2026 Türkiye Vergi Güncellemesi, yurt dışı kazançlarda yeni bir döneme kapı aralayan bir düzenleme paketinin somut başlangıcıdır. 30 Nisan 2026 tarihli ve 33239 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, yurt dışı iştirak kazançları istisnası, kâr payı istisnası ve hizmet ihracatı indirim oranları yeniden belirlenmiştir. Karar 1 Ocak 2026’dan itibaren başlayan vergilendirme dönemleri için yürürlüktedir.

Bir vergi düzenlemesinin gerçek anlamı, çoğu zaman maddenin kendisinden değil, etrafındaki şartların nasıl yorumlanacağından doğar. 11257 sayılı Karar bunun tipik bir örneğidir. Yüzeyde dört ayrı oran değişikliği vardır: ortaklık eşiği düşmüş, istisna oranı yükselmiş, hizmet ihracatı tam istisnaya yaklaşmış, kâr payı kapısı genişlemiştir. Yatırımcı için soru ise daha incedir: bu rakamlar hangi yapı üzerinden, hangi sürede, hangi belgelerle gerçek bir vergi avantajına dönüşür? Görünen vergi avantajı ile gerçekleşen vergi avantajı arasındaki mesafe, çoğu zaman bir şirket yapılandırma kararına ya da bir transfer takvimi disiplinine bağlıdır.

Yurt dışında iştiraki, yurt dışına verilen hizmeti, yurt dışı kâr payı geliri olan mükellefler, bu Kararın kendi yapılarına nasıl yansıyacağını anlamak için artık üç ayrı zemini birlikte okumak durumundadır: yürürlüğe giren Karar, hâlâ kanun teklifi aşamasındaki ek paket ve mevcut Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları. Bu sayfa söz konusu Kararı, hukuki sonuçları ve risk noktalarıyla birlikte ele almaktadır.

Oznur & Partners olarak, vergi mevzuatındaki değişiklikleri yalnızca rakamsal değil, şirket yapılandırması, MASAK uyumu ve uluslararası anlaşma hukuku açılarından da değerlendiriyoruz. Bu yaklaşımımız, The Legal 500 dizininde de Oznur & Partners’ın yatırım ve yabancı sermaye dosyalarındaki referans alanlarından biri olarak yer almaktadır.

⚖️ 30 Nisan 2026 Cumhurbaşkanı Kararı ile ne değişti?

11257 sayılı Karar, dört ayrı vergi mekanizmasında oran ve eşik değişikliği yapmıştır. Tüm değişiklikler 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemleri için uygulanır.

Birincisi, Gelir Vergisi Kanunu’nun 22. maddesinin 4. fıkrası kapsamındaki yurt dışı kâr payı istisnasında, yurt dışı şirketin ödenmiş sermayesinde aranan ortaklık oranı yüzde 50’den yüzde 20’ye indirilmiştir. Yarı istisna yapısı korunmuştur. Yani gerçek kişi ortağın yurt dışı anonim veya limited şirketten elde ettiği kâr payının yarısı, kâr payının takvim yılı sonuna ait gelir vergisi beyannamesinin verilme süresine kadar Türkiye’ye getirilmesi şartıyla, gelir vergisinden istisnadır. Değişen yalnızca ortaklık eşiğidir.

İkincisi, Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesinin 1. fıkrasının 13 numaralı bendi kapsamında, bireysel mükelleflerin Türkiye’de verip münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, çağrı merkezi, veri saklama, eğitim, sağlık, tıbbi raporlama gibi hizmetlerden elde ettikleri kazançların indirim oranı yüzde 80’den yüzde 100’e çıkarılmıştır. Yani elde edilen kazancın tamamı, gelirin tamamı Türkiye’ye getirildiği takdirde indirim konusu yapılabilir.

Üçüncüsü, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin üçüncü paragrafı kapsamındaki sadeleştirilmiş yurt dışı iştirak kazançları istisnasında, ortaklık eşiği yüzde 50’den yüzde 20’ye indirilmiş ve istisna oranı yüzde 50’den yüzde 80’e yükseltilmiştir. Yani Türkiye’de kurumlar vergisi mükellefi bir şirket, yurt dışı bir anonim veya limited şirketin ödenmiş sermayesinin en az yüzde 20’sine sahipse ve iştirak kazancını Türkiye’ye süresinde transfer ediyorsa, kazancın yüzde 80’i kurumlar vergisinden istisnadır. Bu rejim, KVK 5/1-(b)’nin standart kapısındaki bir yıl elde tutma ve ülke vergi yükü gibi şartları aramaz.

