Varlık Barışı 2026, yurt dışındaki varlıkların düşük vergi oranıyla ve geçmişe dönük inceleme riski olmaksızın Türkiye’ye getirilmesini sağlayan vergi düzenlemesidir. 24 Nisan 2026’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı” kapsamında duyurulan, ertesi gün Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in detaylandırdığı yeni vergi paketinin bireysel ayağı bu düzenleme; Türkiye tarihinin 8. Varlık Barışı düzenlemesi olarak gündemde. “Eve Getir” başlığıyla konumlandırılan paket; Almanya’daki gurbetçilerden Körfez ülkelerindeki Türk asıllı iş insanlarına kadar yurt dışında varlık tutan geniş bir kitleyi hedefliyor.

İstanbul merkezli Oznur & Partners Hukuk Bürosu olarak yurt dışı yatırımcı danışmanlığında uzun yıllardır biriken deneyimimiz, bu yeni düzenlemenin pratikte nasıl çalışacağını ve hangi pratik soruları doğurduğunu okuyucularımızla paylaşma sorumluluğunu doğuruyor.

Bu yazıda paylaşılan oranlar, süreler ve prosedür adımları, 7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklediği Geçici Madde 19’a dayanmaktadır. Kanun 21 Mayıs 2026’da TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi ve 4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Hazine ve Maliye Bakanlığı uygulama tebliğleri yayımlandığında bildirim ve beyan prosedürlerinin teknik detayları netleşecek.

Hukuki danışmanlık talebiyle gelen okuyuculardan iki soru özellikle sık geliyor.

Soru: Geçmişte birikmiş varlık üzerinde geçmişe dönük inceleme yapılmayacaksa, bu düzenleme bir tür vergi affı mı?

Cevap: Hayır, Varlık Barışı 2026 klasik anlamda bir vergi affı değil; mevcut varlığın resmi finansal sisteme dahil edilmesini sağlayan bir yapılandırma ve uyum düzenlemesidir. Kamuoyunda “vergi affı” terimiyle karıştırılıyor olsa da hukuki açıdan farklı bir kategoriye giriyor. Aradaki ayrım sadece kelime tercihi değil: afta cezanın kaldırılması söz konusudur, yapılandırmada ise varlığın hukuki kayıt altına alınması karşılığında düşük oranlı bir vergi ödenir ve varlık geleceğe dönük olarak Türkiye finansal sisteminin bir parçası haline gelir. Bu yüzden 2026 düzenlemesi geçmişin temizlenmesi kadar geleceğin teminat altına alınmasına da hizmet ediyor.

Soru: Kanun yürürlüğe girdi, şimdi ne yapılmalı?

Cevap: Bildirim penceresi açıldı; ancak en değerli adımları önceden tamamlamış olan yatırımcı en avantajlı konumdadır. Kaynak ülkedeki vergi durumunun tespiti, mevcut yapı incelemesi, banka koordinasyonu ve şirket kuruluşu hazırlığı yasalaşma öncesinde başlatılabilen adımlardır; bunları henüz tamamlamamış olanlar için şimdi harekete geçmek kritik öneme sahip. 31 Aralık 2026 tarihine kadar yapılan bildirimlerde oran artışı uygulanmadığından erken bildirim doğrudan oran avantajı sağlar.

📌 Son Gelişme: 4 Haziran 2026

7582 sayılı Kanun, 4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Varlık Barışı düzenlemesini içeren Geçici Madde 19 dahil tüm maddeler yürürlüktedir. Bildirim için son tarih 31/7/2027; bu tarih Cumhurbaşkanı yetkisiyle her defasında 6 ayı geçmeyen süreler halinde bir yıla kadar uzatılabilir. 31 Aralık 2026 tarihine kadar yapılan bildirimlerde tablo oranları artışsız uygulanır.

Bu sayfadaki oran yapısı, süreler ve prosedür adımları yürürlükteki kanun metnine dayanmaktadır. Hazine ve Maliye Bakanlığı uygulama tebliğleri yayımlandığında sayfa yeniden güncellenecektir.

Sayfa İçindekiler

⚖️ Varlık Barışı 2026 Resmî Gazete’de yayımlandı mı? Yürürlük durumu

Bu bölüm, mevzuat sürecinin güncel statüsünü özetlemek üzere eklenmiştir. Detaylı yasama takvimi için Yasalaşma süreci ve zaman çizgisi bölümüne bakınız.

7582 sayılı Kanun, 4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Varlık Barışı düzenlemesini içeren Geçici Madde 19 dahil tüm maddeler yürürlüktedir. Sürecin tamamını kısaca özetlemek gerekirse:

  • 24-25 Nisan 2026: Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek tarafından “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı” kapsamında pakete yönelik niyet beyanı kamuoyuyla paylaşıldı.
  • 5 Mayıs 2026: “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” AK Parti Grup Başkanlığı tarafından TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Teklifin 10. maddesi Varlık Barışı düzenlemesini (KVK Geçici Madde 19), 4. maddesi 20 Yıl Vergi İstisnası rejimini (GVK Mükerrer Madde 20/D) içeriyor.
  • 6 Mayıs 2026: Teklif TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşüldü ve kabul edilerek Genel Kurul gündemine sevk edildi. Komisyon sürecinde kripto varlıkların vergilendirilmesine ilişkin 4 madde ile elmas ve diğer değerli taşlardan ÖTV alınmasına ilişkin madde paketten çıkarıldı.
  • 14-15 Mayıs 2026 (gece): TBMM Genel Kurulu’nda teklifin ilk 5 maddesi kabul edildi. 20 Yıl Vergi İstisnası rejimini (GVK Mükerrer Madde 20/D) düzenleyen hüküm bu maddeler arasında yer alıyor.
  • 21 Mayıs 2026: Torba yasanın tüm maddeleri TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. 7582 sayılı Kanun olarak yasalaştı.
  • 4 Haziran 2026: 7582 sayılı Kanun, 33270 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bildirim penceresi açıldı.
  • Sonraki aşama: Hazine ve Maliye Bakanlığı uygulama tebliğleri. Bakanlık, Geçici Madde 19’un 11. fıkrasıyla verilen yetki kapsamında bildirim ve beyan prosedürlerinin teknik detaylarını tebliğlerle belirleyecek.

Torba yasada Varlık Barışı’nın yanı sıra şu düzenlemeler de yer alıyor: 20 Yıl Vergi İstisnası rejimi (Mükerrer Madde 20/D), ihracatçı ve imalatçı şirketler için kurumlar vergisi indirimi, İstanbul Finans Merkezi’ne yönelik vergi avantajlarının 2047’ye uzatılması, nitelikli hizmet merkezi düzenlemeleri, esnafın vergi borcunda tecil-taksitlendirme süresinin 36 aydan 72 aya çıkarılması ve dijital şirket kuruluşunun kolaylaştırılması.

Hangi adımların öncelikli olarak atılması gerektiğine ilişkin pratik rehber için Kanun yürürlüğe girdi: şimdi ne yapmalı bölümüne bakabilirsiniz.

⚖️ Varlık Barışı 2026 nedir, neyi değiştiriyor?

Varlık Barışı 2026, yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının düşük oranlı bir vergi karşılığında Türkiye’ye getirilip resmi finansal sisteme kaydedilmesini düzenleyen bir pakettir. Düzenlemenin temel niteliği, beyan edilen varlığın kaynağı sorgulanmaksızın ve bu varlıkla ilgili geçmişe dönük vergi incelemesi, tarhiyat ya da cezai işlem uygulanmaksızın sisteme dahil edilmesidir.

Yatırımcı, beyan ettiği varlığın değeri üzerinden standart olarak %5 oranında vergi öder; ancak varlığını vadeli hesaplarda veya 4749 sayılı Kanun kapsamında ihraç edilen devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında belirli sürelerle tutma taahhüdü vermesi durumunda bu oran kademeli olarak %0’a kadar inebilir. Vergi ödendikten sonra varlık Türkiye’deki banka veya şirket hesaplarına transfer edilerek hukuki olarak kayıt altına alınır.

“Eve Getir” çerçevesi, paketin sadece bir vergi düzenlemesi değil, daha geniş bir sermaye çekme stratejisinin parçası olarak konumlandırıldığını gösteriyor. Bakan Şimşek 25 Nisan 2026 tarihli toplantıda paketin amacını, yurt dışında bulunan Türk varlıklarını ülkeye çekerek Türkiye’yi bölgesel bir ticaret ve finans merkezi haline getirmek olarak açıkladı. Bu çerçeve, sadece nakit transferi değil; yatırımcının Türkiye ile uzun vadeli bağ kurmasını, mukim olmasını ve gelecek gelirlerini Türkiye üzerinden yapılandırmasını teşvik eden bir bütünün ilk adımı olarak okunmalıdır.

Yapılan değişiklik özünde üç katmanlıdır. Birinci katman, vergi yükünün düşürülmesidir; mevcut sistemde gelir ve servet beyanı yoluyla getirilecek bir varlığın çok daha yüksek vergi yüküne tabi olacağı düşünüldüğünde %5’lik standart oran ve vadeli enstrüman taahhüdüyle %0’a kadar inebilen kademeli yapı ciddi bir indirim ifade ediyor. İkinci katman, hukuki güvencedir; “nereden buldun” sorusunun sorulmaması, geçmişe dönük inceleme yapılmaması ve cezai işlem uygulanmaması gibi korumalar, yatırımcının mevcut varlığını sisteme dahil ederken karşılaşabileceği belirsizlikleri önemli ölçüde gidiriyor.

Üçüncü katman ise entegrasyon boyutudur; Varlık Barışı 2026, aynı 7582 sayılı Kanun’da düzenlenen 20 Yıl Vergi İstisnası rejimiyle birlikte değerlendirildiğinde tekil bir vergi avantajı değil, çok yıllı bir servet planlama imkanı sunuyor.

Niyet beyanı 24 Nisan 2026’da kamuoyuyla paylaşıldı, kanun teklifi 5 Mayıs 2026’da TBMM Başkanlığı’na sunuldu, tüm maddeler 21 Mayıs 2026’da TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi ve 7582 sayılı Kanun 4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

⚖️ Yurt dışında yaşayan biri Varlık Barışı için kimden danışmanlık almalı?

