İstanbul hukuk bürosu, birden fazla avukatın ortak yapı altında dosya yürüttüğü, dava ve danışmanlık işlerini kurumsal sorumlulukla üstlenen organizasyondur. Türkiye’nin ticaret hacminin, uyuşmazlık sayısının ve yabancı sermayenin en yoğun toplandığı şehirde bu yapı, tek bir avukatın takvimine sığmayan işleri taşımak için vardır.

Bir dosyanın kaderi çoğu zaman mahkeme salonunda değil, ondan aylar önce, kimin masasına düştüğü anda belirlenir. Bu yüzden İstanbul’da hukuk bürosu arayan kişinin sorusu aslında “hangi büro daha iyi” değildir; “benim dosyam bu büroda kimin elinde olacak, o kişi ne zaman devreye girecek ve bana kaça mal olacak” sorusudur.

Danışanların ilk sorduğu şey de genellikle şudur: “İstanbul’da hukuk bürosu tam olarak ne yapar, sadece dava mı takip eder?” Hayır. Bir hukuk bürosunun işi ikiye ayrılır: uyuşmazlık çıktıktan sonra dava ve icra takibi yürütmek, uyuşmazlık çıkmadan önce sözleşme, şirket yapısı ve uyum süreçlerini kurmak. İkinci kısım daha az görünür ama müvekkile daha çok para kazandıran kısımdır, çünkü açılmayan dava kazanılmış davadan ucuzdur.

Uygulamada en sık karşılaşılan tereddüt ise zamanlamadır. “Ne zaman avukata gitmem gerekir, dava açılınca mı?” Avukata en çok ihtiyaç duyulan an, henüz ortada dava olmayan andır. Fesih bildirimi tebliğ edildiğinde işe iade için arabulucuya başvuru süresi bir aydır, ilamsız icrada ödeme emrine itiraz süresi yedi gündür, ticari alacak davalarında arabuluculuk dava şartıdır. Bu takvimler dava açıldığında değil, bir yazı elinize ulaştığında işlemeye başlar.

Kurumsal müvekkiller bir adım öteye geçip şunu sorar: “İstanbul’da hukuk bürosu mu, tek avukat mı benim işime uyar?” Bir dosyanın en hızlı ilerlediği an, en yavaş hazırlandığı andır. Tek kalem sözleşme incelemesi, tek celsede biten bir tespit işi veya küçük bir icra takibi için tek avukat yeterlidir; birden fazla hukuk dalını aynı anda konuşan işlerde (şirket satışı, işten çıkarma dalgası, sınır ötesi alacak, ceza ve ticaret dosyasının iç içe geçtiği durumlar) tek kişilik yapı bir noktada tıkanır.

Son olarak seçim kriteri sorulur: “Bir hukuk bürosunun gerçekten iyi olduğunu nasıl anlarım?” Üç somut kontrolle anlaşılır: avukatın baro sicilinin doğrulanabilir olması, işin yazılı avukatlık sözleşmesiyle üstlenilmesi ve ücretin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile ilişkisinin baştan yazılı olarak konuşulması. Bu üçünü sağlamayan yapı, ne kadar iyi anlatırsa anlatsın, riski müvekkile bırakıyor demektir.

Sayfa İçindekiler

⚖️ İstanbul hukuk bürosu ne yapar, tek avukattan farkı nedir?

Hukuk bürosu, birden fazla avukatın aynı dosya üzerinde iş bölümüyle çalıştığı yapıdır; tek avukat ise dosyanın tamamını kendi kapasitesiyle taşır. Fark hukuki değil, operasyoneldir: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu karşısında iki yapının yetkisi aynıdır, ancak taşıyabildikleri yük ve kesintisizlik farklıdır.

Pratikte bu farkın göründüğü yer duruşma günüdür. Aynı sabah Çağlayan’da bir ceza duruşması, Bakırköy’de bir ticari dava ve Anadolu Adalet Sarayı’nda bir aile dosyası olduğunda, tek avukat bunlardan ikisini mazerete bırakır. Büro yapısında dosyalar bölünür, hazırlık ekipçe yapılır, duruşmaya giren kişi dosyayı okumuş kişidir. Kurumsallığın tek ölçütü budur: dosyanın bir kişiye değil, bir sisteme emanet edilmiş olması.

İkinci fark uzmanlık derinliğinde ortaya çıkar. Bir şirketin işten çıkarma kararı yalnızca iş hukuku meselesi değildir; kıdem ve ihbar hesabı, ibraname geçerliliği, rekabet yasağı sözleşmesi ve gerekirse ceza boyutu aynı anda konuşulur. Aynı şekilde bir gayrimenkul satışı, gayrimenkul hukuku kadar vergi ve miras hukukunu da ilgilendirir. Büro modeli bu alanları tek masada birleştirir.

Danışanların çekindiği asıl konu ise dile getirilmez, sorulur: “Anlaştığım avukat mı ilgilenecek, yoksa dosyam stajyere mi kalacak?” Doğru cevap net olmalıdır: dosyanın sorumlusu tek bir avukattır, hazırlık ve takip işleri ekip tarafından yapılır, ancak müvekkile karşı sorumluluk dağıtılmaz. Bir İstanbul hukuk bürosu ile çalışmanın anlamı, sorumluluğun kaybolması değil, sorumlu kişinin arkasında bir yapı olmasıdır.

Bir başka fark, dosyanın hafızasında ortaya çıkar. Uzun süren uyuşmazlıklarda tarafların anlattığı hikaye zamanla değişir; değişmeyen tek şey dosyadaki kayıttır. Büro yapısında dilekçeler, deliller, yazışmalar ve süre takvimi tek bir sistemde tutulur; avukat değişse bile dosya kendi hafızasını korur. Tek kişilik yapılarda bu hafıza çoğu zaman kişinin kendi notlarında yaşar ve o kişi devre dışı kaldığında dosya sıfırdan okunmak zorunda kalır.

Üçüncü fark süreklilikte görülür. Şirketler için hukuki risk tek seferlik bir olay değildir; sözleşmeler yenilenir, mevzuat değişir, ortaklık yapısı büyür. Bakımsız bırakılan hukuki yapı, dışarıdan hiçbir şey değişmese bile kendi içinde zayıflar: süresi dolmuş vekaletnameler, güncellenmemiş genel kurul kararları, imza sirkülerine uymayan yetkilendirmeler. Bunların hiçbiri bugün sorun çıkarmaz, hepsi bir gün aynı anda çıkar.


⚖️ Hangi durumda hukuk bürosuna, hangi durumda tek avukata gidilir?

Tek konulu, tek işlemli ve tutarı sınırlı işlerde tek avukat yeterlidir; birden fazla hukuk dalını, birden fazla kurumu veya birden fazla ülkeyi ilgilendiren işlerde büro yapısı gerekir. Ölçüt dosyanın parasal büyüklüğü değil, dosyanın kaç ayrı yerde eş zamanlı iş üretmesidir.

Aşağıdaki karşılaştırma, uygulamada en sık karşılaşılan ayrımı gösterir.

KriterTek avukat yeterlidirHukuk bürosu gerekir
İşin kapsamıTek hukuk dalı, tek uyuşmazlıkTicaret, iş, vergi ve ceza boyutu iç içe
ZamanlamaDuruşmalar seyrek, takvim çakışmıyorAynı hafta birden fazla adliyede iş var
Karşı tarafGerçek kişi veya küçük ölçekli işletmeKurumsal hukuk departmanı veya banka
SüreklilikTek seferlik iş, biter ve kapanırSözleşme, uyum ve raporlama düzenli devam eder
Sınır ötesi unsurYok, taraflar ve deliller Türkiye’deYabancı taraf, yabancı mahkeme kararı veya apostil süreci
Kesinti riskiKabul edilebilir, işler ertelenebilirKabul edilemez, süre kaçarsa hak kaybolur

Tablonun son satırı en kritik olanıdır. Hukukta pek çok şey telafi edilebilir; kaçırılan süre edilemez. Bir istinaf süresinin son günü, avukatın hastalandığı güne denk geldiğinde tek kişilik yapıda yedek yoktur.

Şirketler için ek bir ölçüt daha vardır: “Bize sürekli avukat mı lazım, yoksa iş çıktıkça mı çalışalım?” Yıllık sözleşme sayısı ona yaklaşan, personel sayısı yirmiyi geçen veya yabancı ortağı bulunan şirketlerde sürekli danışmanlık, iş çıktıkça alınan hizmetten daha ucuza gelir. Sebep basittir: sürekli danışmanlıkta ücret önleme aşamasında ödenir, diğerinde tahsilat ve dava aşamasında.