Dördüncüsü, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi kapsamında, kurumların hizmet ihracatından elde ettiği kazançlardaki indirim oranı yüzde 80’den yüzde 100’e çıkarılmıştır. Hizmet kategorileri bireysel mükellefler için tanınan kapsamla aynıdır.

Bu dört değişiklik birlikte okunduğunda, Karar’ın çerçevesi netleşir: yurt dışından gelen kazancın Türkiye’ye getirilmesini ödüllendirmek ve hizmet ihracatı kanalını sıfır vergiye çekmek. Düzenlemenin yürütülmesinden Hazine ve Maliye Bakanı sorumludur.

2026 Türkiye Vergi Güncellemesi 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yurt dışı kazançlar

⚖️ Bu değişiklik kimi ilgilendiriyor?

11257 sayılı Karar, dar bir mükellef grubunu değil, birbirine benzemeyen birkaç farklı yapıyı aynı anda etkiler. İlk grup, yurt dışında anonim veya limited şirket niteliğinde iştiraki bulunan Türk gerçek kişileridir. Bu kişiler için ortaklık eşiğinin yüzde 20’ye düşmesi, daha küçük yurt dışı yapılarının da yarı istisna kapsamına girmesi anlamına gelir. Bir Alman GmbH’sinin yüzde 25’lik ortağı olan Türk vergi mukimi, Karar öncesinde istisnadan yararlanamazken artık yarı istisna kapsamına girer.

İkinci grup, yurt dışı iştirakinden kâr payı veya iştirak kazancı elde eden Türk şirketleridir. Bu grup için Kararın asıl etkisi, ortaklık eşiğinin düşmesinden çok istisna oranının yüzde 50’den yüzde 80’e yükselmesidir. Aynı kazanç tutarı üzerinden vergiye tabi matrah, eskiye göre üçte bir oranında daha düşmüştür.

Üçüncü grup, Türkiye’de mukim olup yurt dışı müşterilere hizmet veren mükelleflerdir. Bu grup en büyük kazananıdır: indirim oranının yüzde 100’e çıkması, doğru yapılandırıldığı takdirde hizmet ihracatı kazancının kurumlar vergisi yükünü tamamen kaldırabilir. Ancak burada kritik şart vardır: kazancın tamamının ilgili vergilendirme dönemine ait beyannamenin verilme süresine kadar Türkiye’ye getirilmesi gerekir. Tamamı kelimesi vurguludur, kısmi transfer yüzde 100 indirimi tetiklemez.

Dördüncü grup, yurt dışında yaşayan ve Türkiye’ye dönmeyi düşünen, yurt dışı iştirak veya hizmet kazancı geliri olan Türk vatandaşlarıdır. Bu grup, 11257 sayılı Kararı tek başına değil, yurt dışından gelenlere 20 yıl vergi muafiyeti rehberi ile birlikte okumalıdır. İki düzenleme farklı vergi yapılarını farklı zamansal pencerelerde işliyor; biri yurt dışı kazancın Türkiye vergi sistemiyle olan teması üzerine, diğeri ise mukim olduktan sonra geçen sürenin üzerine kuruludur.

⚖️ 11257 Sayılı Karar Öncesi ve Sonrası: Karşılaştırmalı Tablo

Aşağıdaki karşılaştırma, dört ayrı vergi mekanizmasının Karar öncesi ve sonrası halini özetlemektedir. Tüm yeni oranlar 1 Ocak 2026’dan itibaren başlayan vergilendirme dönemleri için uygulanır.