Varlık Barışı 2026’da yatırımcıyı en çok zorlayan şey çoğu zaman oran ya da bildirim formu değil; kendisine yol gösteren kişinin masanın tamamını görüp görmediğini bilememektir. Paket dışarıdan basit görünür: beyan et, transfer et, vergini öde. Asıl karmaşıklık ise görünmez ve iki ülkenin vergi sisteminin kesiştiği noktada yaşar. Bu yüzden doğru soru “oran kaç” değil, “bu süreci kim bütünüyle okuyabilir” sorusudur.

Yurt dışında uzun yıllardır yaşayan Türk vatandaşları danışmanlık ararken sıkça aynı noktaya geliyor: kimden danışmanlık almalı? Cevap tek bir uzmanlık alanı değil. Sürecin sağlıklı yürümesi için üç ekseni aynı anda takip edebilen bir bakış gerekir: Türk vergi hukuku tarafı (Geçici Madde 19, oran matrisi, iki aylık transfer penceresi), kaynak ülke vergi rejimi (Almanya’da çıkış vergisi, İngiltere’nin güncel mukimlik rejimi, ABD’de vatandaşlık esaslı vergilendirme) ve bu ikisini bağlayan Çifte Vergilendirme Anlaşmaları. Yalnızca Türkiye tarafına bakan bir danışman, kaynak ülkedeki çıkış vergisini gözden kaçırıp Türkiye’deki avantajı geri aldırabilir; yalnızca kaynak ülkeye bakan bir danışman ise Türkiye tarafındaki süre ve prosedür koşullarını ıskalar.

Pratikte seçim kriterleri şu başlıklarda toplanır. Birincisi, çift dilli çalışma kapasitesi: sürecin hem Türkçe hem yatırımcının yaşadığı ülkenin dilinde yürütülebilmesi belge akışını ve banka koordinasyonunu doğrudan etkiler. İkincisi, yurt dışı yatırımcı dosyalarını tek seferlik değil, yıllar içinde takip etme deneyimi; çünkü bildirim, transfer, şirket kuruluşu ve miras planlaması aynı dosyanın farklı zaman dilimlerine yayılan halkalarıdır. Üçüncüsü, banka uyumu ve MASAK koordinasyonunu, kaynak ülke adımlarını ve bildirim zamanlamasını tek bir koordineli süreç olarak yürütebilme. İki aylık transfer penceresi düşünüldüğünde bu son madde teorik değil, son derece pratik bir koşuldur: yanlış kurgulanmış bir hazırlık, paketin sağladığı korumayı tümden kaybettirebilir.

İstanbul merkezli Oznur & Partners ekibi olarak Varlık Barışı 2026’yı tam bu üç eksenin kesiştiği yerde değerlendiriyoruz. Türk vergi hukuku, kaynak ülke vergi rejimi ve uluslararası çifte vergilendirme anlaşmalarını ayrı danışmanlardan derlenen parçalar olarak değil, tek bir koordineli süreç içinde işletiyoruz. Yabancı yatırım danışmanlığı kapsamında yıllar içinde geliştirdiğimiz yaklaşım, yurt dışında yaşayan yatırımcının her iki ülkedeki yükümlülüklerini aynı tabloda görmesini sağlamak üzerine kurulu.

Bildirim vermeden önce kendi durumunuza özel bir değerlendirme almak ister misiniz?

İstanbul’daki Vergi ve Yatırım Hukuku ekibimizle doğrudan konuşun: 📞 +90 (533) 948 6065 | 💬 WhatsApp

Varlık Barışı 2026

⚖️ Bu düzenleme neden şimdi, kimleri hedefliyor?

Türkiye’nin 2026’da Varlık Barışı düzenlemesini gündeme getirmesi tek başına bir vergi tercihi değil, daha geniş bir ekonomik strateji kararının parçasıdır. “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı” başlığı altında duyurulan paket; ülkeyi Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya’nın kesişim noktasında bir ticaret ve finans merkezi haline getirme hedefini taşıyor. Yurt dışında bulunan Türk varlıklarının Türkiye’ye çekilmesi bu vizyonun bireysel ve sermaye yönlü ayağını oluşturuyor; aynı paketin ihracatçılara, hizmet ihracatçılarına ve serbest bölge yatırımcılarına yönelik diğer ayakları kurumsal yatırım tarafını destekliyor.

Hedef kitleye baktığımızda üç farklı profil net biçimde ayrışıyor. İlk grup, uzun yıllardır yurt dışında yaşayan ve oradaki ülkenin vergi sistemine bağlı olan Türk vatandaşlarıdır; Almanya’daki gurbetçi nüfus, Hollanda’daki ikinci kuşak Türkler, İngiltere’de yaşayan Türk profesyoneller ve Körfez ülkelerinde iş kuran Türk işadamları bu grubun önemli bir kısmını oluşturuyor. İkinci grup, çifte vatandaşlık sahibi yatırımcılardır; Türk vatandaşlığını korurken farklı bir ülkenin pasaportunu da taşıyan, varlıklarını birden çok yargı alanına dağıtmış olan kişiler. Üçüncü grup ise Türk asıllı küresel iş insanlarıdır; İsviçre, Dubai, Singapur veya Londra gibi finans merkezlerinde yapılandırılmış varlık tutan, Türkiye ile bağı sürdüren ancak hukuki olarak yabancı vergi mukimi olan profesyoneller.

Bu üç grup bazı noktalarda örtüşse de hukuki açıdan farklı düzenleme ihtiyaçlarına sahiptir. Almanya’da yıllardır oturma izniyle yaşayan ve oradaki sosyal güvenlik sistemine bağlı bir gurbetçinin durumu, İsviçre’de varlık yönetim hesabı tutan bir Türk asıllı yatırımcının durumundan farklıdır. Birincisi için Almanya’nın çıkış vergisi rejimi (Wegzugsbesteuerung), ikincisi için İsviçre’nin servet vergisi sistemi belirleyici olabilir. Bu nedenle Varlık Barışı 2026’nın sağladığı hukuki çerçevenin her bireysel durumda nasıl çalışacağı, kaynak ülke vergi rejimine ve yatırımcının kişisel statüsüne göre ayrı ayrı değerlendirilmeyi gerektiriyor.

Önemli bir ayrım da hangi kitleye yönelik olmadığı konusundadır. Düzenleme yurt içinde mukim, hayatı boyunca Türkiye’de yaşamış ve gelirini Türk vergi sistemi içinde elde etmiş okuyucular için tasarlanmamış. Yurt içinde kanuni defter kayıtlarında olmayan varlıklar bu paket kapsamında beyan edilebiliyor olsa da paketin asıl ekonomik mantığı yurt dışından sermaye çekmek üzerine kurulu. Yurt içi mukim okuyucular için varlık barışı yerine genel servet planlaması, miras hukuku ve şirket yapılanması perspektifleri daha doğru çerçevedir.

Bu yüzden Almanya’da, Hollanda’da, İngiltere’de veya Körfez’de yıllardır yaşayan Türk vatandaşları danışmanlık talep ettiklerinde sıkça soruyor: “Yurt dışında uzun yıllardır yaşayan Türk vatandaşları kimden danışmanlık almalı?” Cevap, basit bir uzmanlık alanı değil; Türkiye vergi hukuku, kaynak ülke vergi rejimi ve uluslararası çifte vergilendirme anlaşmaları üçlüsünü aynı anda takip edebilen, Türkçe ve İngilizce iletişim kapasitesi olan, yurt dışı yatırımcı dosyalarını yıllar içinde takip eden hukuk bürolarıdır. İstanbul merkezli Oznur & Partners ekibi olarak Varlık Barışı 2026’yı bu üç boyutun kesişiminde çalışan bir konu olarak değerlendiriyor ve danışanlarımıza her üç boyutun pratik etkisini birlikte sunuyoruz.

⚖️ Hangi varlıklar beyan edilebilir

Varlık Barışı 2026 kapsamında beyan edilebilecek varlıklar iki ana grupta toplanıyor: yurt dışında bulunan varlıklar ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan varlıklar.

Yurt dışında bulunan varlık kategorisi düzenlemenin asıl odağıdır. Geçici Madde 19’un 1. fıkrası kapsamında bu kategori şunları içeriyor:

  • Para: Türk Lirası ve döviz cinsinden tutulan nakit varlıklar
  • Döviz: Yurt dışı banka veya finans kurumlarındaki tüm döviz mevduatı
  • Altın: Yurt dışında bulunan fiziki altın ve altın hesapları
  • Menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçları: Hisse senetleri, tahviller, yatırım fonları ve benzeri sermaye piyasası araçları

Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan varlık kategorisi ise Geçici Madde 19’un 3. fıkrasında düzenleniyor ve aynı varlık türlerini kapsıyor:

  • Yurt içinde tutulan para (TL ve döviz)
  • Yurt içinde tutulan altın
  • Resmi kayıtlarda yer almayan döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları

Kapsam dışında kalan varlıklar açısından dikkat edilmesi gereken nokta, gayrimenkul ve bazı özel değerli varlık kategorilerinin yasa metninde yer almamasıdır. Geçici Madde 19’un 1. fıkrası kapsamı “para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları” olarak tanımlamış durumda; gayrimenkul bu listede yok. Yurt dışında gayrimenkul tutan bir yatırımcının bu gayrimenkulü doğrudan beyan etmesi yerine, gayrimenkulü satıp elde edilen nakdi veya menkul değeri pakete dahil etmesi pratik yol olabilir; ancak bu işlemin kaynak ülkedeki vergi sonuçları (sermaye kazancı vergisi, çıkış vergisi vb.) ayrıca değerlendirilmelidir.

Beyan edilecek varlığın değerinin tespiti de kritik bir prosedürel adımdır. Nakit varlıklar açısından beyan tarihindeki kur üzerinden hesaplama yapılır; altın için Merkez Bankası rayicinde değerleme yaygın bir yöntemdir; menkul kıymetler için ise borsa değeri veya bağımsız değerleme raporu esas alınabilir. Yasa metni Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bildirim ve beyana esas şekil ile uygulamada kullanılacak bilgi ve belgeler konusunda yetki veriyor; uygulama tebliğleriyle bu değerleme yöntemleri kesin biçimde belirlenecek.