Ölçüt seçerken sık yapılan bir hata, dosyanın parasal değerine bakıp yapıyı ona göre seçmektir. Düşük tutarlı bir dosya usul bakımından karmaşık olabilir; yüksek tutarlı bir alacak, elde senet varsa tek işlemle çözülebilir. Doğru soru şudur: bu iş kaç ayrı takvim başlatıyor ve kaç ayrı kurumla yazışma gerektiriyor.

İstanbul Hukuk Bürosu

Dosyanızın hangi yapıya ihtiyaç duyduğunu bir görüşmede netleştirebiliriz

Elinizdeki yazının süre başlatıp başlatmadığını ve hangi adımın önce atılması gerektiğini konuşmak için ilk değerlendirme görüşmesi yeterlidir.

📞 +90 (533) 948 6065 💬 WhatsApp ✉️ info@oznurpartners.com


⚖️ Kurumsal Hukuk Büroları Şirketler İçin Hangi İşleri Üstlenir

Kurumsal hukuk bürosu, bir şirketin hukuki işlerini dosya bazında değil, süreklilik ilişkisi içinde yürüten yapıdır. Bireysel dosyada iş bellidir ve biter; kurumsal ilişkide iş, şirketin faaliyeti devam ettiği sürece yenilenir. Fark burada başlar: bireysel müvekkil çıkmış bir soruna çözüm arar, kurumsal müvekkil henüz çıkmamış sorunları görebilecek birine ihtiyaç duyar.

Kurumsal hukuk büroları uygulamada dört ayrı yükü aynı anda taşır.

Sözleşme mimarisi. Bir şirketin imzaladığı sözleşmeler tek tek değil, bir set olarak çalışır. Tedarik sözleşmesindeki teslim koşulu ile müşteri sözleşmesindeki cezai şart birbiriyle konuşmuyorsa, şirket ortada kalır: müşteriye ceza öder, tedarikçiye rücu edemez. Bu tür boşluklar tek tek sözleşme incelemesinde değil, setin bütününe bakıldığında görünür.

İstihdam ve organizasyon. Personel sayısı büyüdükçe iş hukuku riski doğrusal değil, kümülatif artar. Aynı hatalı fesih gerekçesi on kişiye uygulandığında tek dava değil, on dava doğar ve emsal karar hepsini birden etkiler. Kurumsal tarafta çalışmanın anlamı, kararı verilmeden önce masaya yatırmaktır. Bu alandaki çerçeve iş hukuku avukatı sayfasında ayrıntılandırılmıştır.

Ortaklık ve yetki yapısı. Şirketler büyürken hukuki yapıları geride kalır. Süresi dolmuş vekaletnameler, güncellenmemiş genel kurul kararları, imza sirkülerine uymayan yetkilendirmeler bugün hiçbir sorun çıkarmaz. Hepsi, ortaklardan biri çıkmak istediğinde veya bir yatırımcı inceleme yaptığında aynı anda çıkar. Pay devirleri ve ortaklık ilişkileri şirket avukatı başlığı altında yürütülür.

Uyum yükümlülükleri. Veri koruma, mali suçlarla mücadele mevzuatı ve sektörel düzenlemeler artık ceza riski taşır. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki yükümlülükler uyuşmazlık çıkmasa bile denetimle gündeme gelir. Kurumsal uyum programlarının kurulması şirket uyum avukatı sayfasında ele alınmıştır.

Şirket yöneticilerinin en sık sorduğu soru şudur: “Kurumsal hukuk bürosu ile çalışmak, iç hukuk departmanı kurmaktan pahalı mı?” Karşılaştırma doğru kurulduğunda cevap nettir. İç departman sabit maliyettir ve tek bir uzmanlık profili taşır; dış büro değişken maliyettir ve ihtiyaç duyulan hukuk dalını o an masaya getirir. Küçük ve orta ölçekli şirketlerde dış büro modeli, tek bir kurumsal avukatın maaş ve sosyal güvenlik maliyetinin altında kalarak daha geniş bir alanı kapsar. Ölçek büyüdüğünde iki model rakip değil, birlikte çalışan yapılar haline gelir: iç departman gündelik işi yürütür, dış büro uzmanlık gerektiren ve dava boyutu olan dosyaları üstlenir.

Kurumsallık iddiasının test edildiği yer ise iş kabul aşamasıdır. Kurumsal müvekkil portföyü geniş olan bir büroda, yeni bir iş üstlenilmeden önce menfaat çatışması kontrolü yapılır: aynı uyuşmazlıkta karşı tarafa daha önce hukuki yardım verilmiş mi, halihazırda veriliyor mu. Bu kontrolü yapmayan yapı, dosyanın ortasında çekilmek zorunda kalabilir ve şirketi en kötü anda vekilsiz bırakır.


⚖️ İstanbul’da hukuk bürosu seçerken nelere bakılır

Hukuk bürosu seçiminde doğrulanabilir üç sinyal vardır: baro kaydı, yazılı avukatlık sözleşmesi ve ücretin tarifeyle ilişkisinin baştan açıklanması. Geri kalan her şey, reklam yasağı nedeniyle zaten sınırlı olan bir alanda izlenim yönetiminden ibarettir.

Baro kaydının doğrulanması. Türkiye’de avukatlık yapabilmek için baro levhasına kayıtlı olmak zorunludur; bu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu‘nun temel şartıdır. Görüştüğünüz kişinin sicil numarasını sorabilir, İstanbul Barosu üzerinden kaydını teyit edebilirsiniz. Danışmanlık şirketi adı altında hukuki tavsiye veren, dava takip edeceğini söyleyen ama baro kaydı bulunmayan yapılar bu şartı karşılamaz.

Yazılı avukatlık sözleşmesi. Avukatlık sözleşmesi işin kapsamını, ücretini ve tarafların yükümlülüklerini belirler. Sözleşmesiz başlayan ilişkilerde en sık çıkan uyuşmazlık, “bu iş ücrete dahil miydi” sorusudur. İyi kurulmuş bir sözleşme yalnızca büroyu değil, müvekkili de korur; çünkü işin nerede bittiğini de yazar.

Ücretin baştan konuşulması. Ücret tereddütlü bırakılmaz. Aşağıdaki bölümlerde tarifenin nasıl işlediği ayrıntılı anlatılıyor, ancak seçim aşamasında bakılacak şey rakamın kendisi değil, rakamın nasıl hesaplandığının açıklanabilir olmasıdır.

Bu üçünün yanına, doğrulanabilir olduğu ölçüde üçüncü taraf kayıtları eklenir. Oznur & Partners, Legal 500 Country Comparative Guides Türkiye Corporate Immigration bölümüne (2025) ve Chambers Global Practice Guides Corporate Immigration 2026 Türkiye bölümüne katkı sunan büro olarak yer almıştır. Her iki rehberde de ülke bölümleri davet usulüyle tek büro tarafından hazırlanır; bu kayıtlar bir sıralama veya derecelendirme değildir. Değeri, iddianın okuyucu tarafından kaynağından teyit edilebilir olmasındadır.

Seçim aşamasında sorulması gereken son soru şudur: “İlk görüşmede kim karşınıza çıkıyor?” Dosyayı üstlenecek avukatın ilk görüşmede masada olmaması, ilerideki iletişim düzeninin habercisidir. Ekibimizi ve çalışma alanlarını ekibimiz sayfasından, büronun kuruluş yaklaşımını ise hakkımızda sayfasından inceleyebilirsiniz.


⚖️ Hukuk bürosu seçerken en sık yapılan hatalar

Seçim hatalarının çoğu bilgi eksikliğinden değil, acele etmekten doğar. Tebligatı elinde tutan kişi, o gün ulaşabildiği ilk avukatla çalışmaya başlar ve dosyanın niteliğiyle uzmanlık alanının örtüşüp örtüşmediğini sormaz.

Sonuç taahhüdüne güvenmek. Avukatlık, sonuç taahhüdü içermez; hukuki yardım borcudur. “Bu davayı kazandırırım” cümlesi mesleki olarak verilemeyecek bir sözdür. Değerlendirmenin doğru biçimi ihtimalleri ve riskleri göstermektir: hangi delil güçlü, hangisi zayıf, karşı taraf hangi savunmayı ileri sürebilir.

Uzmanlık alanını sormamak. Bütün avukatlar bütün davaları takip etme yetkisine sahiptir, ancak yetki ile pratik deneyim aynı şey değildir. Yıllardır ağırlıklı olarak ceza dosyası yürüten bir avukat için karmaşık bir şirket satın alma sözleşmesi, aynı hızda ilerlemez. Doğru soru şudur: son bir yılda bu türden kaç dosya yürüttünüz?