DüzenlemeKarar Öncesi11257 Sonrası
GVK m. 22/4: Yurt dışı kâr payı istisnası (gerçek kişi)En az %50 ortaklık şartı, yarı istisnaEn az %20 ortaklık şartı, yarı istisna
GVK m. 89/1-(13): Bireysel hizmet ihracatı indirimi%80 indirim%100 indirim, gelirin tamamının Türkiye’ye getirilmesi şartıyla
KVK m. 5/1-(b): Yurt dışı iştirak kazançları istisnası (sadeleştirilmiş kapı)En az %50 ortaklık + %50 istisna oranıEn az %20 ortaklık + %80 istisna oranı
KVK m. 10/1-(ğ): Kurumlar için hizmet ihracatı indirimi%80 indirim%100 indirim, gelirin tamamının Türkiye’ye getirilmesi şartıyla

Tablonun tek başına gösteremediği şey, transfer takviminin tüm bu oranlar için kritik olduğudur. Karar her dört değişiklik için kazancın Türkiye’ye getirilmesini şart koşar; hizmet ihracatında ise tutarın tamamının getirilmesi şartı bulunur. Geç transfer veya kısmi transfer, tabloda görünen avantajın gerçekleşmesini engeller.

⚖️ Yurt Dışı İştirak Kazançları İstisnası: %20 Ortaklık, %80 İstisna

Kararın belki en güçlü etkisi KVK m. 5/1-(b)’nin sadeleştirilmiş kapısında yaşanmıştır. Bu kapının ne yaptığını anlamak, Kararın gerçek değerini de anlamayı sağlar.

Standart yurt dışı iştirak istisnası, KVK m. 5/1-(b)’nin temel kapısı, dört şart arar: en az %10 ortaklık, en az bir yıl elde tutma, faaliyet gösterilen ülkede en az %15 vergi yükü taşıması ve kazancın beyanname dönemine kadar Türkiye’ye transferi. Bu şartlar sağlandığında istisna %100’dür. Ama şartların hepsinin sağlanması her yapı için kolay değildir. Özellikle düşük vergi yükü olan ülkelerdeki iştirakler bu kapıdan çoğu zaman geçemez.

Sadeleştirilmiş kapı, KVK m. 5/1-(b)’nin üçüncü paragrafı, bu standart şartların aranmadığı bir alternatif yol açar. Ortaklık ve transfer dışında diğer şartları aramaz. Bunun karşılığında istisna oranı kısıtlıdır. Karar öncesi, sadeleştirilmiş kapıdan geçmek için %50 ortaklık gerekiyordu ve istisna oranı %50 ile sınırlıydı. Yani efektif kurumlar vergisi yükü, kazancın yarısı üzerinden hesaplanıyordu.

11257 sayılı Karar bu kapıyı iki yönlü genişletti: ortaklık eşiği %20’ye indi, istisna oranı %80’e çıktı. Sonuç olarak, kazancın yalnızca %20’si vergiye tabi kurum kazancına dahil edilir. Karar öncesinde 10 milyon TL’lik bir yurt dışı iştirak kazancında 5 milyon TL vergiye tabiydi; şimdi yalnızca 2 milyon TL vergiye tabidir. Aynı kazanç üzerindeki vergi yükü yarıdan fazla azalmıştır.

Pratik anlamı şudur: standart kapının vergi yükü, ülke vergi rejimi veya elde tutma şartlarını sağlayamayan Türk şirketleri için sadeleştirilmiş kapı artık çok daha cazip bir alternatiftir. Kâr dağıtımı planlaması, hangi kapının seçileceği sorusuyla başlar.

⚖️ Hizmet İhracatında %100 İndirim ve Türkiye’ye Transfer Şartı

İndirim oranının %80’den %100’e çıkmış olması, ilk bakışta sayfada bir oran değişikliği gibi görünür. Pratikte ise hizmet ihracatçısının vergi karakteristiğini değiştirir. Kazancın tamamı kurumlar vergisinden indirilebilir hale geldiğinde, kâğıt üzerindeki kurumlar vergisi yükü sıfırdır.

Karar bu ödülü iki şarta bağlamıştır. Birincisi, hizmetin Türkiye’de verilip münhasıran yurt dışında yararlanılan bir hizmet olması gerekir. Mevzuat metninde bu hizmetler tek tek sayılmıştır: mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı, çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon, veri saklama, veri işleme, veri analizi, eğitim ve sağlık alanındaki belirli faaliyetler. Bir hizmetin bu listede yer alıp almadığı, indirim hakkının ön kapısıdır.