⚖️ Kripto varlık tutan yatırımcılar için durum

Komisyon sürecinde paketten çıkarılan maddelerin en dikkat çekici olanı, kripto varlıkların vergilendirilmesine ilişkin 4 madde oldu. Bu maddeler Varlık Barışı düzenlemesinden bağımsız ayrı bir vergi rejimi getiriyordu ve doğrudan kripto işlemlerini hedefliyordu; Genel Kurul aşamasına geçmeden çıkarılması, kripto vergileme rejiminin bu torba yasayla birlikte yasalaşmadığı anlamına geliyor. Ancak bu çıkarma Varlık Barışı kapsamını doğrudan değiştirmiyor; çünkü Geçici Madde 19 metni zaten kriptoyu açıkça kapsam içine almıyordu.

7582 sayılı Kanun’un 10. maddesinde yer alan kapsam tanımı “para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları” formülasyonunu kullanıyor. Türk hukukunda “menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları” kavramı 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 3. maddesinde tanımlanan teknik bir kategoridir ve kripto varlıkları içermez; kripto varlıklar 7518 sayılı Kanunla SPK düzenlemesine giren ayrı bir kategori olarak işlem görüyor. Dolayısıyla yurt dışı kripto borsalarında ya da soğuk cüzdanlarda kripto varlık tutan bir yatırımcı, bu varlığı doğrudan Varlık Barışı kapsamında beyan edemiyor.

Pratikte bu durumun iki sonucu var. Birincisi, kripto varlıkların kaynak ülkede fiat para birimine (USD, EUR, GBP) veya altına çevrilmesi durumunda elde edilen nakit Geçici Madde 19’un 1. fıkrası kapsamında beyan edilebilir hale geliyor. Bu yol, kripto satışının kaynak ülkedeki sermaye kazancı vergisini tetiklemesi nedeniyle kendi başına bir vergi sonucu doğurur; Almanya’da bir yıldan kısa süre tutulan kripto için %42’ye varan oranlar, ABD’de kısa vadeli sermaye kazancı oranları ve İngiltere’deki güncel mukimlik bazlı rejim bu hesaplamaya doğrudan giriyor. İkincisi, kripto varlığını fiat’a çevirmek istemeyen yatırımcı için Hazine ve Maliye Bakanlığı uygulama tebliğlerini beklemek gerekiyor; tebliğler Geçici Madde 19 kapsamındaki “diğer sermaye piyasası araçları” formülasyonunu açacak ve kripto varlıkların bu kategoriye dahil edilip edilmeyeceği bu aşamada netleşecek.

Önemli bir ayrım da MASAK boyutunda. Kripto varlıkların kaynağı, Türk bankacılık sisteminde özel bir denetim katmanına tabi; uzun yıllar boyunca farklı borsalarda işlem görmüş kripto varlıkların kaynağının belgelenmesi standart döviz transferinden teknik olarak daha zorlu. Bu nedenle kripto varlığını Türkiye’ye getirmeyi düşünen yatırımcı için işlem geçmişi dökümleri, borsa hesap özetleri ve cüzdan adresleri arası transfer kayıtları erken aşamada toplanmalı; banka uyum süreci bu belgeler olmadan ciddi gecikme yaşayabilir.

Sofistike yatırımcılar bu noktada sıkça şunu soruyor: “Yurt dışı kripto varlıklarımı şu anda nasıl konumlandırmalıyım?” Doğrudan bir cevap yerine üç aşamalı bir değerlendirme gerekiyor: kaynak ülkedeki sermaye kazancı vergisi profili, varlığın USD/EUR cinsinden likit hale getirilmesinin maliyeti ve uygulama tebliğlerinin getireceği netleşmenin beklenme süresi. Bu üç boyut birlikte ele alındığında, bazı yatırımcılar için şimdi kısmi likidite oluşturmak rasyonel olabilirken, bazıları için tebliğleri beklemek daha doğru tercih olabiliyor.

⚖️ Vergi oranı yapısı: Standart oran ve vadeli enstrüman avantajı

Varlık Barışı 2026 kapsamında uygulanacak vergi oranı, beyan edilen varlığın hangi yapıda tutulacağına ve beyan tarihine göre değişen kademeli bir matristir. Standart bildirimde, yani varlığın doğrudan banka veya aracı kuruma yatırılarak peşin vergilendirilmesi durumunda oran %5’tir. Ancak yatırımcı varlığını vadeli mevduat hesaplarında veya 4749 sayılı Kanun kapsamında ihraç edilen devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında belirli sürelerle tutma taahhüdü verirse, oran kademeli olarak düşer ve en uzun taahhüt süresinde sıfıra iner.

Tablo 1, Vergi oranı matrisi (Geçici Madde 19, 6. fıkra)

Bildirim ve Tutma Yapısı Vergi Oranı
Standart bildirim (peşin tahsil) %5
Vadeli hesap / DİBS / kira sertifikası, en az 1 yıl tutma taahhüdü %4
Vadeli hesap / DİBS / kira sertifikası, en az 2 yıl tutma taahhüdü %3
Vadeli hesap / DİBS / kira sertifikası, en az 3 yıl tutma taahhüdü %2
Vadeli hesap / DİBS / kira sertifikası, en az 4 yıl tutma taahhüdü %1
Vadeli hesap / DİBS / kira sertifikası, en az 5 yıl tutma taahhüdü %0

Tablo 2, Beyan tarihine göre puan artışı

Beyan Dönemi Oran Etkisi
4/6/2026 (yürürlük tarihi) – 31/12/2026 arası bildirim Tablo 1 oranları (artışsız)
1/1/2027 – 31/7/2027 arası bildirim (bu tarih dahil) Tablo 1 oranlarına +0,5 puan
31/7/2027 son tarihinin Cumhurbaşkanı yetkisiyle uzatılması ve sonraki bildirim Tablo 1 oranlarına +1 puan toplam artış

Bu yapı, yatırımcıya iki ayrı karar düzlemi sunuyor. Birinci karar düzlemi tutma yapısıdır: varlık doğrudan kullanıma açık bir hesapta mı tutulacak, yoksa belirli bir süre vadeli enstrümanda kilitlenecek mi. Beş yıl boyunca devlet iç borçlanma senedinde tutmayı taahhüt eden bir yatırımcı sıfır oranla varlığını sisteme dahil edebilirken, varlığı doğrudan kullanmak isteyen yatırımcı %5 oranını öder. İkinci karar düzlemi beyan zamanlamasıdır: 31 Aralık 2026 tarihine kadar yapılan bildirimlerde tablo oranı artışsız uygulanır; 1/1/2027 ile 31/7/2027 arasındaki bildirimlerde yarım puan; sürenin Cumhurbaşkanı yetkisiyle uzatılması sonrası yapılan bildirimlerde toplam bir puan artış geçerlidir.

Verginin tahsili teknik olarak şu şekilde işliyor: banka veya aracı kurum, kendisine bildirilen varlıklara ilişkin olarak bildirim sahibinden varlığın değeri üzerinden geçerli oranda vergiyi peşin olarak tahsil eder. Bu vergiyi, bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulundukları vergi dairesine beyan eder ve aynı sürede öder. Yani vergi yatırımcının cebinden Hazine’ye doğrudan gitmiyor; banka aracılığıyla peşin tahsil ediliyor.

Pratikte oran seçimini belirleyen üç değişken var. Birincisi, yatırımcının varlık üzerinde kısa vadeli likidite ihtiyacı olup olmadığıdır; varlığa yakın zamanda erişim gerekiyorsa standart %5 oranı tek seçenektir. İkincisi, yatırımcının Türk finansal sistemine uzun vadeli güvenidir; beş yıllık DİBS taahhüdü vermek hem oranı sıfırlayan en güçlü avantaj hem de en uzun süreli kilitlemedir. Üçüncüsü, yatırım yapılanmasıyla uyumdur; bir holding altında yapılandırılan ve uzun vadeli pozisyon alan portföyler için sıfır oranlı seçenek doğal bir yere oturur.

⚖️ İki ay kuralı: Bildirim sonrası transfer zorunluluğu

Geçici Madde 19’un en kritik prosedür şartı, bildirim ile fiili transfer arasındaki süre sınırıdır. 2. fıkra hükmü gereği, yurt dışındaki varlık bildirildikten sonra iki ay içinde Türkiye’deki bir banka veya aracı kurumda yatırımcı adına açılan hesaba transfer edilmeli ya da fiziki olarak yurda getirilmelidir. Fiziki olarak getirilen varlıklar için Gümrük İdaresi’ne yapılacak beyana ilişkin belgeler tevsik edici belge olarak kullanılır; Gümrük İdaresi bu beyanları aldığı ayı takip eden ayın sonuna kadar Gelir İdaresi Başkanlığı’na bildirir.

Yurt içindeki varlıklar açısından (3. fıkra kapsamı) ise bildirim tarihinin kendisi belirleyicidir: yurt içinde olup defter kayıtlarında yer almayan varlıkların, bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırılması zorunludur. Yani yurt dışı varlıklarda iki aylık transfer penceresi varken, yurt içi varlıklarda banka yatırımının bildirimle eş zamanlı tamamlanması gerekiyor.

Bu süre koşulları sadece prosedür detayı değil, hukuki güvencenin sürdürülmesinin koşuludur. 9. fıkra hükmü açık biçimde düzenliyor: bildirilen varlık bu süre içinde Türkiye’ye getirilmez veya banka/aracı kuruma transfer edilmezse, yatırımcı 8. fıkrada düzenlenen vergi incelemesi yapılmama korumasından yararlanamaz. Aynı yaptırım, beyan edilen vergiyi süresinde ödememe veya verilen taahhütlere uymama hallerinde de uygulanır. Bu durumda zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil edilir; yasa metni bu nüansı açıkça koruyor: kural ihlalinde ceza uygulanmıyor, sadece gecikme faizi yansıtılıyor. Ayrıca bildirim süresi sona erdikten sonra yapılan bildirimlere ilişkin düzeltme yapılması da yasa tarafından yasaklanmış durumda (10. fıkra).

Pratik anlamı şudur: bildirim verildikten sonra hazırlık yapma lüksü kalmıyor. Banka koordinasyonu, kaynak ülke transfer prosedürleri, KYC belgeleri ve gerekiyorsa şirket hesabının açılması, bunların tamamının bildirim öncesinde tamamlanmış olması gerekiyor. Aksi halde iki aylık pencere, sürecin teknik gereklerini karşılamaya yetmeyebilir ve yatırımcı paketin sağladığı korumayı kaybedebilir.