Belgeyi eksik anlatmak. Müvekkillerin bir kısmı, aleyhine olduğunu düşündüğü belgeyi ilk görüşmede paylaşmaz. Bu, dosyanın en kötü başlangıcıdır. Karşı taraf o belgeyi zaten sunacaktır ve strateji, belge ortaya çıktığında değil, en baştan onun varlığı bilinerek kurulmalıdır. Avukatın sır saklama yükümlülüğü Avukatlık Kanunu madde 36’da düzenlenmiştir; anlatılan hiçbir şey dosya dışına çıkmaz.

Ücreti tek kriter yapmak. Fiyat kıyaslaması yaparken çoğu zaman kıyaslanan şey aynı hizmet değildir. Bir teklif yalnızca dava açılışını, diğeri arabuluculuk, dava, istinaf ve icra aşamalarını kapsıyor olabilir. Kapsam eşitlenmeden yapılan fiyat karşılaştırması yanıltıcıdır.

İlk teklifi tek teklif sanmak. Karşı taraftan gelen ilk sulh önerisi, çoğu zaman karşı tarafın kendi risk hesabını yansıtır, dosyanın gerçek değerini değil. Teklifi değerlendirmenin doğru yolu, kabul edilmesi halinde kazanılacak tutarı, reddedilmesi halinde yürütülecek yargılamanın süresi ve maliyetiyle karşılaştırmaktır. Bu hesabı yapmadan verilen ret kararı da, kabul kararı da tahmine dayanır.

Süreleri sonraya bırakmak. En pahalı hata budur. Elinize bir tebligat ulaştığında yapılacak ilk iş, o belgenin bir süre başlatıp başlatmadığını öğrenmektir. Süre işlemeye başlamışsa avukat seçimi artık haftalara değil, günlere sığdırılması gereken bir karardır.


⚖️ Avukat ücreti nasıl belirlenir, hukuk bürosu ne kadar alır?

Avukatlık ücreti, Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanıp Resmî Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin altında kararlaştırılamaz; üst sınır ise sözleşmeyle serbestçe belirlenir. Yüzde esaslı ücretlendirmede ise Avukatlık Kanunu madde 164 sınır koyar: dava konusu değerin yüzde 25’ini aşan oran geçerli değildir.

Ücret kalemleri uygulamada üçe ayrılır ve karıştırıldığında beklenti sorunları çıkar:

  • Avukatlık ücreti: Büroya ödenen hizmet bedeli. Maktu (sabit) veya nispi (dava değerine oranlı) olabilir. Katma değer vergisi bu tutara ayrıca eklenir.
  • Yargılama gideri ve harçlar: Başvurma harcı, peşin harç, bilirkişi ve keşif avansı, tebligat masrafı, tanık gideri. Bunlar büroya değil, devlete ve mahkeme veznesine ödenir.
  • Karşı vekalet ücreti: Davayı kaybeden tarafın, kazanan tarafın avukatına ödemesine hükmedilen tutar. Tarife üzerinden hesaplanır ve müvekkilin ödediği ücretten bağımsızdır.

Bu üç kalemin en çok karıştırılanı ikincisidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 120 uyarınca davacı, dava açarken mahkeme veznesine gider avansı yatırmak zorundadır. Avans yatırılmazsa mahkeme bir haftalık kesin süre verir; bu süre içinde de yatırılmazsa dava açılmamış sayılır. Yani ilk aşamada ödenen paranın bir kısmı avukatın değil, dosyanın masrafıdır ve dosya lehe sonuçlanırsa karşı taraftan tahsil edilmek üzere hüküm altına alınır.

Maktu ve nispi ücret ayrımı da pratikte sonuç doğurur. Maktu ücret, dava değerinden bağımsız sabit tutardır ve konusu para olmayan işlerde uygulanır: velayet, tapu iptali, iş güvencesi davaları, ceza dosyaları. Nispi ücret ise dava değerinin belirli dilimlerine uygulanan oranlardan hesaplanır ve alacak, tazminat, itirazın iptali gibi konusu para olan dosyalarda gündeme gelir. Aynı olay iki farklı dava türüne konu olabildiğinde, seçilen yol ücreti de değiştirir (bu yüzden dava türü kararı yalnızca hukuki değil, maliyet kararıdır).

Yargılama giderleri kalemi de tek bir rakam değildir. Başvurma harcı dava açılışında bir kez alınır; peşin harç konusu para olan davalarda dava değeri üzerinden hesaplanır ve karar sonrası bakiye harç tamamlanır. Bunların yanında tebligat gideri, tanık ücreti, bilirkişi ücreti ve keşif yapılacaksa keşif avansı vardır. Bilirkişi ve keşif kalemleri baştan öngörülemez, çünkü mahkemenin bu yollara başvurup başvurmayacağı yargılama sırasında belli olur.

Maliyetin aşamalara nasıl dağıldığını görmek, bütçe planlaması için ücret rakamından daha kullanışlıdır. Ticari bir alacak dosyasında sıra şöyle işler: arabuluculuk aşamasında taraflar arabulucu ücretini paylaşır ve bu tutar dava aşamasındaki giderlerin yanında düşük kalır; anlaşma sağlanamazsa dava aşamasında gider avansı ve avukatlık ücreti devreye girer; karar aleyhe çıkar ve istinafa gidilirse istinaf başvuru harcı, istinaf karar harcı ve bu aşama için ayrıca kararlaştırılan avukatlık ücreti eklenir. Yani bir uyuşmazlığın maliyeti tek seferde değil, üç ayrı eşikte doğar ve her eşikte devam edip etmeme kararı yeniden verilebilir.

Ücret aralığı soran müvekkile verilecek dürüst cevap şudur: rakam, işin türüne ve dosyanın hangi aşamada devralındığına göre değişir. Aynı alacak dosyası, ihtarname aşamasında devralındığında farklı, üç yıl sürmüş ve istinaf aşamasına gelmiş halde devralındığında farklı bir emek gerektirir. İkinci durumda ücret daha yüksektir, çünkü önce dosyadaki hataların onarılması gerekir.

Ödeme düzeni de baştan konuşulan bir konudur. Uzun süren dosyalarda ücret genellikle aşamalara bölünür: dosya devri, dava açılışı, bilirkişi raporu sonrası ve karar aşaması gibi. Bu bölünme müvekkil için nakit akışını öngörülebilir kılar, büro için de emeğin karşılığını dosyanın seyrine bağlar. Yargılama giderlerinin ise dava boyunca zaman zaman ek avans olarak istenebileceği unutulmamalıdır; bilirkişi veya keşif kararı çıktığında yatırılması gereken tutar mahkemece belirlenir ve süresinde yatırılmazsa delil değerlendirmesi eksik kalabilir.

Davanın kısmen kazanılması halinde maliyetin nasıl paylaşılacağı da baştan bilinmelidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca yargılama giderleri kural olarak haksız çıkan tarafa yüklenir; taraflar kısmen haklı çıkmışsa giderler haklılık oranına göre paylaştırılır. Pratik sonucu şudur: yüz birim alacak için açılan ve altmış birim kabul edilen bir davada, kabul edilen kısım için karşı taraftan vekalet ücreti alınırken, reddedilen kırk birim için karşı tarafın avukatına ücret ödenir. Talep tutarının şişirilmesi bu yüzden ücretsiz bir strateji değildir (fazla talep, reddedilen kısım üzerinden geri döner).

Uygulamada sorulan bir başka soru vekilin değişmesi halinde ne olacağıdır. “Avukatımı azlettim, ödediğim ücret geri gelir mi?” Avukatlık Kanunu madde 174 bu durumu düzenler: haklı bir sebep olmaksızın azil halinde avukat, ücretin tamamına hak kazanır. Haklı sebep varsa değerlendirme yapılır ve yapılan işin karşılığı hesaplanır. Bu yüzden vekil değişikliği kararı, duygusal değil, dosyanın gerçek durumu üzerinden verilmelidir.

Ücret konusunda anlaşmazlık çıkarsa izlenecek yol da bellidir. Avukat ile müvekkil arasındaki ücret uyuşmazlıklarında öncelikle bağlı olunan baronun uzlaştırma mekanizmasına başvurulabilir; sonuç alınamazsa uyuşmazlık genel mahkemelerde görülür. Uygulamada bu aşamaya gelen dosyaların büyük kısmında ortak bir eksik vardır: yazılı avukatlık sözleşmesi ya hiç yapılmamıştır ya da kapsamı belirsiz bırakılmıştır. Sözleşmenin koruduğu taraf yalnızca avukat değildir; kapsamı yazılı olan bir ilişkide müvekkil de neyin ücrete dahil olmadığını baştan bilir.