İkincisi, kazancın tamamı ilgili vergilendirme dönemine ait beyannamenin verilme süresine kadar Türkiye’ye getirilmelidir. Eski %80 oranı tutar olarak da, kelime olarak da farklı işlerdi: kazancın yarısının veya bir kısmının Türkiye’ye getirilmesi yeterliydi. Yeni rejimde tamamı şartı kritiktir. Hizmetin gelirini yurt dışında bekleten ya da kısmi olarak transfer eden mükellef, %100 indirimi tetikleyemez ve %80’lik eski rejime de geri dönemez. Bu noktada genelde mali risk, eski rejimin kaybedilmesi değil, yeni rejimin kazanılamamasıdır.

Hizmet ihracatçıları için yapılması gereken üç şey vardır: hizmet kategorisinin mevzuat listesi içinde olduğunu doğrulamak, gelir transfer takvimini beyanname süresiyle hizalamak ve eksik transfer riskine karşı sözleşme yapısını yeniden gözden geçirmek. Bu üç adımı atan mükellefin vergi yükü tek hamlede kalkar.

⚖️ Yurt Dışı Kâr Payı İstisnasında Bireysel Yatırımcı Tarafı

11257 sayılı Karar, kurumsal yapıların yanı sıra yurt dışında doğrudan ortaklığı bulunan Türk gerçek kişilerini de etkiler. GVK m. 22/4 kapsamındaki yarı istisna, yurt dışında anonim veya limited şirket niteliğinde ortaklığı bulunan ve buradan kâr payı elde eden bireysel mükellefleri kapsar.

Karar öncesinde bu istisna kapısı yüksek bir eşik talep ediyordu: yurt dışı şirketin ödenmiş sermayesinin en az %50’sine sahip olmak gerekiyordu. Pratikte bu, küçük ve orta ölçekli yurt dışı yatırımları olan Türk vergi mukimleri için kapıyı kapalı tutuyordu. Yüzde 25-30 arası ortağı olan bir Türk gerçek kişi yatırımcı, kâr payının tamamı üzerinden gelir vergisi öderken, %50’lik ortak yarısı üzerinden ödüyordu.

Kararla birlikte ortaklık eşiği %20’ye indi. Bu eşik, ortak yatırım yapılarını ve azınlık ortaklıklarını da kapsam içine alır. Yarı istisna yapısı korunduğu için kâr payının yarısı, takvim yılına ait gelir vergisi beyannamesinin verilme süresine kadar Türkiye’ye getirilmesi şartıyla, gelir vergisinden istisnadır.

Bu noktada teknik bir incelik vardır. GVK m. 22/4 yarı istisnası, yurt dışı şirketin anonim veya limited şirket niteliğinde olmasını şart koşar. Yurt dışındaki yapı bir LLC, partnership ya da özel kuruluş yasası ile kurulmuş bir tüzel kişilik ise, Türk vergi mevzuatı bakımından bu yapının niteliğinin tespit edilmesi gerekir. Bu tespit hukuki bir analizdir ve mali müşavirlikten farklı bir uzmanlığı işaret eder.

⚖️ Mali Müşavirlik mi, Hukuki Danışmanlık mı? Sınırın Belirlenmesi

Vergi düzenlemeleri Türkiye’de geleneksel olarak mali müşavirin alanı olarak görülür. Bu yaklaşım birçok durumda doğrudur: beyanname hazırlığı, vergi hesabı, ödenecek tutarın tespiti gibi konular mali müşavirlik faaliyetinin çekirdeğindedir. Ancak 11257 sayılı Karar gibi düzenlemeler, salt vergi hesabı meselesi değildir. Bu noktada hukuki bir katman devreye girer.

Birinci katman, şirket yapılandırmasıdır. Karar’dan yararlanmak için yurt dışı iştirakin niteliği, ortaklık yapısı ve kâr dağıtımı mekanizması doğru tasarlanmalıdır. Mevcut bir yapı yeni Karar’ın eşiklerine uymuyorsa, yapısal değişiklik kararı bir kurumsal hukuk meselesidir, mali müşavirlik konusu değildir. Holding yapısı kurmak, ortaklık paylarını yeniden düzenlemek, kâr dağıtım kararlarını formalize etmek hukuki belge ve süreç gerektirir.