⚖️ Uygulama Tebliği Taslağı (Seri No:1) ile Netleşen Usul ve Esaslar

Bu bölüm, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca görüşe açılan “Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ (Seri No:1)” taslağıyla netleşen bildirim ve uygulama detaylarını özetler. Taslak 12 Haziran 2026’ya kadar görüşe açık olup nihai metin Resmi Gazete’de yayımlandığında bu bölüm güncellenecektir.
Geçici Madde 19’un uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirleyen tebliğ taslağı, bu sayfadaki oran ve süre yapısını teyit ederken birkaç noktada pratik detayı kesinleştiriyor.

Taahhüde konu enstrümanlara girişim sermayesi yatırım fonu eklendi

İndirimli oranlardan (%0–%4) yararlanmak için verilen tutma taahhüdünün konusu olabilecek enstrümanlar taslakta dört başlık halinde sayılıyor: vadeli hesaplar, 4749 sayılı Kanun kapsamında ihraç edilen devlet iç borçlanma senetleri, kira sertifikaları ve girişim sermayesi yatırım fonları. Yukarıdaki Tablo 1’deki oran merdiveni bu enstrümanların tamamı için geçerlidir; girişim sermayesi yatırım fonunda en az beş yıl tutma taahhüdü de %0 oranını sağlar.

On günlük dönüştürme şartı

İndirimli oran için taahhütte bulunanların, bildirilen tutarı belirli bir süre içinde taahhüt konusu enstrümana fiilen dönüştürmesi gerekiyor. Taslağa göre bu süre, yurt dışı varlıklarda varlığın Türkiye’ye transfer edildiği veya yatırıldığı tarihten, yurt içi varlıklarda ise bildirim tarihinden itibaren on gündür. Bu süre içinde dönüştürme yapılmazsa indirimli orandan yararlanılamaz; banka veya aracı kurum, zamanında alınmayan vergi farkını gecikme faiziyle birlikte kesinti yoluyla tahsil eder. Bu durumda da vergi ziyaı cezası uygulanmaz, yalnızca gecikme faizi yansıtılır. İki aylık transfer penceresiyle bu on günlük dönüştürme şartının birlikte planlanması gerekir.

Bildirim formu, taahhütname ve çoklu bildirim

Bildirim, banka veya aracı kuruma Ek-1 formuyla yapılır; indirimli oran için Ek-2 taahhütnamesi bildirim sırasında verilir ve bu taahhütnameden damga vergisi alınmaz. Banka ve aracı kurumlar tahsil ettikleri vergiyi Ek-3 beyannamesiyle vergi dairesine bildirir. Tek bildirim esas olmakla birlikte, bildirimin yapıldığı her ay ayrı bir vergilendirme dönemi sayıldığından son tarihe kadar birden fazla bildirim mümkündür: aynı ay içinde yapılan düzeltmelerde fazla ödenen vergi iade edilebilir, sonraki aylarda azaltıcı düzeltme önceki bildirimin düzeltilmesiyle, artırıcı bildirim ise yeni bir bildirimle yapılır. Bildirim süresi (31/7/2027) dolduktan sonra düzeltme yapılamaz.

Varlıkların değerleme ölçütleri

Taslak, bildirime esas değerleme ölçütlerini kesinleştiriyor: Türk lirası nominal değeriyle; altın rayiç bedeliyle; döviz, bildirim tarihindeki TCMB döviz alış kuruyla; pay senetleri ile tahvil, bono ve eurobond gibi borçlanma araçları varsa borsa rayici, yoksa sırasıyla rayiç bedel, alış bedeli ve nominal değerle; yatırım fonu katılma payları ilgili piyasadaki kapanış fiyatıyla; vadeli işlem ve opsiyon gibi türev araçlar borsa rayiciyle değerlenir. Bildirimlerde varlıkların Türk lirası karşılığı esas alınır.

⚖️ Kurumsal yatırımcılar için iki yıl sermaye kilitleme şartı

Kanunun 4. fıkrası, defter tutan mükellefler (gerçek kişi tacirler ve şirketler) açısından kritik bir şart getiriyor. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, beyan ettikleri varlıkları kanuni defterlerine kaydederken pasifte özel fon hesabı açmak zorundalar. Bu fon hesabı bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilemez ve sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamaz. İki yıl geçtikten sonra ise fon, vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebiliyor.

Bu iki yıllık kilitleme, yasanın “sermayeye katkı” mantığını koruyan kuralı niteliğinde. Beyan edilen varlık şirket bilançosuna girer girmez serbest dolaşıma açılırsa, paketin amacı olan sermaye yapısını güçlendirme hedefi karşılanmamış olur; bu yüzden iki yıllık askıya alma süresi konmuş. İşletmenin tasfiye edilmesi halinde fon vergilendirilmiyor: yatırımcı tasfiye yoluyla bu varlığa ulaşırsa ek vergi yükü doğmuyor.

Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için ise prosedür biraz daha sade: bu kıymetler defterlerde ayrıca gösterilir, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaz ve bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmesi koşuluyla vergiye tabi kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilir.

Bu kural gerçek kişi yatırımcılar için doğrudan uygulanmıyor. Yasanın 5. fıkrası, gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayan kişilerin (yani işletme/şirket sahibi olmayan bireysel yatırımcıların) varlıklarını ikinci fıkradaki sürede Türkiye’ye getirmeleri ya da yurt içi varlıklarını bildirim tarihinde banka veya aracı kurumlara yatırmaları durumunda, dördüncü fıkradaki defter kaydı ve özel fon şartlarının aranmaksızın madde hükümlerinden yararlanacaklarını düzenliyor. Yurt dışında yaşayan ve Türkiye’de vergi mükellefiyeti olmayan gurbetçiler bu kategoriye giriyor; onlar için iki yıllık kilitleme kuralı geçerli değil.

Pratikte iki ayrı yapılanma var: bireysel yatırımcı için sade bir bildirim-transfer-vergi süreci işliyor; şirket yapısı altında varlığını sisteme dahil eden yatırımcı için iki yıllık fon hesabı kuralı devreye giriyor. Şirket kurma kararı verirken bu kilitleme süresinin yatırım planına uygunluğunu önceden değerlendirmek gerekir.

⚖️ “Nereden buldun?” sorulmayacak: Hukuki güvencenin kapsamı ve sınırları

Varlık Barışı 2026’nın en çok dikkat çeken hukuki özelliği, beyan edilen varlığın kaynağının sorgulanmayacağına ilişkin güvencedir. Geçici Madde 19’un 8. fıkrası şu güvenceleri sağlıyor: bildirilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Bu koruma, beyan edilen varlığın kaynağına dair “nereden buldun” sorusu yöneltilmemesi, geçmişe dönük vergi incelemesi yapılmaması, tarhiyat çıkarılmaması ve cezai vergi işlemi uygulanmaması anlamına geliyor.

Yasa bu korumayı bir adım daha somutlaştırıyor. Diğer nedenlerle başlayan vergi incelemeleri ile takdir komisyonu kararları sonucu bulunan matrah farkının, madde kapsamında bildirilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespiti durumunda iki ihtimal var. Birinci ihtimal: bildirilen varlık tutarı, bulunan matrah farkına eşit ya da fazlaysa matrah farkına ilişkin tarhiyat yapılmaz. İkinci ihtimal: bulunan matrah farkı bildirilen varlık tutarından büyükse, sadece aradaki fark tutar üzerinden vergi tarhiyatı yapılır. Vergi incelemesi veya takdir komisyonu kararları sonucunda bildirime konu edilen varlıklar dışındaki nedenlerle matrah farkı tespit edilmesi durumunda ise, bu madde kapsamında bildirilen tutarlar bulunan matrah farkından mahsup edilmeksizin tarhiyat yapılır.

Bu yapı, yatırımcının daha önce başka bir nedenle vergi incelemesi başlatılmış olsa bile, beyan ettiği varlığa karşılık gelen matrah farkı için tarhiyatın yapılmamasını sağlıyor. Pratikte yasanın koruması “varsayımsal bir yenilik” değil, mevcut incelemelerle iç içe geçen somut bir hukuki kalkan niteliğinde.

Ancak bu güvencenin sınırları olduğunu net biçimde anlamak gerekiyor. Düzenleme bir vergi düzenlemesidir, ceza hukuku düzenlemesi değil. Bu nedenle vergi hukuku açısından sağlanan koruma, ceza hukuku ve mali suç mevzuatı kapsamındaki sorumlulukları ortadan kaldırmaz. Geçici Madde 19’un 8. fıkrasında “diğer mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirler bu düzenlemeden etkilenmez” hükmü açıkça yer alıyor. Türkiye’nin Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) mevzuatı, terör finansmanı ve kara para aklama düzenlemeleri kendi başlarına işlemeye devam eder. Suç gelirlerinin aklanmasını önleme rejimi kapsamında değerlendirilen bir varlığın Varlık Barışı yoluyla beyan edilmesi, bu varlık üzerindeki cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz; MASAK rejimi tam olarak bu “diğer mevzuat” kapsamında değerlendiriliyor.

Pratikte bu, beyan edilen varlığın hukuki olarak temiz bir kaynaktan gelmesi gerektiği anlamına geliyor. Yurt dışında uzun yıllardır faaliyet gösteren bir işletmenin elde ettiği gelir, başka bir ülkedeki yatırım hesabında biriken meşru sermaye kazancı, miras yoluyla intikal eden varlık veya emek karşılığı elde edilen birikim gibi kaynaklar düzenlemenin doğal hedefini oluşturuyor. Buna karşılık ciddi vergi kaçakçılığı, ekonomik suç veya MASAK kapsamında değerlendirilebilecek faaliyetlerden elde edilen varlıklar için Varlık Barışı bir koruma katmanı sağlamaz; bu durumlarda hukuki danışmanlık çok daha geniş bir çerçevede yapılandırılmalıdır.

Yatırımcı açısından hukuki güvencenin doğru okunması için iki ayrımı görmek önemli. Birinci ayrım, vergi sorumluluğu ile ceza sorumluluğu arasındadır; düzenleme birincisini kaldırırken ikincisine müdahale etmiyor. İkinci ayrım ise Türk hukuku ile kaynak ülke hukuku arasındadır; Türkiye’nin sağladığı koruma yatırımcının kaynak ülkedeki vergi yükümlülüklerini değiştirmiyor. Almanya’da ikamet eden bir Türk vatandaşının Almanya’ya karşı olan vergi yükümlülükleri, Varlık Barışı sayesinde Türkiye tarafında kayıt altına alınmasından bağımsız olarak devam eder. Bu nedenle düzenleme bir koruma şemsiyesi değil, sınırları net çizilmiş bir hukuki yapılandırma aracıdır.