Son bir nokta özellikle vurgulanmalıdır: “En düşük teklifi veren büro neden riskli olabilir?” Tarifenin altına inen teklif, ya işin kapsamının daraltıldığı ya da dosyanın yeterli emek ayrılmadan yürütüleceği anlamına gelir. Avukatlık ücreti pazarlık kalemi olarak görüldüğünde, kısılan şey rakam değil, dosyaya ayrılan hazırlık süresidir. Tarife her yıl güncellendiği için, kritik bir hesap söz konusuysa yürürlükteki metin üzerinden teyit alınmalıdır.


⚖️ Kurumsal danışmanlıkta ücret modelleri ve bütçeleme

Kurumsal danışmanlıkta ücret üç modelden biriyle kurulur: aylık sabit danışmanlık bedeli, saatlik ücretlendirme veya proje bazlı sabit tutar. Model seçimi hizmetin kalitesini değil, şirketin bütçe öngörülebilirliğini belirler.

Aylık sabit danışmanlık. Belirli bir kapsam karşılığında her ay sabit tutar ödenir. Kapsam genellikle sözleşme inceleme, gündelik hukuki görüş, personel işlemleri ve yazışma desteğini içerir. Dava, icra takibi ve sınır ötesi işler kapsam dışıdır ve ayrıca değerlendirilir. Bu modelin avantajı bütçelenebilirliktir; şirket yıllık hukuk giderini baştan bilir.

Saatlik ücretlendirme. Kapsamı önceden tanımlanamayan işlerde kullanılır: müzakere süreçleri, inceleme çalışmaları, kriz yönetimi. Şeffaflığın şartı zaman kaydının detaylı tutulması ve fatura ekinde sunulmasıdır. Hangi işe kaç saat harcandığını göremeyen bir şirket, saatlik modeli denetleyemez.

Proje bazlı sabit tutar. Başı ve sonu belli işler için uygundur: şirket kuruluşu, birleşme işlemi, sözleşme setinin yenilenmesi, uyum programının kurulması. Kapsam sözleşmede yazılır ve kapsam dışına çıkan iş ayrıca fiyatlanır.

Şirket yöneticilerinin bütçe aşamasında sorduğu soru genellikle şudur: “Yıllık hukuk bütçemizi neye göre belirleyeceğiz?” Sağlıklı bir tahmin üç girdiden çıkar: yıl içinde imzalanacak sözleşme sayısı, personel sayısı ve devam eden dava sayısı. Sözleşme trafiği yoğun ama davası az olan şirket için sabit danışmanlık yeterlidir; dava sayısı artan şirkette dava bütçesi ayrı bir kalem olarak tutulmalıdır, çünkü yargılama giderleri danışmanlık bedeline dahil edilemez.

Bütçelemede en sık atlanan kalem karşı vekalet ücretidir. Dava kaybedildiğinde şirket, kendi avukatına ödediği ücrete ek olarak karşı tarafın avukatına tarife üzerinden hesaplanacak vekalet ücretini de öder. Bu kalem risk analizine yazılmadığında, kaybedilen davanın gerçek maliyeti tahmin edilenin üzerine çıkar.

Dava bütçesi ayrı tutulduğunda ikinci bir fayda doğar: şirket, her uyuşmazlıkta dava açıp açmama kararını maliyet üzerinden verebilir hale gelir. Düşük tutarlı ama uzun sürecek bir dosyada, yargılama gideri ve avukatlık ücreti toplamı alacağın kendisine yaklaşabilir. Bu hesabı önceden yapan şirket sulh seçeneğini zayıflık olarak değil, tercih olarak masaya koyar (ve çoğu zaman daha iyi bir sonuç alır).

Maliyet karşılaştırması yapılırken dikkat edilmesi gereken bir nokta daha vardır: iç departman maliyeti yalnızca maaş değildir. Sosyal güvenlik primi, izin ve tazminat karşılıkları, eğitim ve yazılım abonelikleri, ve tek kişilik bir departmanın izinli veya raporlu olduğu dönemlerdeki kesinti riski toplam maliyete eklenir. Dış büro modelinde bu kalemlerin hiçbiri şirketin bilançosunda görünmez.

Sabit danışmanlık modelinde en sık yaşanan sorun kapsam kaymasıdır. İlişki, ayda birkaç sözleşme incelemesi beklentisiyle kurulur; altı ay sonra şirket her gün telefonla görüş sormaya başlar ve iki taraf da rahatsız olur. Bunun çözümü ücreti yükseltmek değil, kapsamı sayısallaştırmaktır: ayda kaç sözleşme incelemesi, kaç yazılı görüş, kaç toplantı. Sayı aşıldığında ek işin nasıl fiyatlanacağı sözleşmede yazılıysa tartışma çıkmaz, fatura çıkar.

Faturalama düzeni de baştan konuşulmalıdır. Danışmanlık bedeli aylık faturalanır ve katma değer vergisi eklenir; yargılama giderleri ise hizmet bedeli değildir, masraf aktarımıdır ve dekont karşılığı gösterilir. Bu ikisinin aynı faturada karışması, hem muhasebe tarafında hem müvekkil algısında sorun yaratır. Şirketin mali müşaviriyle bu ayrımın en başta netleştirilmesi, sonradan yapılacak düzeltmelerden ucuzdur.

Kurumsal tarafta sorulan bir başka soru şudur: “Ücreti yıl içinde artırabilir misiniz?” Sağlıklı olan, revizyon zamanını ve ölçütünü sözleşmeye yazmaktır: yılda bir kez, belirlenen bir gösterge üzerinden. Ölçütü yazılmamış bir ücret ilişkisinde artış talebi her seferinde müzakereye dönüşür ve müzakerenin kendisi ilişkiyi yıpratır.

Ücret modeli seçildikten sonra sözleşmede netleşmesi gereken üç şey kalır: kapsam dışı işlerin nasıl fiyatlanacağı, ücretin hangi periyotta gözden geçirileceği ve ilişkinin nasıl sonlandırılacağı. Bu üçü yazılmadığında, iyi başlayan kurumsal ilişkilerin çoğu ikinci yılda ücret tartışmasına girer.


⚖️ Kaçırıldığında geri dönüşü olmayan süreler

Hukukta hak kaybının en yaygın sebebi haksızlık değil, süredir. Aşağıdaki takvimler İstanbul’daki hukuk bürolarına gelen dosyalarda en sık kaçırılan sürelerdir ve neredeyse tamamı, kişi henüz dava düşünmediği aşamada işlemeye başlar.

  • İşe iade talebi: Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurulmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür.
  • İlamsız icrada ödeme emrine itiraz: Tebliğden itibaren 7 gün. İtiraz edilmezse takip kesinleşir ve borcun varlığı tartışılamaz hale gelir.
  • Hukuk davalarında istinaf: Kararın tebliğinden itibaren kural olarak 2 hafta.
  • Ceza yargılamasında istinaf: Hükmün açıklanmasından veya tebliğinden itibaren 7 gün.
  • Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk: Konusu para alacağı olan ticari davalarda arabuluculuk dava şartıdır. Süreç kural olarak 6 hafta, zorunlu hallerde 2 hafta uzatmayla yürütülür.
  • İş uyuşmazlıklarında arabuluculuk: Kural olarak 3 hafta, gerekli hallerde 1 hafta uzatma.
  • Kira uyuşmazlıkları: Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda da arabuluculuk dava şartı olarak uygulanır.

Bu listenin işlevi kaygı üretmek değil, eşiği göstermektir. Yedinci günün sabahı ile sekizinci günün sabahı arasındaki fark, hukuken iki ayrı dünyadır: birinde borcun varlığı tartışılabilir, diğerinde tartışılamaz. Sürelerin yıllık olarak güncellendiği unutulmamalı, kritik bir tarih söz konusuysa yürürlükteki metin üzerinden teyit alınmalıdır.

İcra ve iflas boyutu ayrıca ele alınması gereken bir alandır; icra ve iflas hukuku sayfasında takip türleri ve itiraz yolları ayrıntılandırılmıştır. Kıdem ve ihbar hesabının nasıl yapıldığı ise kıdem ve ihbar tazminatı rehberinde ele alınmaktadır.


⚖️ İstanbul’da dosyanız hangi adliyede görülür?