İkinci katman, Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları (ÇVA) ile etkileşimdir. Türkiye’nin Almanya, Hollanda, İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer pek çok ülke ile imzaladığı ÇVA’lar, yurt dışı kâr payı ve iştirak kazancı üzerindeki vergi rejimini doğrudan etkiler. 11257 sayılı Karar Türk iç hukukunda iştirak istisnasını genişletmiştir, ama kaynak ülkenin stopaj rejimi ÇVA hükmü ile belirlenir. Hangi anlaşma maddesinin hangi tutar üzerinde nasıl çalıştığı, vergi anlaşmaları hukukunun konusudur.

Üçüncü katman, MASAK uyumudur. Yurt dışından Türkiye’ye yapılan kâr payı, iştirak kazancı veya hizmet bedeli transferleri, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde MASAK kapsamındadır. Banka uyum süreçleri, kaynak doğrulama belgeleri ve transfer açıklama metinleri hukuki disiplin gerektirir. Hatalı belgelendirme transfer engeli yaratır ve istisnanın transfer şartı sağlanmamış olur.

Dördüncü katman, mukimlik tespitidir. İstisnadan yararlanma hakkı mükellefin Türk vergi mukimi olmasına bağlıdır. Çift mukimlik durumlarında, özellikle yurt dışında uzun süre yaşayıp Türkiye’ye dönmüş veya bağlantısı bulunan kişilerde, mukimlik durumunun hukuki tespiti istisnanın temelidir. Bu tespit, çoğu zaman ÇVA’nın tie-breaker hükümleri ile birlikte yapılır.

Pratik sınır şudur: bir kazancın hangi orana tabi olduğu mali müşavirin işidir; bu kazancın hangi yapı üzerinden, hangi anlaşma çerçevesinde, hangi belgelerle elde edileceği ise hukukçunun işidir. İki disiplinin birlikte çalıştığı dosyalar, vergi avantajının kâğıt üzerinde değil, gerçekte kazanılmasını sağlar.

⚖️ Yasalaşma Sürecindeki Ek Paket ve Tamamlayıcı Düzenlemeler

11257 sayılı Karar 24 Nisan 2026’da Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı” çerçevesinin yürürlüğe giren ilk halkasıdır. Programın geri kalan unsurları, Mayıs 2026 itibarıyla TBMM’de görüşülmekte olan torba kanun teklifi içinde yer almaktadır.

Bu paketin yatırımcı tarafını ilgilendiren üç başlık öne çıkmaktadır. Birincisi, transit ticaret kazançlarına uygulanan kurumlar vergisi indiriminin İstanbul Finans Merkezi içinde %100’e, dışında ise %95’e çıkarılması önerisidir. İkincisi, İstanbul Finans Merkezi katılımcılarına uygulanan hizmet ihracatı %100 indiriminin 2031’den 2047’ye uzatılmasıdır. Üçüncüsü, katılımcı finansal kurumların finansal harç muafiyetinin 5 yıldan 20 yıla çıkarılmasıdır. Pakette ayrıca Varlık Barışı düzenlemesi de yer almaktadır.

Bu maddelerin teknik detayı ve hukuki sonuçları için vergi reformu kanun teklifi 2026 sayfası ve hizmet ihracatında vergi istisnası sayfası incelenebilir. Varlık Barışı ile ilgili hukuki çerçeve için Varlık Barışı 2026 sayfası ayrı olarak ele alınmaktadır.

Yasalaşma süreci tamamlanmadığı için bu maddelerin nihai metni ve yürürlük takvimi netleşmemiştir. Mükellefler için doğru yaklaşım, 11257 sayılı Karar ile yürürlüğe giren maddeleri planlamada baz almak, ek paketin yasalaştığı tarihte revizyon yapmaktır. Ek paketteki maddeleri henüz yasalaşmış gibi planlamak veya uygulamak risklidir.

⚖️ 11257 Sayılı Kararın Hukuki Risk Noktaları

Vergi avantajının kâğıt üzerindeki büyüklüğü, gerçekleşme garantisi değildir. 11257 sayılı Karar kapsamında istisna ve indirimden yararlanırken karşılaşılan başlıca hukuki risk noktaları aşağıda sıralanmıştır.

Transfer süresinin kaçırılması en sık karşılaşılan risktir. Karar her dört mekanizma için kazancın Türkiye’ye getirilmesini şart koşar. Hizmet ihracatında bu şart “tamamı” şeklindedir. Beyanname dönemi sonrasında yapılan transfer istisna hakkını ortadan kaldırır. Sözleşmede ödeme takviminin beyanname süresine uyumlu olmaması, mükellefin kontrolü dışındaki bir gecikmeyi vergi kaybına dönüştürebilir.