Bu çerçeve içinde mal varlığı koruma rehberinde ele aldığımız yapısal koruma araçları (holding yapıları, miras planlaması, sınır ötesi vakıf çözümleri) Varlık Barışı’yla birleştirildiğinde hem kısa vadede vergi avantajı sağlanmış hem de uzun vadede çok kuşaklı varlık koruması yapılandırılmış olur. Düzenlemenin gerçek değeri tek başına oran avantajından değil, bu yapısal entegrasyondan doğuyor.

⚖️ 20 Yıl Vergi İstisnasıyla nasıl entegre çalışır

Varlık Barışı 2026’nın stratejik değeri, aynı 7582 sayılı Kanun’da düzenlenen 20 Yıl Vergi İstisnası rejimiyle birlikte değerlendirildiğinde çok daha net biçimde görünür hale geliyor. Kanunun ilgili maddesi, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na Mükerrer Madde 20/D ekleyerek yeni bir istisna getiriyor: Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişilerin, Türkiye’de yerleşmiş sayılmasından önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgahının ve vergi mükellefiyetinin bulunmaması şartıyla Türkiye dışında elde ettiği kazanç ve iratları yirmi yıl boyunca gelir vergisinden müstesna oluyor. İki düzenleme ayrı yasal araçlar olsa da hedef kitle ve ekonomik mantık açısından birbirini tamamlıyor. Varlık Barışı geçmişte birikmiş varlığın düşük vergiyle Türkiye’ye getirilmesini sağlarken; 20 Yıl Vergi İstisnası rejimi mukimliğini Türkiye’ye taşıyan kişilere yurt dışı kaynaklı gelirlerinde 20 yıl boyunca vergi istisnası getiriyor. Bir araya geldiklerinde geçmiş ve gelecek aynı çatı altında planlanabilir hale geliyor.

Tablo 3, Çift teşvik etkisi: Varlık Barışı 2026 ve 20 Yıl Vergi İstisnası

Özellik Varlık Barışı 2026 (Geçici Madde 19) 20 Yıl Vergi İstisnası (Mükerrer Madde 20/D)
Niteliği Mevcut varlıkların düşük vergi ile Türkiye’ye getirilmesi Gelecek gelirlerin 20 yıl vergisiz olması
Şart Beyan ve transfer Son 3 takvim yılında Türkiye’de ikametgah ve vergi mükellefiyeti bulunmamak
Kapsam Para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları Türkiye dışında elde edilen kazanç ve iratlar
Vergi avantajı %0-%5 arası oran (tutma yapısına bağlı) 20 yıl vergi istisnası + %1 veraset oranı
Süresi Tek seferlik beyan 20 yıl boyunca süreklilik
Çerçevesi Geçmişin temizlenmesi Geleceğin teminatı

Pratikte iki düzenlemenin birlikte kullanımı şu sıralamayı takip eder. Yatırımcı önce mevcut yurt dışı varlığını Varlık Barışı kapsamında uygun oranla (standart %5, vadeli enstrüman taahhüdüyle %0’a kadar inebilen kademeli yapı) beyan eder ve Türkiye’deki banka veya şirket hesaplarına transfer eder. Bu adımla geçmiş “temizlenir”: varlık resmi kayıt altına alınır, kaynağı sorgulanmaz, geçmişe dönük inceleme riski ortadan kalkar. Ardından yatırımcı Türkiye’ye yerleşir ve mukimliğini Türkiye’ye taşıyarak 20 Yıl Vergi İstisnası rejiminden yararlanmaya başlar. Bu rejim altında yurt dışı kaynaklı gelirler 20 yıl boyunca vergi istisnası kapsamında kalır.

Veraset boyutu bu entegrasyonun en kritik avantajlarından biridir. 7582 sayılı Kanun Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun 16. maddesine fıkra ekleyerek, Mükerrer Madde 20/D istisnasından yararlananlardan, istisna süresi içinde gerçekleşen veraset yoluyla mal intikalinde vergi oranını %1 olarak belirliyor. Bir Alman vatandaşlığı sahibi Türk asıllı yatırımcı için bu oran, Almanya’da uygulanan yüksek miras vergisi oranlarıyla karşılaştırıldığında çok kuşaklı servet planlaması açısından dikkat çekici bir avantaj oluşturuyor. Miras hukuku sayfamızda ele aldığımız sınır ötesi miras planlamasının pratik etkisi, Varlık Barışı + 20 Yıl + %1 veraset üçlüsü birlikte kurgulandığında belirginleşiyor.

İki düzenlemenin birlikte değerlendirilmemesi durumunda ortaya çıkabilecek pratik sorun şudur: Sadece Varlık Barışı kullanan ancak mukimliğini Türkiye’ye taşımayan bir yatırımcı, varlığını düşük vergiyle Türkiye’ye getirir ama gelecekteki gelirlerini yine yurt dışı vergi rejimi altında kazanmaya devam eder. Bu durumda sadece bir kerelik bir vergi avantajı elde edilmiş olur. Buna karşılık iki düzenlemeyi birlikte planlayan yatırımcı; geçmiş varlık + gelecek gelir + miras yapılanması üçlüsünü tek bir hukuki çatı altında kuruyor.

⚖️ Şirket kuruluşu: Varlığın getirileceği tüzel kişiliğin yapılandırılması

Yurt dışındaki varlığın Türkiye’ye getirilmesi sürecinde tüzel kişilik tercihi belirleyici bir adımdır. Varlık doğrudan kişisel banka hesabına da transfer edilebilir; ancak ölçeği belirli bir noktanın üzerinde olan ya da gelecek planlaması yapılan yatırımcılar açısından şirket yapısı kullanılması yaygın ve genellikle daha rasyonel bir tercihtir. Türkiye’de şirket kuruluşu sürecinin nasıl ilerlediği ve hangi belgelerin gerektiği ayrı bir sayfada detaylı olarak ele alınıyor; burada Varlık Barışı bağlamında tüzel kişilik tercihinin stratejik mantığına odaklanıyoruz.

Üç temel tüzel kişilik seçeneği üzerinden değerlendirme yapılır. Limited şirket, küçük ve orta ölçekli varlıklar için en yaygın tercihtir; kuruluş maliyeti düşüktür, yönetim yapısı sade, sermaye katmanı esnektir. Anonim şirket (A.Ş.), daha büyük sermaye yapıları, hisse devri esnekliği gerektiren işler ve halka açılma potansiyeli olan yapılar için tercih edilir; pay defteri, yönetim kurulu ve denetim yapısı daha kurumsal işler. Holding yapısı ise birden çok şirketin altında konumlandırıldığı, çok kuşaklı servet aktarımının ve grup şirketleri arasında vergi optimizasyonunun planlandığı durumlarda devreye girer.

Tercihi belirleyen değişkenler şu başlıklar altında toplanabilir. Birinci değişken varlığın ölçeğidir; küçük portföyler için Limited yapısı yeterli olurken, geniş portföyler ve aile servet planlaması için A.Ş. ya da holding yapısı daha uygun. İkinci değişken gelecek planıdır; yatırımcı varlığı Türkiye’de büyütmeyi mi düşünüyor, yurt dışı yatırımları Türkiye üzerinden yapılandırmayı mı, yoksa miras planlaması yapısı kurmayı mı planlıyor, bu sorular tüzel kişilik tipini doğrudan etkiliyor. Üçüncü değişken miras yapılanmasıdır; çocukları ve eşi farklı yargı alanlarında bulunan bir yatırımcı için holding yapısı, sınır ötesi miras hukukuyla daha esnek biçimde entegre olur. Dördüncü değişken vergi mukimliğidir; yatırımcı 20 Yıl Vergi İstisnası rejiminden yararlanmayı planlıyorsa şirket yapısının bu rejimle uyumlu kurgulanması gerekir. Beşinci değişken iki yıl sermaye kilitleme kuralıdır; şirket bilançosuna giren varlığın iki yıl boyunca özel fon hesabında kilitleneceği, sermayeye ilave dışında kullanılamayacağı önceden değerlendirilmelidir.

Şirket kuruluşunun pratik adımları şu sırada ilerler. Önce ortaklık yapısı belirlenir; kurucular kim olacak, hisse oranları nasıl dağılacak, yönetim hakları kimde olacak. Ardından sermaye yapısı tasarlanır; getirilecek varlığın tamamı sermaye olarak mı taahhüt edilecek, kısmen sermaye kısmen ortağa borç olarak mı yapılandırılacak. Sonrasında ana sözleşme hazırlanır; faaliyet konuları, yönetim biçimi ve karar alma mekanizmaları bu belgede tanımlanır. MERSİS üzerinden tescil başvurusu yapılır, ticaret sicil işlemleri tamamlanır, vergi dairesi ve SGK kayıtları açılır, banka hesabı tesis edilir.

Sürecin sonunda en sık gelen soru şu oluyor: “Yurt dışındaki varlıklar Türkiye’deki şirket hesaplarına nasıl getirilir?” Pratik akış varlığın taşınma biçimine göre iki ayrı kanaldan ilerler. Banka transferi yoluyla getirilen varlıklarda yatırımcı kaynak ülkedeki banka hesabından Türkiye’deki şirket banka hesabına SWIFT transferi yapar; bu transferde Türk bankası KYC ve müşteri tanıma süreçleri kapsamında varlığın kaynağına ilişkin belgeleri talep eder ve bu belgeler MASAK uyum dosyasının temelini oluşturur. Fiziki olarak yurda getirilen nakit, döviz veya altın için ise nakit beyan formu Gümrük İdaresi’ne sunulur ve bu form Geçici Madde 19’un 2. fıkrası kapsamında tevsik edici belge olarak işlev görür; Gümrük İdaresi bu beyanları aldığı ayı takip eden ayın sonuna kadar Gelir İdaresi Başkanlığı’na bildirir. Her iki kanalda da bildirim banka veya aracı kuruma yapılır, oranı belirleyen tutma yapısı (standart peşin veya vadeli enstrüman taahhüdü) seçilir ve banka geçerli oranda vergiyi peşin tahsil edip bildirimi izleyen ayın 15. günü akşamına kadar vergi dairesine beyan edip aynı sürede öder. Her adımda kaynak ülke tarafında çıkış vergisi veya raporlama yükümlülüğü olabileceği için sürecin başında her iki ülkenin pratiklerini bilen bir hukuk ekibinin koordinasyonu önemli.