İstanbul tek bir adliyeden yönetilmez; şehir, yetki alanlarına bölünmüş birden fazla adalet sarayına dağılmıştır. Dosyanın hangi adliyede açılacağı, uyuşmazlığın türüne ve tarafların yerleşim yerine göre belirlenir ve bu, sürecin pratik hızını doğrudan etkiler.

Avrupa yakasında ağırlık merkezi, Şişli’deki İstanbul Adalet Sarayı’dır (Çağlayan). Bakırköy Adliyesi, Bakırköy, Bahçelievler, Zeytinburnu, Küçükçekmece hattındaki uyuşmazlıkların önemli kısmını görür. Büyükçekmece, Gaziosmanpaşa ve Silivri kendi adliyeleriyle çalışır. Anadolu yakasında Kartal’daki Anadolu Adalet Sarayı merkezdir.

Bu dağılım, dosya takibinde iki pratik sonuç doğurur. Birincisi, aynı gün içinde iki farklı yakada duruşması olan avukat için trafik gerçek bir kısıttır; büro yapısı bu kısıtı iş bölümüyle çözer. İkincisi, adliyeler arasında iş yoğunluğu ve duruşma aralıkları farklılık gösterir, dolayısıyla yetki itirazı veya dosyanın nakli gibi usul adımları sadece hukuki değil, zamansal sonuç da doğurur.

Yetki ve görev ayrımı da burada netleşmelidir. Görev, uyuşmazlığın hangi tür mahkemede görüleceğini belirler: ticari nitelikteki uyuşmazlıklar asliye ticaret, iş ilişkisinden doğanlar iş mahkemesi, aile ilişkisinden doğanlar aile mahkemesi önünde görülür. Yetki ise hangi yer mahkemesinin bakacağını gösterir ve kural olarak davalının yerleşim yeri esas alınır, ancak sözleşmeden veya kanundan doğan istisnalar vardır. Yanlış mahkemede açılan dava, esasa girilmeden usulden reddedilebilir ve bu, aylar kaybettirir.

Uygulamada sık karıştırılan bir nokta, adliyenin fiziki yerinin dosyanın hızını doğrudan belirlediği varsayımıdır. Belirleyici olan bina değil, o adliyedeki ilgili mahkemenin iş yüküdür; aynı adliye içinde bir daire hızlı çalışırken diğeri aylarca duruşma günü veremeyebilir. Bu yüzden “hangi adliye daha hızlı” sorusunun tek bir cevabı yoktur, dosya türüne göre değişir. Zorunlu arabuluculuk aşamasının da adliye dışında yürüdüğü, arabulucunun Adalet Bakanlığı siciline kayıtlı kişiler arasından atandığı unutulmamalıdır; süreç adliyede değil, arabulucunun bürosunda geçer.

Sözleşmelerdeki yetki şartı bu noktada ayrı bir öneme sahiptir. Tacirler arasındaki sözleşmelerde belirli bir mahkemenin yetkili kılınması mümkündür ve pratikte bu şart, uyuşmazlık çıktığında hangi şehirde ve hangi adliyede savaşılacağını baştan belirler. Sözleşme imzalanmadan önce okunması gereken maddelerin başında gelir, çünkü ticari ilişki iyi giderken kimsenin dikkat etmediği bu satır, ilişki bozulduğunda maliyeti doğrudan etkiler.


⚖️ Kurumsal müvekkil ilişkisi nasıl kurulur ve yürütülür

Kurumsal danışmanlık ilişkisi bir sözleşmeyle başlamaz, bir envanterle başlar. İlk adım, şirketin hangi hukuki belgelere sahip olduğunun ve bunların hangi tarihte güncellendiğinin çıkarılmasıdır. Bu envanter olmadan verilen her görüş, eksik bilgiye dayanır.

Başlangıç taraması. Sözleşme seti, personel özlük dosyaları, ortaklık yapısı ve yetki belgeleri gözden geçirilir. Bu tarama çoğu zaman gündemdeki sorundan daha maliyetli başka riskleri ortaya çıkarır: süresi dolmuş imza sirküleri, tek nüsha imzalanmış ve karşı tarafta kalan sözleşmeler, tescil edilmemiş genel kurul kararları. Şirket satın alma ve ortaklık süreçlerinde bu tarama hukuki inceleme başlığı altında sistemli biçimde yürütülür.

Yetki ve iletişim matrisi. Şirket tarafında kimin hangi konuda talimat verebileceği baştan yazılır. Bu, bürokratik bir ayrıntı gibi görünür ama pratikte en çok soruna yol açan konudur: farklı departmanlardan gelen çelişkili talimatlar, hem işi yavaşlatır hem sorumluluk belirsizliği yaratır. Tek irtibat noktası ve yedeğinin sözleşmede belirlenmesi bu riski kapatır.

Yanıt süresi taahhüdü. Kurumsal ilişkide beklentinin en sık kırıldığı yer hız algısıdır. Acil ve olağan işlerin ayrımı ile her biri için yanıt süresinin baştan yazılması, ilerideki memnuniyetsizliğin büyük kısmını önler. Acil tanımı da yazılır: süre başlatan tebligat, savcılık daveti, haciz ihbarnamesi, denetim yazısı.

Raporlama ritmi. Şirketler hukuk giderini ve dosya durumunu düzenli görmek ister. Uygulamada işleyen düzen, aylık kısa durum raporu ve çeyrek dönemde bir daha kapsamlı bir gözden geçirmedir. Rapor içeriği üç başlıktan oluşur: devam eden dosyaların aşaması ve bir sonraki takvim, dönem içinde kapanan işler, ve öngörülen risklerle önerilen aksiyonlar. Bu ritim kurulmadığında yönetim, hukuki durumu ancak kötü haber geldiğinde öğrenir.

Kurum içi bilgi akışı. Dış büro ne kadar iyi çalışırsa çalışsın, şirket içinde bilgi doğru kişiye ulaşmıyorsa sistem aksar. En sık görülen kopukluk noktası, tebligatın şirket adresine ulaştığı andır: evrak resepsiyonda veya muhasebede bekler, hukuk tarafına günler sonra iletilir ve o arada süre işlemeye devam eder. Bunun çözümü teknik değil, düzenseldir: gelen resmi evrakın aynı gün taranıp tek bir adrese iletileceği kuralının yazılı hale getirilmesi ve şirket içinde duyurulması. Yıl içinde bir kez bile devreye girmese, tek seferde kendini amorti eden bir kuraldır.

Yöneticilerin sorduğu soru genellikle şudur: “Dosyada bir gelişme olduğunda bize kim, ne zaman haber verecek?” Doğru cevap kişiye değil, düzene bağlanmalıdır: sorumlu avukat bellidir, bilgilendirme kanalı sözleşmede yazılıdır ve süre başlatan her gelişme aynı gün iletilir. Vekaletname verildikten sonra dosyalar ayrıca e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı ile şirket tarafından da izlenebilir.

Kriz anı protokolü. Bazı olaylar normal iş akışını askıya alır: kolluk veya savcılık talebi, denetim ziyareti, veri ihlali, basına yansıyan bir uyuşmazlık. Bu durumlarda kaybedilen ilk saatler sonradan telafi edilemez. Protokol üç şeyi baştan belirler: şirket içinde kimin haber vereceği, hangi belgelerin derhal muhafazaya alınacağı ve kimin açıklama yapmaya yetkili olduğu. Yetkisiz kişinin iyi niyetle verdiği bir beyan, sonraki savunmanın hareket alanını daraltabilir.

Dosya devri ve geçiş. Şirket başka bir bürodan geçiş yapıyorsa, devrin ilk işi devam eden süreleri çıkarmaktır. Devir sırasında işleyen bir istinaf veya itiraz süresi varsa, dosyanın diğer bütün ayrıntılarından önce o gelir. Devirde alınması gereken asgari set şudur: vekaletname aslı, dilekçe ve karar örnekleri, delil dosyası, yapılmış ödemelere ilişkin belgeler ve önceki vekilin ücret durumunu gösteren kayıt. Eksik devralınan bir dosya, ilk aylarda görünmeyen ama duruşmada ortaya çıkan boşluklar taşır.

Veri ve gizlilik düzeni. Kurumsal dosyalar kişisel veri içerir. Belgelerin nerede saklandığı, kimlerin eriştiği ve dosya kapandıktan sonra ne kadar süreyle muhafaza edildiği sözleşmeye yazılabilir. Bu düzen yalnızca meslek kuralı değil, 6698 sayılı Kanun kapsamında şirketin kendi yükümlülüğüdür; veri işleyen sıfatıyla çalışan her tarafın sorumluluğu tanımlanmalıdır.

