğini kaldırtabilir miyim?

Evet. Kişilik haklarını ihlal eden içerik için 5651 sayılı Kanun kapsamında sulh ceza hakimliğinden erişim engelleme ve içerik kaldırma kararı istenebilir. İçeriği silinmeden önce delil olarak kaydetmek, hem kaldırma hem de dava için gereklidir.

✅ Bilişim suçlarında hangi mahkeme görevli?

Kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesi görevlidir, ancak sanal ortamda işlendiği yer tartışmalı olduğundan sunucunun konumu ve mağdurun bulunduğu yer birlikte değerlendirilir. Öngörülen cezanın üst sınırı yüksek olan bazı fiillerde ağır ceza mahkemesi görevli olabilir.

✅ Yurt dışındayım, Türkiye’de bilişim davası açabilir miyim?

Evet. Şikayet, dava takibi ve savunmanın büyük bölümü Türkiye’de fiziksel olarak bulunmayı gerektirmez. Yurt dışında usulüne uygun düzenlenen vekaletname ile süreç İstanbul’dan uzaktan yürütülebilir, çünkü deliller genellikle dijitaldir.

✅ Bir bilişim suçuyla suçlanıyorum, ne yapmalıyım?

İfade vermeden önce bir bilişim avukatıyla görüşün, çünkü ifade geri alınamaz bir belgedir. Savunma, karşı tarafın delilinin nasıl elde edildiğini, IP atfının doğruluğunu ve arama ile el koymanın usulünü sorgulamak üzerine kurulur.

✅ Ekran görüntüsü tek başına delil olarak yeterli mi?

Ekran görüntüsü değerli bir başlangıçtır ama tek başına çoğu zaman yeterli değildir. URL, tarih ve saat bilgisi, hesap kayıtları ve gerekiyorsa teknik doğrulama ile birlikte bir delil zinciri oluşturulması gerekir; zincir tamamsa iddia güçlenir.

✅ Bilişim avukatı ücreti nasıl belirlenir?

Ücret, dosyanın niteliğine, tarafın mağdur mu savunma mı olduğuna ve sürecin kapsamına göre değişir; sabit tek bir rakam yoktur. İlk görüşmede durum değerlendirilir ve kapsam netleştikten sonra şeffaf bir çerçeve sunulur.

✅ Bilişim suçlarında uzlaşma veya şikayetten vazgeçme mümkün mü?

Şikayete bağlı ve uzlaşma kapsamındaki suçlarda taraflar uzlaşabilir ve mağdur şikayetinden vazgeçebilir; bu, ceza sürecini sona erdirebilir. Ancak re’sen soruşturulan suçlarda şikayetten vazgeçmek tek başına dosyayı kapatmaz, çünkü kamu adına yürütülen bir soruşturma söz konusudur.

✅ Kişisel verilerim sızdırıldıysa ne yapabilirim?

Verilerinizi işleyen kişi ya da şirkete karşı hem 6698 sayılı Kanun kapsamında Kişisel Verileri Koruma Kurumu’na başvuru hem de fiilin niteliğine göre cezai şikayet yolu açıktır. İhlali belgelemek ve zamanında başvurmak, hem idari yaptırım hem tazminat hakkı açısından belirleyicidir.

✅ Tehdit veya şantaj mesajı aldım, ödeme yapmalı mıyım?

Hayır, ilk adım ödeme değildir. Şantaj ve tehdit mesajlarını silmeden, ekran görüntüsü ve bağlantılarıyla delil olarak kaydedin ve başvuru yapın. Ödeme çoğu zaman tehdidi bitirmez, aksine sürdürür; bu fiiller özel hayatın gizliliğini ihlal ve şantaj kapsamında değerlendirilir.

✅ Adıma sahte hesap açılıp paylaşım yapılıyor, ne yapabilirim?

Sahte hesabı ve paylaşımları bağlantısıyla birlikte kaydedin; ardından 5651 sayılı Kanun kapsamında erişim engelleme ve içerik kaldırma başvurusu yapılabilir. İçeriğin niteliğine göre hakaret veya dolandırıcılık boyutuyla cezai şikayet de gündeme gelir.

✅ E-ticaret sitesinde dolandırıldım, hukuki yolum nedir?

Teslim edilmeyen ürün veya sahte mağaza kaynaklı mağduriyet çoğunlukla bilişim yoluyla nitelikli dolandırıcılık kapsamında değerlendirilir. Tüm yazışma, ödeme ve platform kayıtlarını toplayıp savcılığa şikayette bulunabilir, tüketici hakları yolunu da paralel olarak işletebilirsiniz.

✅ Ses kaydı veya mesaj yazışması delil olarak kullanılabilir mi?

Kullanılabilir, ancak nasıl elde edildiği belirleyicidir. Tarafı olduğunuz bir görüşmenin kaydı ile üçüncü kişilerin habersiz dinlenmesi hukuken farklı sonuçlar doğurur; usulüne aykırı elde edilen kayıt delil değeri taşımayabilir, hatta ayrı bir suç oluşturabilir.

Hukuki Görüşme Planlayın

Bir hesabınız ele geçirildiyse, kartınız dolandırıcılıkta kullanıldıysa, hakkınızda çevrimiçi içerik yayıldıysa ya da bir bilişim suçlamasıyla karşılaştıysanız, İstanbul’daki bilişim ve ceza avukatlarımız ilk değerlendirme için hazır.

📞 +90 (533) 948 6065

💬 WhatsApp ile iletişime geçin

✉️ info@oznurpartners.com