⚖️ MASAK ve banka uyum süreçleri

Varlık Barışı 2026’nın hukuki güvenceleri vergi tarafında sağlam bir koruma sağlasa da banka uyum süreçleri ayrı bir mecrada işlemeye devam ediyor. Türk bankaları, Türkiye’nin uluslararası mali standartlara uyumu çerçevesinde her gelen havalede müşteri tanıma (KYC) ve sıkı denetim (CDD) süreçleri uygular. Varlık Barışı kapsamında getirilen bir varlık için bile banka, transferin kaynağına ilişkin belge talep edebilir, hesap açılışı sırasında ek bilgi isteyebilir, büyük tutarlı transferlerde ön onay gerektirebilir. Bu süreçler vergi düzenlemesinden bağımsız işliyor.

Pratik olarak bu, beyan edilecek varlık için kaynak belgelerinin önceden hazırlanmasının önemini ortaya çıkarıyor. Yurt dışındaki banka tarafından düzenlenmiş hesap özetleri, varlığın oluşum tarihçesini gösteren kayıtlar (örneğin uzun vadeli yatırım hesabı dökümleri, miras intikal belgeleri, hisse devir kayıtları), yatırımcının kaynak ülkedeki vergi durumunu gösteren belgeler bu hazırlığın bileşenleri arasında yer alır. Banka uyum departmanlarının değerlendirme sürecini hızlandırmak ve red riskini azaltmak için bu belgelerin transfer öncesinde toplanması önemli.

MASAK kapsamı bir başka boyutu oluşturuyor. Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde işleyen MASAK rejimi, suç kaynaklı varlıkların finansal sisteme dahil edilmesini engellemeyi amaçlıyor ve bu rejim Varlık Barışı düzenlemesinden bağımsız işliyor. Geçici Madde 19’un 8. fıkrasındaki “diğer mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirler bu düzenlemeden etkilenmez” hükmü bu bağımsızlığı yasal düzeyde teyit ediyor. Bir varlık vergi açısından korunmuş olsa bile, MASAK kapsamına giren bir kaynaktan geliyorsa banka şüpheli işlem bildirimi yapma yükümlülüğüne tabidir. Bu nedenle yatırımcının kaynak ülkedeki hukuki durumunun da net olması, banka tarafındaki uyum sürecinin sorunsuz ilerlemesi için kritik.

Pratikte üç adımlı bir koordinasyon önerilir. Birincisi, transfer öncesinde Türk bankasıyla ön görüşme yapılarak transferin yapısı, beklenen tutar, kaynak ülke ve hesap açılış prosedürü hakkında bilgi alışverişinde bulunulması; bu görüşmede bankaların hangi belgeleri talep edeceği önceden netleşir. İkincisi, kaynak ülke tarafında transferden önce vergi danışmanı veya hukuk müşaviriyle çalışılarak çıkış vergisi, raporlama yükümlülükleri ve kaynak ülke banka prosedürlerinin tamamlanması; örneğin Almanya’dan büyük tutarlı transferlerde Federal Mali İdare bilgilendirmesi gerekebiliyor. Üçüncüsü ise transfer sırasında ve sonrasında Türk vergi dairesi nezdinde Varlık Barışı beyanının zamanında ve eksiksiz verilmesi.

⚖️ Çifte vergilendirme anlaşmalarının etkisi

Yurt dışında yaşayan ve Varlık Barışı’ndan yararlanmayı düşünen yatırımcılar için kaynak ülkedeki vergi yükümlülükleri, Türkiye’nin sağladığı düzenlemeden bağımsız olarak değerlendirilmelidir. Türkiye 80’den fazla ülkeyle Çifte Vergilendirme Anlaşması (ÇVA) imzalamış durumda; bu anlaşmalar gelirin hangi ülkede vergilendirileceğini düzenliyor, ancak varlığın kaynak ülkeden çıkışı sırasında uygulanan vergileri otomatik olarak ortadan kaldırmıyor. Bu yüzden yatırımcının önce kendi mukim olduğu ülkenin pratiğini netleştirmesi gerekiyor.

Tablo 4, Başlıca kaynak ülkelere göre çıkış noktası vergi rejimi (özet)

Ülke Çıkış noktasındaki ana vergi rejimi Yatırımcı için pratik anlamı
Almanya Çıkış vergisi (Wegzugsbesteuerung), belirli koşullarda mukimliği bırakan kişinin gerçekleşmemiş sermaye kazançları üzerinden vergilendirilmesi Mukimlik değişikliği ya da büyük tutarlı transfer öncesinde mutlaka kaynak ülke vergi danışmanıyla değerlendirme yapılmalı; çıkış vergisinin pratiği bireysel duruma göre değişir
Hollanda Sermaye kazancı ve servet vergisi (Box 3) çerçevesinde varlık beyanı; ülkeden çıkışta benzer prensipler uygulanabilir Yıllık varlık beyanı geçmişi varsa transfer için pratik altyapı mevcut; ancak çıkış öncesinde vergi durumu netleştirilmeli
İngiltere Geleneksel olarak remittance basis rejimi yurt dışı kaynaklı gelirin İngiltere’ye getirilmediği sürece vergilendirilmemesini sağlıyordu; rejim son yıllarda kapsamlı revizyonlardan geçti İngiltere’de mukim olup yurt dışı varlığını Türkiye’ye getirmeyi planlayan yatırımcılar için kaynak ülke rejiminin güncel hali pratikte belirleyici; profesyonel danışmanlık olmaksızın hareket edilmemeli
Körfez ülkeleri (BAE, Suudi Arabistan, Katar) Genel olarak gelir vergisi olmayan veya düşük olan rejimler Çıkış noktasında vergi yükümlülüğü pratikte sınırlı; transferin Türkiye tarafındaki koordinasyonu daha öne çıkar
ABD Vatandaşlık esaslı vergilendirme rejimi (worldwide income), çıkış vergisi (expatriation tax) belirli statü değişikliklerinde uygulanabilir ABD vatandaşı Türk asıllı yatırımcılar için kaynak ülke vergi yükümlülüğü Türkiye dışına taşınma durumunda dahi devam eder; çift planlama zorunlu

Yukarıdaki çerçeve özet niteliğinde olup her bireysel durumun kaynak ülke vergi danışmanıyla birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

ÇVA çerçevesinin Varlık Barışı bağlamında pratik etkisi şu noktada görünür hale geliyor. Bir Alman vatandaşı Türk asıllı yatırımcının Almanya’da tutulan yatırım hesabını Türkiye’ye transfer etmesi durumunda iki ayrı vergi düzeyi söz konusudur: Almanya tarafında transfer veya mukimlik değişikliğinin tetikleyebileceği çıkış vergisi yükümlülükleri, Türkiye tarafında Varlık Barışı kapsamındaki kademeli oranlı kayıt vergisi. ÇVA bu iki vergi arasında mahsuplaştırma ya da iadeleştirme imkanı sağlayabilir, ancak bu otomatik olmaz; zamanlama ve belge düzeni belirleyici olur.

İngiltere’deki durum kendine özgü dinamikler taşıyor. İngiltere’nin yurt dışı geliri vergilendirme rejimi son yıllarda kapsamlı değişiklikler geçirdi; daha önce yıllarca uygulanan remittance basis sisteminin yerini yeni bir mukimlik bazlı rejim aldı. Bu değişiklik İngiltere’de yıllardır yaşayan ancak yurt dışı varlık tutmaya devam eden yatırımcılar için yeni soru işaretleri doğurdu. Türkiye’ye yapılacak büyük transferler için İngiltere tarafındaki güncel rejimin yatırımcının özel durumuna nasıl uygulanacağı, kaynak ülke vergi danışmanı olmaksızın güvenle değerlendirilemez.

Körfez ülkelerinden ve ABD’den yapılacak transferler ise farklı dinamikler içeriyor. Körfez ülkeleri açısından gelir ve servet vergisi rejimleri büyük ölçüde sınırlı olduğu için çıkış noktasındaki vergi engeli pratikte daha düşük; bu durumda Türkiye tarafındaki banka uyum ve MASAK koordinasyonu öne çıkıyor. ABD ise vatandaşlığa dayalı vergilendirme rejimiyle ayrıksı bir yere sahip; ABD vatandaşı bir Türk asıllı yatırımcı için Türkiye’ye taşınma ya da varlık transferi ABD vergi yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz, paralel beyanın yıllar boyunca sürmesi gerekir.

⚖️ Yasalaşma süreci ve zaman çizgisi

Varlık Barışı 2026’nın yasalaşma süreci tamamlandı; düzenleme 4 Haziran 2026 tarihi itibarıyla yürürlüktedir. Sürecin tamamı şu sırada gerçekleşti:

Birinci aşama, niyet beyanıdır; 24 Nisan 2026 tarihinde Cumhurbaşkanı tarafından, ertesi gün Hazine ve Maliye Bakanı tarafından kamuoyuyla paylaşılan paket bu aşamayı ifade ediyor. İkinci aşama, kanun teklifinin sunulmasıdır: 5 Mayıs 2026 tarihinde AK Parti Grup Başkanlığı tarafından hazırlanan “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” TBMM Başkanlığı’na sunuldu; teklif Burdur Milletvekili Mustafa Oğuz, Osmaniye Milletvekili Seydi Gülsoy, Aksaray Milletvekili Hüseyin Altınsoy ve Sakarya Milletvekili Ertuğrul Kocacık başta olmak üzere AK Parti milletvekilleri tarafından imzalandı.

Üçüncü aşama, komisyon müzakereleridir: teklif TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na esas komisyon olarak havale edildi. 6 Mayıs 2026’da Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen teklif, AK Parti ve MHP’nin oylarıyla kabul edildi ve Genel Kurul gündemine sevk edildi. Komisyon sürecinde kripto varlıkların vergilendirilmesine ilişkin 4 madde ile elmas ve diğer değerli taşlardan ÖTV alınmasına ilişkin madde paketten çıkarıldı. Muhalefet partileri görüşmelerde “kara para aklamaya neden olacağı ve Türkiye’nin gri listeye alınabileceği” eleştirilerini gündeme getirdi; iktidar yetkilileri ise sisteme girecek kaynağın bankacılık denetimine tabi olacağını ifade etti.