Yıllık gözden geçirme. Kurumsal ilişkide bakım, dosya takibinden ayrı bir iştir ve yılda bir kez sabit bir gündemle yapılır. Kontrol edilen başlıklar şunlardır:

  • Sözleşme şablonları: Yürürlükteki mevzuata uygunluk, cezai şart ve sorumluluk sınırlarının güncelliği, karşı taraf lehine kaymış maddelerin tespiti.
  • Yetki belgeleri: İmza sirküleri geçerlilik tarihi, vekaletnamelerin kapsamı, temsil yetkisinin ticaret siciline tescil edilmiş hali ile fiili kullanım arasındaki fark.
  • Personel dosyaları: İş sözleşmelerinin güncel mevzuata uygunluğu, özlük dosyası eksikleri, iş güvenliği belgelerinin süresi.
  • Ortaklık yapısı: Genel kurul kararlarının tescil durumu, pay defteri kayıtları, ortaklar arası sözleşmenin hâlâ mevcut yapıyı yansıtıp yansıtmadığı.
  • Veri işleme süreçleri: Veri envanterinin güncelliği, aydınlatma metinlerinin kapsamı, üçüncü taraf aktarımlarının sözleşmeye bağlanmış olması.
  • Devam eden dosyalar: Karşılık ayrılması gereken riskler, zamanaşımına yaklaşan alacaklar, tahsil kabiliyeti düşmüş ilamlar.

Bu bakım yapılmadığında iş birikmez, gizlenir; ve bir gün toplu halde dava olarak ortaya çıkar. Listedeki son madde özellikle ihmal edilir: kazanılmış ama tahsil edilmemiş bir ilam, şirketin bilançosunda alacak olarak durur ama borçlunun ödeme gücü her yıl azalır. Uyuşmazlık yönetimi yaklaşımımız uyuşmazlık çözümü ve dava yönetimi sayfasında ayrıntılandırılmıştır.


⚖️ İlk görüşmeye ne getirmeli, süreç nasıl işler?

İlk görüşmenin verimi, getirilen belgeye bağlıdır. Anlatılan olayla belgelerin gösterdiği olay çoğu zaman aynı değildir ve avukatın değerlendirmesi belgeye göre şekillenir.

Görüşmeye getirilmesi gereken asgari belgeler şunlardır:

  • Kimlik belgesi, şirketler için imza sirküleri ve ticaret sicil kaydı
  • Uyuşmazlığın kaynağı olan sözleşme, fatura, sipariş formu veya tapu kaydı
  • Karşı taraftan gelen her türlü yazı: ihtarname, tebligat, ödeme emri, fesih bildirimi
  • Tebligat zarfı veya tebliğ tarihini gösteren belge, çünkü süreler bu tarihten işler
  • Yazışma kayıtları: e-posta, mesajlaşma ekran görüntüleri, tutanaklar
  • Varsa daha önce başka bir avukatça yapılmış işlemlere ait evrak

Süreç genellikle şu sırayı izler. İlk görüşmede olay ve belgeler değerlendirilir, hukuki nitelendirme yapılır ve muhtemel yollar ile riskleri konuşulur. Ardından avukatlık sözleşmesi imzalanır ve vekaletname düzenlenir. Vekaletname noterde çıkarılır; boşanma ve bazı özel dosyalarda fotoğraflı vekaletname gerekir. Yurt dışındaki müvekkiller vekaletnamelerini bulundukları ülkedeki Türk konsolosluğunda düzenletebilir veya yerel noterden alıp apostil şerhi ile Türkiye’de kullanılabilir hale getirebilir.

İlk görüşmenin çıktısı bir dava kararı olmak zorunda değildir. Görüşmenin sonunda üç ihtimalden biri netleşir: dosya hukuken güçlüdür ve harekete geçilir, dosya zayıftır ve önce delil toplanması gerekir, ya da uyuşmazlık dava dışı yollarla çözülebilir niteliktedir. Bu üç sonucun hiçbiri kötü haber değildir; kötü haber, hangi durumda olunduğunun bilinmemesidir.


⚖️ Ticari alacak tahsilinde izlenen yol

Ticari alacak dosyaları, İstanbul’daki hukuk bürolarına en çok gelen iş türüdür ve izlenen yol büyük ölçüde standarttır. Sıra atlanmaz, çünkü her adım bir sonrakinin delilini üretir.

  • Belge tespiti: Fatura, irsaliye, sözleşme, sipariş formu, cari hesap ekstresi ve teslim kayıtları toplanır. Alacağın varlığından çok, ispat edilebilirliği belirleyicidir.
  • İhtarname: Noter kanalıyla gönderilen ihtarname borçluyu temerrüde düşürür ve faiz başlangıcını belgeler. Bazı dosyalarda tek başına ödeme sağlar.
  • Zorunlu arabuluculuk: Konusu para alacağı olan ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartıdır. Anlaşma sağlanırsa düzenlenen belge ilam niteliğinde sayılır ve doğrudan icraya konulabilir.
  • İcra takibi veya dava: Elde senet, çek veya ilam varsa doğrudan icra takibi yolu tercih edilir. Alacak tartışmalıysa dava yolu izlenir.
  • Teminat ve ihtiyati haciz: Borçlunun malvarlığını kaçırma riski varsa, dava veya takip öncesinde ihtiyati haciz talep edilebilir. Bu adım geciktiğinde kazanılan dava tahsil edilemeyen ilama dönüşür.
  • Tahsilat: Haciz, satış ve sıra cetveli aşamaları yürütülür. Borçlunun malvarlığı araştırması bu aşamanın belirleyici adımıdır.

Uygulamada kritik soru şudur: “Kararı aldım ama parayı alamıyorum, ne yapmalıyım?” Bu noktada mesele hukuki değil, icra tekniğine ilişkindir: borçlunun banka hesapları, taşınmazları, araçları, üçüncü kişilerdeki alacakları ve şirket payları ayrı ayrı araştırılır. Araştırma sırası da rastgele değildir: önce hızlı sonuç veren kalemlere bakılır (banka hesapları ve araç kaydı), ardından tapu kayıtları ve şirket payları, en sonda üçüncü kişilerdeki alacaklar için haciz ihbarnamesi gönderilir. Borçlu şirketse ticaret sicil kayıtları üzerinden ortaklık yapısındaki değişiklikler de incelenir; takipten kısa süre önce yapılan devirler, tasarrufun iptali davasının konusu olabilir. Yurt dışındaki borçlular için süreç uluslararası alacak tahsili başlığında, yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de icrası ise tanıma ve tenfiz sürecinde ele alınır.

Bir uyarı yerinde olur: alacağın doğduğu tarih ile takibe geçildiği tarih arasındaki mesafe, tahsil ihtimalini doğrudan düşürür. Borçlunun ödeme gücü zamanla artmaz, alacaklı sayısı artar. Beklemek burada bir strateji değildir.


⚖️ Gizlilik, menfaat çatışması ve mesleki sorumluluk

Avukatın sır saklama yükümlülüğü, müvekkil ilişkisinin çekirdeğidir ve dosya kapandıktan sonra da devam eder. Bu yükümlülük Avukatlık Kanunu madde 36’da düzenlenmiştir ve ihlali disiplin sorumluluğu doğurur.

Menfaat çatışması ise daha az bilinen ama seçim aşamasında sorulması gereken bir konudur. Avukatlık Kanunu madde 38 uyarınca avukat, aynı işte menfaati zıt olan tarafa daha önce hukuki yardım vermişse işi reddetmek zorundadır. Kurumsal müvekkil portföyü geniş olan bürolarda bu kontrol, iş kabul edilmeden önce yapılır. İlk görüşmede “karşı tarafla bir ilişkiniz var mı” sorusunu sormak, sonradan doğacak bir çekilme riskini baştan eler.

Üçüncü konu, dosyanın kaydıdır. Belgelerin nerede saklandığı, kimlerin eriştiği ve dosya kapandıktan sonra ne kadar süreyle muhafaza edildiği, kurumsal müvekkiller için sözleşmeye yazılabilecek unsurlardır. Kişisel veri içeren dosyalarda bu düzen, yalnızca meslek kuralı değil, veri koruma mevzuatının da konusudur; ilgili çerçeve bilişim avukatı sayfasında ele alınmıştır.

Bu üç başlık birlikte, bir hukuk bürosunun kurumsallık iddiasının test edildiği yerdir. Kurumsallık ofisin büyüklüğüyle değil, bu kontrollerin iş kabul edilmeden önce yapılıp yapılmadığıyla ölçülür.