İkinci risk, hizmet ihracatı kategorilerinin yanlış tanımlanmasıdır. GVK m. 89/13 ve KVK m. 10/1-(ğ) yalnızca belirli hizmetleri kapsar. Yurt dışına faturalandırılan her hizmet bu listeye girmez. Pazarlama, danışmanlık veya satış komisyonu gibi hizmetler kategori dışındadır. Hizmetin niteliği üzerinde Gelir İdaresi’nin değerlendirmesi mükellefin değerlendirmesinden farklı olabilir; özelge alınması bu riski önler.

Üçüncü risk, yurt dışı iştirakin tüzel niteliğinin yanlış sınıflandırılmasıdır. KVK 5/1-(b) ve GVK 22/4 yalnızca anonim ve limited şirket niteliğindeki yurt dışı yapıları kapsar. ABD LLC, İngiltere LP, Hollanda CV gibi yapıların Türk vergi mevzuatı açısından nasıl değerlendirileceği teknik bir hukuki sorudur. Yanlış sınıflandırma istisnanın tamamen reddine yol açabilir.

Dördüncü risk, transfer fiyatlandırmasıdır. Yurt dışı iştirakten Türkiye’ye gelen kâr payı veya hizmet bedeli, bu işlemin emsallere uygun bedel üzerinden gerçekleştiğini varsayar. İlişkili kişilere uygulanan transfer fiyatlandırması düzenlemeleri, kazancın gerçek bir kazanç mı yoksa örtülü bir aktarım mı olduğu konusunda inceleme yetkisi tanır. Yetersiz transfer fiyatlandırması belgelemesi, istisnadan yararlanılan kazanç tutarının yeniden değerlendirilmesine yol açabilir.

Beşinci risk, ÇVA hükümlerinin yanlış yorumlanmasıdır. Türkiye’nin imzaladığı her ÇVA farklı stopaj oranları ve farklı tanımlar içerir. Aynı kâr payı, kaynak ülke ÇVA’sına göre farklı stopaj rejimine tabi olabilir. Türkiye’deki istisna ile kaynak ülkenin stopajı arasında doğru hesap kurulmaması, çifte vergilendirme veya çifte vergi avantajı gibi ekstrem sonuçlar doğurabilir.

Bu risk noktalarının her biri, vergi kararının sadece rakamla değil, yapı, belge ve zamanlama ile birlikte çalışan bir mekanizma olduğunu gösterir.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

✅ 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ne zaman yürürlüğe girdi?

Karar 30 Nisan 2026 tarihli ve 33239 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış ve yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Karar hükümleri 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemlerine ilişkin gelir ve kazançlara uygulanır.

✅ Yurt dışı iştirakten kâr payı alıyorum, ortaklığım %30. Yararlanabilir miyim?

Evet. 11257 sayılı Karar ile GVK m. 22/4 kapsamındaki yurt dışı kâr payı yarı istisnası için aranan ortaklık eşiği %50’den %20’ye indirilmiştir. %30 ortaklığa sahipseniz, yurt dışı şirketin anonim veya limited şirket niteliğinde olması ve kâr payının takvim yılına ait gelir vergisi beyannamesinin verilme süresine kadar Türkiye’ye getirilmesi şartıyla, kâr payının yarısı gelir vergisinden istisnadır.

✅ Hizmet ihracatında %100 indirim için tam olarak ne yapmam gerekiyor?

Üç şart birlikte sağlanmalıdır. Birincisi, verilen hizmetin GVK m. 89/13 veya KVK m. 10/1-(ğ) listesinde yer alan kategorilerden biri olması gerekir (yazılım, mimarlık, mühendislik, tasarım, çağrı merkezi, veri işleme, eğitim, sağlık ve sayılan diğer hizmetler). İkincisi, hizmetin Türkiye’de verilip münhasıran yurt dışında yararlanılması gerekir. Üçüncüsü, hizmet bedelinin tamamının ilgili vergilendirme dönemine ait beyannamenin verilme süresine kadar Türkiye’ye getirilmesi gerekir. Üç şart birlikte sağlandığında elde edilen kazancın tamamı kurum kazancından indirilebilir.