Dördüncü aşama, Genel Kurul görüşmesi ve onaydır: 14-15 Mayıs 2026 gecesi yapılan oturumda teklifin ilk 5 maddesi kabul edildi; 20 Yıl Vergi İstisnası rejimini (GVK Mükerrer Madde 20/D) düzenleyen hüküm bu maddeler arasında yer alıyor. Varlık Barışı düzenlemesini içeren 10. madde dahil kalan tüm maddeler 21 Mayıs 2026’da TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.

Beşinci aşama, Cumhurbaşkanı onayı ve Resmi Gazete’de yayımlanmasıdır: 7582 sayılı Kanun, 4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Altıncı aşama, uygulama tebliğlerinin yayımlanmasıdır; bu aşama devam etmektedir. Geçici Madde 19’un 11. fıkrası Hazine ve Maliye Bakanlığı’na madde kapsamına giren varlıkların Türkiye’ye getirilmesi ve bildirimi ile işletmeye dahil edilmelerine ilişkin hususları, bildirim ve beyana esas şekli ile maddenin uygulanmasında kullanılacak bilgi ve belgeler ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi veriyor.

Resmi yasal metnin takibi için Resmi Gazete ve uygulama tebliğleri için Gelir İdaresi Başkanlığı kaynaklarının takibi öneriliyor.

Düzenlemenin getirdiği iki kritik tarih: bildirim son tarihi 31/7/2027, bu tarih Cumhurbaşkanı yetkisiyle her defasında 6 ayı geçmeyen süreler halinde bir yıla kadar uzatılabilir; uzatma sonrası bildirimlerde oranlara bir puanlık toplam artış uygulanıyor. 1/1/2027–31/7/2027 aralığındaki bildirimlerde ise yarım puanlık artış geçerli. 31 Aralık 2026 tarihine kadar yapılan bildirimlerde tablo oranları artışsız uygulanıyor; bu durum, erken bildirim avantajının doğrudan oran farkı yarattığı anlamına geliyor.

⚖️ Kanun yürürlüğe girdi: şimdi ne yapmalı

7582 sayılı Kanun yürürlüğe girdiğine göre bildirim penceresi açıktır ve 31 Aralık 2026 tarihine kadar yapılan bildirimlerde en avantajlı oranlar geçerlidir. Hazırlığını önceden tamamlamış yatırımcı için resmi bildirim adımı artık atılabilir; henüz hazırlığa başlamamış olanlar için ise şimdi harekete geçmek kritik.

Birinci adım, kaynak ülkedeki vergi durumunun tespitidir. Yatırımcının mukim olduğu ülkenin vergi rejiminde Türkiye’ye varlık transferi sırasında veya mukimlik değişikliğinde tetiklenebilecek yükümlülükler net olarak belirlenmelidir. Almanya için çıkış vergisi (Wegzugsbesteuerung) hesaplaması, İngiltere için güncel mukimlik bazlı rejim altındaki sonuçlar, Hollanda için Box 3 beyanlarının gözden geçirilmesi bu kategoride yer alır.

İkinci adım, mevcut yapı incelemesidir. Yatırımcının yurt dışındaki varlıkları nasıl tutuyor, hangi yapı altında, hangi banka veya kurumlarda, miras planlamasıyla nasıl ilişkili; bu sorulara verilen cevaplar Türkiye’ye transferin yöntemini belirler.

Üçüncü adım, banka koordinasyonunun tamamlanmasıdır. Kaynak ülkedeki banka, transfer öncesinde bilgilendirilmeli ve kapsamlı transferler için belge talepleri önceden netleştirilmelidir. Türkiye tarafında hesap açılışı için seçilecek banka ile ön görüşme yapılması, beklenen tutar ve transfer yapısı hakkında bilgi alışverişinde bulunulması, KYC sürecinde hangi belgelerin talep edileceğinin önceden belirlenmesi süreci hızlandırır. İki aylık transfer penceresi göz önünde bulundurulduğunda, bildirim verilmeden önce banka tarafının hazır olması kritik öneme sahiptir.

Dördüncü adım, şirket kuruluşu hazırlığının tamamlanmasıdır. Tüzel kişilik tipinin (Limited, A.Ş., holding) seçilmesi, ortaklık yapısının kurgulanması, sermaye yapısının tasarlanması, ana sözleşmenin hazırlanması bu kategoride yer alır. Şirket kuruluşu ortalama 2-4 hafta süren bir süreçtir; bildirim verilmek istendiğinde şirket hesabının hazır olması gerekir.

Beşinci adım, miras planının revizyonudur. Varlık Türkiye’ye getirildikten sonra hangi yapı altında tutulacaksa, miras planlamasının da o yapıya göre güncellenmesi gerekir. 20 Yıl Vergi İstisnası rejimine geçmeyi planlayan bir yatırımcı için %1 veraset oranının pratik etkisi, mevcut vasiyetname ve aile içi servet aktarım planlarının revizyonunu da gündeme getirir.

Altıncı adım, kaynak belgelerinin toplanmasıdır. Banka uyum süreçleri ve MASAK koordinasyonu için varlığın kaynağını gösteren belgelerin (uzun vadeli yatırım hesabı dökümleri, miras intikal belgeleri, hisse devir kayıtları, gelir vergisi beyannameleri) hazır bulunması, transfer aşamasında oluşabilecek aksaklıkları en aza indirir.

Yedinci adım, Çifte Vergilendirme Anlaşmaları çerçevesinde yapılacak değerlendirmedir. Türkiye ile kaynak ülke arasındaki ÇVA’nın mahsuplaştırma, iadeleştirme veya kredilendirme imkanlarının yatırımcının özel durumunda nasıl uygulanacağı önceden netleştirilmelidir.

Sekizinci ve son adım, resmi bildirimin verilmesidir. Yukarıdaki adımların tamamlanmasının ardından banka veya aracı kuruma Varlık Barışı bildirimi verilir, taahhüt edilen orana göre vergi peşin tahsil edilir ve iki aylık pencere içinde transfer tamamlanır. Yabancı yatırım danışmanlığı kapsamında yıllardır geliştirdiğimiz yaklaşım, bu çok katmanlı koordinasyonu tek bir hukuki çatı altında yürütmek üzerine kurulu.

⚖️ Önceki Varlık Barışlarıyla 2026 farkı

Türkiye’de Varlık Barışı düzenlemeleri yeni değil. 2008 küresel finans krizinin ardından gündeme gelen ilk kapsamlı düzenlemeden bu yana 2013, 2016, 2018, 2019 ve 2022 yıllarında benzer paketler hayata geçirildi; 2026 düzenlemesi sırasıyla sekizinci Varlık Barışı düzenlemesi (8. Varlık Barışı) olarak gündeme geldi. 2026’yı öncekilerden ayıran bazı yapısal özellikler var; bu özellikleri görmek paketin pratik değerini doğru değerlendirmek açısından kritik.

Tablo 5, Son üç Varlık Barışı düzenlemesinin karşılaştırması

Özellik Varlık Barışı 2019 Varlık Barışı 2022 Varlık Barışı 2026 (8.)
Vergi oranı aralığı Yurt dışı varlık için %1, yurt içi varlık için kademeli oranlar %1 ile %3 arasında değişen kademeli yapı %0-%5 arası kademeli yapı (standart %5; vadeli enstrüman taahhüdüyle %0’a kadar)
Kapsanan varlıklar Nakit, döviz, altın, menkul kıymet, gayrimenkul Nakit, döviz, altın, menkul kıymet Para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları
Sistemde tutma şartı Yok Yok Var, vergi avantajı için varlığın belirli süre vadeli enstrümanda tutulması gerekiyor; kurumsal yatırımcılar için 2 yıl özel fon kilitlemesi
Hukuki güvence kapsamı Vergi incelemesi yapılmama koruması Vergi incelemesi ve cezai işlem yapılmama koruması “Nereden buldun” sorulmaması, vergi incelemesi, tarhiyat ve cezai işlem yapılmaması; matrah farkı eşitlik koruması
Ek rejimle entegrasyon Ayrı düzenleme Ayrı düzenleme 20 Yıl Vergi İstisnası rejimi (Mükerrer Madde 20/D) ile aynı 7582 sayılı Kanun’da entegre
Hedef kitle vurgusu Genel Genel Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları, çifte vatandaşlar, Türk asıllı küresel iş insanları

8. Varlık Barışı’nın önceki paketlerden ayrıştığı dört temel nokta öne çıkıyor. Birincisi, hukuki güvencenin daha geniş kapsamla tanımlanmış olmasıdır; “nereden buldun” sorusunun sorulmayacağına dair açık ifade, geçmişe dönük tarhiyat yapılmayacağı taahhüdü, cezai işlem uygulanmayacağı güvencesi ve devam eden vergi incelemelerinde matrah farkı eşitlik koruması önceki paketlerde aynı netlikte yer almıyordu.

İkincisi, bu düzenlemenin en kritik yapısal yeniliği “sistemde kalma” şartıdır. Önceki yedi Varlık Barışı düzenlemesinde sisteme giren varlığın belirli süre tutulma zorunluluğu yoktu; yatırımcı vergisini öder ve varlığı serbestçe kullanabilirdi. 2026 paketi ise vergi avantajını varlığın belirli süre vadeli enstrümanda tutulmasına bağlıyor: standart %5 oranını ödemek isteyen yatırımcı serbest kalır, ancak %0’a kadar inebilen indirimli oranlardan yararlanmak için 1 ile 5 yıl arasında değişen taahhütler vermek gerekiyor.

Üçüncüsü, 20 Yıl Vergi İstisnası rejimiyle aynı 7582 sayılı Kanun içinde konumlandırılmış olmasıdır. Önceki Varlık Barışları tek başına işleyen vergi düzenlemeleriydi; 2026 paketi ise gelecek gelirler için ayrı bir vergi avantajı katmanı içeren rejim ile birlikte sunuluyor.

Dördüncüsü, hedef kitle çerçevesinin daha net tanımlanmış olmasıdır. Önceki paketler genel olarak “yurt dışındaki Türk varlıklarını” hedef alırken 2026 düzenlemesi gurbetçi nüfus, çifte vatandaş yatırımcılar ve Türk asıllı küresel iş insanları üçlüsünü ayrıştırılmış biçimde işliyor.