⚖️ Uzaktan çalışma ve yurt dışındaki müvekkiller

Türkiye’deki hukuki işlerin büyük bölümü, müvekkilin fiziksel olarak burada bulunmasını gerektirmez. Vekaletname düzenlendikten sonra şirket kuruluşu, sözleşme müzakeresi, tapu işlemleri, dava ve icra takibi uzaktan yürütülebilir.

Yurt dışındaki müvekkiller için işleyiş şöyledir. Vekaletname bulunulan ülkedeki Türk konsolosluğunda düzenlenir; alternatif olarak yerel noterde düzenlenip Lahey Apostil Sözleşmesi kapsamında apostil şerhi alınır ve yeminli tercüman tarafından Türkçeye çevrilir. Apostil sisteminin dışında kalan ülkelerde konsolosluk tasdiki yolu kullanılır.

Belge akışı dijital yürütülür, imza gerektiren adımlar için kargo veya konsolosluk kanalı kullanılır. Görüşmeler video konferansla yapılır. Bu model, Türkiye’ye gelmeden dosya açtırmak veya şirket kurmak isteyen yurt dışındaki Türk vatandaşları ve yabancı yatırımcılar için standart çalışma biçimidir.

Yurt dışındaki Türk vatandaşları için en sık gelen işler miras paylaşımı, taşınmaz satışı, boşanma ve yurt dışında verilmiş kararların Türkiye’de geçerli kılınmasıdır. Bu dosyaların ortak özelliği, yurt dışında düzenlenmiş belgelerin Türkiye’de kullanılabilir hale getirilmesini gerektirmesidir: apostil, yeminli tercüme ve gerektiğinde konsolosluk onayı. Belge zincirindeki tek bir eksik halka, dosyanın aylarca beklemesine yol açar.

Uzaktan çalışmanın sınırı da açıkça söylenmelidir: bazı işlemler bizzat huzurda bulunmayı gerektirir, örneğin bazı ceza yargılamalarında sanığın duruşmada hazır bulunması veya biyometrik kayıt gerektiren idari başvurular. Bu istisnalar dosya başında belirlenir, sürecin ortasında sürpriz olarak çıkmaz.


⚖️ Oznur & Partners’ın çalışma yaklaşımı

Oznur & Partners, İstanbul merkezli çalışan, bireysel ve kurumsal dosyaları aynı yapı içinde yürüten bir hukuk bürosudur. Çalışma alanı ticaret ve şirketler hukukundan aile ve miras hukukuna, gayrimenkul ve icra dosyalarından sınır ötesi uyuşmazlıklara uzanır.

Büronun dışarıdan doğrulanabilir iki kaydı vardır. Legal 500 Country Comparative Guides Türkiye Corporate Immigration bölümü (2025), yazarları Av. Fatih Oznur ve Av. Ayşe Nezir. Chambers Global Practice Guides Corporate Immigration 2026 Türkiye bölümü. İkisi de kurumsal göçmenlik alanında hazırlanan rehberlere yazılı katkıdır, genel bir büro sıralaması değildir.

Kurucu ortak Av. Fatih Oznur ve ekip üyelerinin uzmanlık alanları ekibimiz sayfasında ayrı ayrı yer almaktadır. Hangi konuda hangi avukatın çalıştığını dosya devri öncesinde bilmek, müvekkilin en temel hakkıdır.

Çalışma düzeninin iki pratik unsuru vardır. Birincisi, her dosyanın başında hukuki nitelendirme ve süre haritasının çıkarılması: hangi tarihler işliyor, hangi adımın son günü ne zaman, hangi belge hangi aşamada gerekecek. İkincisi, uyuşmazlık öncesi seçeneklerin dava ile birlikte değerlendirilmesi: ihtarname, arabuluculuk, sulh protokolü veya sözleşmenin yeniden düzenlenmesi çoğu zaman daha kısa ve daha ucuz yollardır.

Yaklaşımın özeti şudur: dosya, açılmadan önce konuşulur. Uyuşmazlığın hangi noktada çözülebileceği, hangi noktada dava zorunlu hale geldiği ve her yolun maliyeti baştan tartışılır. Dava, bir hukuk bürosunun ilk aracı değil, diğer yollar tükendiğinde başvurduğu araçtır.


➡️ İstanbul hukuk bürosu seçimi hakkında merak ettiğiniz sorular ve cevaplar burada
+

❓ Sıkça Sorulan Sorular

✅ İstanbul hukuk bürosu ile avukatlık bürosu arasında fark var mı?

Hukuken fark yoktur, her ikisi de baroya kayıtlı avukatlar tarafından işletilir. Uygulamadaki fark ölçektedir: hukuk bürosu ifadesi genellikle birden fazla avukatın iş bölümüyle çalıştığı yapıları, avukatlık bürosu ifadesi ise tek avukatın yürüttüğü yapıları anlatmak için kullanılır. Türkiye’de avukatlık hizmeti şirket biçiminde değil, avukatlık ortaklığı veya bireysel büro biçiminde verilir.

✅ İlk görüşme ücretli mi?

İlk görüşme, avukatlık hizmetinin bir parçasıdır ve ücretlendirilebilir. Görüşmede hukuki değerlendirme yapılıyorsa bu bir danışmanlık hizmetidir; ücret politikası bürodan büroya değişir ve randevu alınırken sorulması doğaldır. Görüşme öncesinde ücret bilgisinin net verilmesi, büronun şeffaflık göstergelerinden biridir.

✅ Avukat ücreti neye göre belirleniyor?

Avukatlık ücreti, Türkiye Barolar Birliği’nin hazırladığı ve Resmî Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin altında olamaz. Ücret maktu veya dava değerine oranlı belirlenebilir; yüzde esaslı ücretlendirmede Avukatlık Kanunu madde 164 uyarınca dava konusu değerin yüzde 25’i aşılamaz. Harç, bilirkişi ve keşif avansı gibi yargılama giderleri bu ücretin dışındadır.

✅ Dava açarken mahkemeye ayrıca para yatırmam gerekiyor mu?

Evet, Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 120 uyarınca dava açılırken mahkeme veznesine gider avansı yatırılır. Avans yatırılmazsa mahkeme bir haftalık kesin süre verir ve bu süre içinde de yatırılmazsa dava açılmamış sayılır. Bu tutar avukatlık ücretinden ayrıdır ve dosya lehe sonuçlanırsa karşı taraftan tahsil edilmek üzere hüküm altına alınır.

✅ Şirketim için hangi ücret modeli daha uygun?

Sözleşme trafiği yoğun ama dava sayısı az olan şirketlerde aylık sabit danışmanlık en öngörülebilir modeldir; kapsamı belirsiz müzakere ve inceleme işlerinde saatlik ücretlendirme, başı sonu belli işlerde proje bazlı sabit tutar kullanılır. Dava ve icra takipleri kural olarak danışmanlık kapsamının dışındadır ve ayrıca değerlendirilir.

✅ Vekaletname çıkarmak için ne gerekiyor?

Vekaletname notere kimlikle başvurularak düzenlenir; avukatın adı, soyadı, baro sicil bilgisi ve büro adresi gerekir. Boşanma davaları gibi bazı dosyalarda fotoğraflı vekaletname zorunludur. Şirketler adına verilen vekaletnamelerde imza yetkisini gösteren sirküler ve ticaret sicil kaydı da istenir.

✅ Yurt dışındayım, Türkiye’ye gelmeden dava açtırabilir miyim?

Evet, vekaletname düzenlendikten sonra dava açma, icra takibi başlatma ve şirket kurma gibi işlemler Türkiye’ye gelmeden yürütülebilir. Vekaletname bulunduğunuz ülkedeki Türk konsolosluğunda düzenlenebilir veya yerel noterden alınıp apostil şerhi ve yeminli tercüme ile Türkiye’de kullanılabilir. Bizzat hazır bulunmayı gerektiren istisnai işlemler dosya başında belirlenir.

✅ Avukatımın baro kaydını nasıl doğrularım?

Görüştüğünüz avukatın baro sicil numarasını isteyip bağlı olduğu baro üzerinden teyit edebilirsiniz. İstanbul’da faaliyet gösteren avukatlar için İstanbul Barosu kayıtları esas alınır. Baro levhasına kayıtlı olmayan kişiler hukuki danışmanlık verdiğini söylese de avukatlık faaliyeti yürütemez ve mahkemede sizi temsil edemez.

✅ Dosyamı takip eden avukatı değiştirebilir miyim?

Evet, müvekkil vekilini her aşamada azledebilir. Ancak Avukatlık Kanunu madde 174 uyarınca haklı bir sebep olmaksızın azil halinde avukat ücretin tamamına hak kazanır. Dosya devrinde en kritik nokta, yeni avukatın devir tarihindeki süreleri kontrol etmesidir; devir sırasında işleyen bir süre varsa öncelik ona verilir.