✅ Yurt dışı iştirakimden gelen kâr payını geç transfer edersem ne olur?

İstisna hakkı kaybedilir. Transfer şartı, kazancın ilgili vergilendirme dönemine ait beyannamenin verilme süresine kadar Türkiye’ye getirilmesini gerektirir. Bu süre kaçırıldığında kazancın tamamı normal kurumlar veya gelir vergisine tabi olur. Önceki yıllara ait kazançların sonradan transfer edilmesi geçmiş dönem istisnasını yeniden açmaz.

✅ %20 ortaklık şartı oy hakkı üzerinden mi, sermaye üzerinden mi hesaplanır?

Şart “ödenmiş sermaye” üzerinden tanımlanmıştır. Yani yurt dışı şirketin ödenmiş sermayesinin en az %20’sinin sahibi olunması gerekir. Oy hakkı, yönetim kurulu üyeliği veya kâr dağıtım imtiyazı gibi diğer kontrol mekanizmaları bu şartın ikamesi olarak kabul edilmez. Tereddütlü hibrit yapılarda bu hesaplama bir hukuki analiz konusudur.

✅ KVK m. 5/1-(b)’nin standart kapısı ile sadeleştirilmiş kapısı arasındaki fark nedir?

Standart kapı (KVK 5/1-(b) genel hüküm) %10 ortaklık, en az bir yıl elde tutma, faaliyet ülkesinde en az %15 vergi yükü ve transfer şartlarının tamamını arar; karşılığında istisna oranı %100’dür. Sadeleştirilmiş kapı (KVK 5/1-(b) üçüncü paragraf) yalnızca ortaklık ve transfer şartını arar; karşılığında istisna oranı sınırlıdır. 11257 sayılı Karar sonrasında sadeleştirilmiş kapının ortaklık şartı %20, istisna oranı ise %80’dir. Hangi kapının kullanılacağı yapısal şartlara ve vergi optimizasyonu hesabına göre seçilir.

✅ Bu Karar yabancı yatırımcıyı nasıl etkiler?

Karar Türkiye’de vergi mukimi olan kişi ve kurumların yurt dışı kazançlarını düzenler. Yabancı yatırımcının Türkiye’deki şirketi bu Kararın muhatabıdır; yabancı yatırımcının kendi vergi mukimi olduğu ülkedeki vergi rejimi etkilenmez. Türkiye’deki şirketi üzerinden yurt dışı iştirak veya hizmet ihracatı yapan yabancı yatırımcı, Türk şirketi nezdinde Karar’dan yararlanır.

✅ Mecliste görüşülen ek paket ne zaman yürürlüğe girer?

Ek paket Mayıs 2026 itibarıyla TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçmiş olup Genel Kurul aşamasındadır. Yasalaşma takvimi, Genel Kurul oylaması ve Resmî Gazete yayımına bağlıdır. Yürürlük tarihi yasalaşma sonrasında netleşecektir. Bu pakette yer alan transit ticaret indirimi, İstanbul Finans Merkezi süresi uzatması ve Varlık Barışı düzenlemesi gibi maddeler henüz yürürlükte olmadığı için planlamaya temel oluşturmaz.

✅ 11257 sayılı Karar’ın resmi metnine nereden ulaşabilirim?

Karar metnine Resmî Gazete’nin 30 Nisan 2026 tarihli sayısından doğrudan ulaşılabilir. Karar’ın tam başlığı “193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 22 nci Maddesi ve 89 uncu Maddesi ile 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci Maddesi ve 10 uncu Maddesinde Yer Alan Bazı Oranların Yeniden Belirlenmesi Hakkında Karar”dır.

Hukuki Danışmanlık Görüşmesi

11257 sayılı Karar kapsamında yurt dışı iştirakinizin yapılandırılması, hizmet ihracatı sözleşmelerinizin yeni rejime uyarlanması veya yurt dışı kazançlarınızın transfer takviminin planlanması için, Yatırım ve Vergi Hukuku alanında çalışan İstanbul ekibimiz ön görüşmeler için ulaşılabilir durumdadır.

📞 +90 (533) 948 6065

💬 WhatsApp ile İletişim

✉️ info@oznurpartners.com