✅ Şirketim için sürekli danışmanlık almalı mıyım?

Yıllık sözleşme sayısı artan, personel istihdam eden veya yabancı ortağı bulunan şirketlerde sürekli danışmanlık, iş çıktıkça alınan hizmete göre daha düşük toplam maliyet üretir. Sebebi, ücretin uyuşmazlık çıkmadan önce önleme aşamasında ödenmesidir. Tek seferlik işlerde ise proje bazlı çalışma yeterlidir.

✅ Kurumsal müvekkile ne sıklıkla rapor verilir?

Uygulamada işleyen düzen aylık kısa durum raporu ve çeyrek dönemde bir kapsamlı gözden geçirmedir. Rapor devam eden dosyaların aşamasını ve bir sonraki takvimini, dönem içinde kapanan işleri ve öngörülen riskleri içerir. Süre başlatan gelişmeler bu periyodu beklemeden aynı gün iletilir.

✅ Arabuluculuk zorunlu mu, doğrudan dava açamaz mıyım?

Konusu para alacağı olan ticari davalarda, iş uyuşmazlıklarında ve kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartıdır; bu adım tamamlanmadan açılan dava usulden reddedilir. Ticari uyuşmazlıklarda süreç kural olarak altı hafta, iş uyuşmazlıklarında üç hafta içinde sonuçlandırılır ve gerekli hallerde uzatılabilir.

✅ Bakırköy, Bahçelievler veya Zeytinburnu’ndaki dosyalar hangi adliyede görülür?

Bu ilçelerdeki uyuşmazlıkların önemli kısmı Bakırköy Adalet Sarayı’nda görülür. Görevli ve yetkili mahkeme, uyuşmazlığın türüne ve tarafların yerleşim yerine göre belirlenir; ticari nitelikteki bazı dosyalar farklı adliyelerde açılabilir. Yetki itirazı süresinde ileri sürülmezse dava açıldığı yerde görülmeye devam eder.

✅ Dosyamın durumunu kendim takip edebilir miyim?

Evet, taraf olduğunuz dosyaları e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portalı ile görüntüleyebilirsiniz. Duruşma günleri, dosya hareketleri ve karar bilgileri buradan izlenebilir. Ancak sistemdeki kayıtların hukuki anlamı ve hangi adımı gerektirdiği ayrı bir değerlendirme konusudur.

✅ Karşı taraf davayı kaybederse avukatlık ücretimi öder mi?

Mahkeme, kaybeden tarafın kazanan taraf lehine vekalet ücreti ödemesine hükmeder ve bu tutar Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hesaplanır. Ancak bu tutar, müvekkilin kendi avukatıyla sözleşmede kararlaştırdığı ücretten bağımsızdır ve çoğu zaman ondan düşüktür. İkisi ayrı kalemlerdir.

✅ Dava ne kadar sürer?

Süre, uyuşmazlığın türüne, delil durumuna ve adliyenin iş yoğunluğuna göre değişir; bilirkişi incelemesi gerektiren dosyalar belirgin biçimde uzar. Gerçekçi bir tahmin ancak dosya incelendikten sonra verilebilir. Kesin süre taahhüt eden bir değerlendirme, hukuki değil ticari bir vaattir.


⚖️ İlgili Hukuki Kaynaklar

Aşağıdaki sayfalar, bu bölümlerde çerçevesi verilen konuların uygulama derinliğini taşır. Her başlık kendi prosedürünü, süresini ve yetkili kurumunu ayrıca ele alır; bu sayfada verilen genel çerçeve ile birlikte okunduğunda, hangi adımın ne zaman atılacağı netleşir.

🔹 Bireysel uyuşmazlıklar

  • Boşanma avukatı: Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma ayrımı, velayet ve mal rejimi tasfiyesi; anlaşmalı boşanmada evliliğin en az bir yıl sürmüş olması şartı ele alınır.
  • Miras avukatı: Veraset ilamı çıkarılması, mirasın reddi için üç aylık süre, tenkis ve denkleştirme davalarının işleyişi.
  • Veraset vergisi ve miras planlaması: Veraset ve intikal vergisi beyanname süreleri, istisna tutarları ve ödeme takvimi.
  • Tapu iptali ve tescil davası: Muris muvazaası, yolsuz tescil ve zilyetliğe dayalı taleplerde görevli mahkeme ve ispat yükü.
  • Gayrimenkul avukatı: Alım satım sözleşmesi, tapu devri ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü nezdindeki işlemlerin hukuki denetimi.
  • Kiracı hakları rehberi: Tahliye sebepleri, kira artış sınırı ve kira uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk adımı.
  • Kıdem ve ihbar tazminatı: Bir yıllık kıdem şartı, ihbar sürelerinin hizmet süresine göre hesabı ve kıdem tavanı uygulaması.
  • Ağır ceza avukatı: Ağır ceza mahkemesinin görev alanı, soruşturma evresinde müdafi hakkı ve zorunlu müdafilik halleri.

🔹 Ticari ve kurumsal işler

  • Türkiye’de şirket kuruluşu: Limited ve anonim şirket sermaye eşikleri, MERSİS başvurusu ve ticaret sicil tescil adımları.
  • Şirket avukatı: Pay devri, genel kurul kararlarının tescili, ortaklıktan çıkma ve çıkarılma süreçleri.
  • Ticaret hukuku avukatı: Ticari sözleşme uyuşmazlıkları, cezai şart denetimi ve asliye ticaret mahkemesinde yargılama.
  • İş hukuku avukatı: Fesih geçerliliği, işe iade için bir aylık arabulucu başvuru süresi ve ibraname denetimi.
  • Bankacılık ve finans avukatı: Kredi sözleşmeleri, teminat yapıları ve BDDK düzenlemeleri kapsamındaki uyum konuları.
  • MASAK uyum hukuku: 5549 sayılı Kanun kapsamındaki yükümlü sıfatı, şüpheli işlem bildirimi ve idari yaptırımlar.
  • Şirket uyum avukatı: 6698 sayılı Kanun kapsamında veri envanteri, aydınlatma metinleri ve iç uyum programının kurulması.
  • Hukuki inceleme: Şirket satın alma öncesi sözleşme seti, personel dosyaları ve ortaklık yapısının sistematik taranması.
  • İcra ve iflas hukuku: Takip türleri, ödeme emrine yedi günlük itiraz süresi, haciz ve sıra cetveli aşamaları.

🔹 Sınır ötesi ve uzmanlık dosyaları

🔹 Bölge bazlı çalışma

  • Bakırköy avukat: Bakırköy Adalet Sarayı yetki alanındaki dosyaların takibi ve yerel usul pratiği.
  • Bahçelievler avukat: Bahçelievler kaynaklı uyuşmazlıklarda görevli mahkeme ve dosya yönetimi.
  • Zeytinburnu avukat: Zeytinburnu bölgesindeki bireysel ve ticari dosyaların yürütülmesi.
  • Merter avukat: Tekstil ve toptan ticaret yoğunluklu bölgede ticari alacak ve sözleşme dosyaları.
  • Şirinevler avukat: Şirinevler ve çevresindeki uyuşmazlıklarda dava ve icra takibi.
  • İncirli avukat: İncirli hattındaki bireysel dosyalar ve danışmanlık talepleri.

Hukuki Değerlendirme Görüşmesi

Elinizde süre başlatan bir tebligat varsa, bir sözleşmeyi imzalamadan önce görüş almak istiyorsanız veya devam eden bir dosyanız için ikinci bir değerlendirmeye ihtiyaç duyuyorsanız, İstanbul’daki ekibimiz ilk görüşme için hazırdır.

📞 +90 (533) 948 6065

💬 WhatsApp üzerinden iletişim

✉️ info@oznurpartners.com


⚖️ Sonuç

İstanbul’da hukuk bürosu seçimi, bir isim seçimi değil, bir çalışma düzeni seçimidir. Dosyanın kimin sorumluluğunda olduğu, hangi sürelerin işlediği ve ücretin nasıl hesaplandığı baştan yazılı hale geldiğinde, geriye kalan iş teknik hukuk işidir.

Başta sorulan soruya dönelim: dosyanın kaderi mahkeme salonunda değil, kimin masasına düştüğü anda belirlenir. Bu cümlenin pratik karşılığı şudur: iyi bir hukuk bürosu, size davayı kazandıracağını söyleyen değil, davanın hangi noktada gereksiz hale geldiğini gösterebilen bürodur. İletişim sayfasından randevu talebinizi iletebilirsiniz.