⚖️ Kimler için uygun, kimler için temkinli olunmalı

Varlık Barışı 2026’nın hedef kitlesi geniş olsa da paketin her durumda uygun bir araç olduğunu söylemek doğru olmaz. Düzenlemenin yapısı bazı yatırımcı profilleri için doğrudan avantaj yaratırken, bazı durumlar için hukuki ve mali açıdan dikkatli değerlendirme gerektiriyor.

Pakete uygun yatırımcı profilleri şu kategorilerde toplanabilir. Almanya, Hollanda, İngiltere veya benzeri Avrupa ülkelerinde uzun yıllardır yaşayan ve birikimini orada tutan gurbetçi Türk vatandaşları için paket, geçmişte birikmiş varlığı düşük vergiyle Türkiye’ye taşımanın somut bir yolunu sunuyor. Üstelik bu profil Geçici Madde 19’un 5. fıkrası kapsamında, yani gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanlar için, defter kayıt ve özel fon hesabı şartları aranmaksızın madde hükümlerinden yararlanma imkanına sahip. Çifte vatandaşlık sahibi yatırımcılar için, Türk vergi sistemi içinde varlık planlaması yapma açısından düzenleme yeni bir manevra alanı yaratıyor.

Türk asıllı küresel iş insanları, özellikle Körfez ülkelerinde veya Avrupa finans merkezlerinde varlık tutanlar, Varlık Barışı’nı Türkiye’ye yönelik servet planlamasının ilk adımı olarak kullanabilirler. 20 Yıl Vergi İstisnası rejimine geçmeyi planlayan yabancı yatırımcılar için paket, mukimlik değişikliği öncesinde varlık yapısını sadeleştirmenin bir aracı olarak işlev görüyor.

Temkinli olunması gereken durumlar ise şu kategorilerde yer alıyor. Birinci kategori, MASAK kapsamındaki suç gelirleri, terör finansmanı veya kara para aklama düzenlemeleri çerçevesine girebilecek varlık tutan kişilerdir; bu varlıklar Varlık Barışı kapsamında beyan edilse bile cezai sorumluluk ortadan kalkmaz. İkinci kategori, kaynak ülkede yüksek tutarlı çıkış vergisi tetikleyebilecek yatırımcılardır; özellikle Almanya’dan büyük tutarlı transferlerde Wegzugsbesteuerung etkisi Türkiye tarafındaki vergi avantajını kısmen ya da tamamen geri alabilir. Üçüncü kategori, Türkiye’de mukim olan ve hayatı boyunca Türk vergi sistemi içinde gelir elde etmiş olan kişilerdir. Dördüncü kategori, ABD vatandaşı Türk asıllı yatırımcılardır; ABD’nin vatandaşlığa dayalı vergilendirme rejimi nedeniyle çift planlama zorunlu hale gelir.

Türk vatandaşlığı yatırım yoluyla kazanma sürecini değerlendiren yabancı yatırımcılar için paketin ayrı bir avantaj boyutu ortaya çıkıyor. Vatandaşlık başvurusu öncesinde Türkiye’ye getirilen yatırımın yapısının Varlık Barışı çerçevesinde sade ve düşük vergili biçimde kurgulanması, sürecin hem hukuki hem mali olarak optimize edilmesini sağlıyor.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

✅ Varlık Barışı 2026 yasalaştı mı, ne zaman yürürlüğe girdi?

7582 sayılı Kanun, 4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Varlık Barışı düzenlemesini içeren Geçici Madde 19 dahil tüm maddeler yürürlüktedir. Süreç şu şekilde ilerledi: düzenlemeyi içeren kanun teklifi 5 Mayıs 2026’da TBMM’ye sunuldu, 6 Mayıs 2026’da Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilerek Genel Kurul’a sevk edildi, tüm maddeler 21 Mayıs 2026’da TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi ve 4 Haziran 2026’da Resmi Gazete’de yayımlandı. Bildirim için son tarih 31/7/2027; 31 Aralık 2026 tarihine kadar yapılan bildirimlerde tablo oranları artışsız uygulanır.

✅ Varlık Barışı 2026 hangi torba yasanın içinde yer alıyor?

Varlık Barışı 2026, 7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında yer alıyor; kanun 4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı. Varlık Barışı düzenlemesi kanunun 10. maddesinde (KVK Geçici Madde 19), paralel düzenleme olan 20 Yıl Vergi İstisnası rejimi ise ilgili maddesinde (GVK Mükerrer Madde 20/D) yer alıyor. Komisyon sürecinde kripto varlıkların vergilendirilmesine ilişkin 4 madde ile elmas ve diğer değerli taşlardan ÖTV alınmasına ilişkin madde paketten çıkarıldı.

✅ Varlık Barışı 2026 nedir?

Varlık Barışı 2026, yurt dışındaki varlıkların düşük vergi oranıyla ve geçmişe dönük inceleme riski olmaksızın Türkiye’ye getirilmesini sağlayan bir vergi düzenlemesidir; Türkiye tarihinin 8. Varlık Barışı uygulaması. 24 Nisan 2026’da Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı” kapsamında duyurulan paketin yasal dayanağı, 7582 sayılı Kanun’la 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen Geçici Madde 19’dur. Kanun 4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

✅ Varlık Barışı bir vergi affı mı?

Hayır, hukuki açıdan Varlık Barışı klasik anlamda bir vergi affı değil. Kamuoyunda sıkça “vergi affı 2026” olarak aratılıyor olsa da terminolojik bir karışıklık söz konusu. Vergi affında zaten doğmuş olan vergi borcunun veya cezasının silinmesi söz konusudur; Varlık Barışı’nda ise daha önce hiç beyan edilmemiş varlığın belirli bir vergi maliyeti karşılığında sisteme dahil edilmesi ve bu varlık için geçmişe dönük inceleme yapılmaması güvencesi veriliyor. Yapı bir uyum ve yapılandırma mekanizması: yatırımcı düşük oranda vergi öder, varlık resmi kayda girer, hukuki güvence sağlanır.

✅ Vergi oranı kaçtır, hangi yapıda hangi oran uygulanır?

Geçici Madde 19’un 6. fıkrası kademeli bir oran yapısı getiriyor. Standart bildirimde oran %5’tir. Yatırımcı varlığını vadeli mevduat hesabında veya devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında tutma taahhüdü verirse oran kademeli düşer: 1 yıl için %4, 2 yıl için %3, 3 yıl için %2, 4 yıl için %1, 5 yıl için %0. Banka veya aracı kurum bu vergiyi peşin tahsil edip bildirimi izleyen ayın 15. günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla beyan edip aynı sürede ödüyor. 31 Aralık 2026 tarihine kadar bildirimlerde tablo oranları artışsız uygulanır; 1/1/2027 ile 31/7/2027 arasındaki bildirimlerde yarım puan, son tarihin uzatılması halinde toplam bir puan artış uygulanır.

✅ Hangi varlıklar beyan edilebilir?

Yurt dışında bulunan para (TL ve döviz), döviz, altın ve menkul kıymetler ile diğer sermaye piyasası araçları ile Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan aynı türdeki varlıklar Geçici Madde 19 kapsamında beyan edilebilir. Gayrimenkul yasa metninde kapsam içinde yer almıyor; gayrimenkulün satılarak elde edilen nakit veya menkul değerin beyan edilmesi pratik bir yol olabilir, ancak bu işlemin kaynak ülkedeki vergi sonuçları ayrıca değerlendirilmelidir.

✅ Kripto varlıklar Varlık Barışı 2026 kapsamında mı?

Hayır, kripto varlıklar Geçici Madde 19’un 1. fıkrasındaki kapsam tanımı içinde yer almıyor. Türk hukukunda “menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları” kavramı 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında teknik bir kategori olarak tanımlanır; kripto varlıklar 7518 sayılı Kanunla SPK düzenlemesine giren ayrı bir kategoride bulunuyor. Üstelik komisyon sürecinde kripto varlıkların vergilendirilmesine ilişkin 4 ayrı madde de paketten çıkarıldı. Yurt dışı kripto borsalarında varlık tutan yatırımcı için pratik yol: kriptoyu kaynak ülkede fiat para birimine veya altına çevirip elde edilen nakdi Geçici Madde 19 kapsamında beyan etmek, ya da Hazine ve Maliye Bakanlığı uygulama tebliğlerini bekleyerek “diğer sermaye piyasası araçları” formülasyonunun nasıl açılacağını görmek.

✅ “Nereden buldun?” sorusu sorulmayacak ne demek?

Bu güvence, beyan edilen varlığın kaynağının vergi otoritesi tarafından sorgulanmayacağı, bu varlığa ilişkin geçmişe dönük vergi incelemesi yapılmayacağı, tarhiyat çıkarılmayacağı ve cezai vergi işlemi uygulanmayacağı anlamına gelir. Yasa ayrıca devam eden vergi incelemelerinde de matrah farkı eşitlik koruması getiriyor: bildirilen varlık tutarı bulunan matrah farkına eşit ya da fazlaysa tarhiyat yapılmıyor. Ancak bu koruma vergi hukuku alanıyla sınırlıdır; Geçici Madde 19’un 8. fıkrasındaki “diğer mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirler bu düzenlemeden etkilenmez” hükmü, MASAK rejiminin Varlık Barışı’ndan bağımsız işlemeye devam ettiğini açıkça düzenliyor.

✅ Bildirim verdikten sonra ne kadar süre içinde transfer yapılmalı?

Geçici Madde 19’un 2. fıkrası gereği, yurt dışındaki varlık bildirildikten sonra iki ay içinde Türkiye’deki bir banka veya aracı kurumda yatırımcı adına açılan hesaba transfer edilmeli ya da fiziki olarak yurda getirilmelidir. Yurt içi varlıklar için ise bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırılma şartı var. Bu süre kaçırılırsa vergi incelemesi yapılmama korumasından yararlanılamaz; zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil edilir. Bu nedenle banka koordinasyonu, KYC belge hazırlığı ve şirket hesabı açılışı bildirim öncesinde tamamlanmış olmalıdır.

✅ Şirket kurmak zorunlu mu? İki yıllık fon hesabı kuralı nedir?

Şirket kuruluşu yasal bir zorunluluk değil, pratik ve genellikle stratejik açıdan tercih edilen bir yapılanmadır. Belirli ölçeğin altındaki varlıklar bireysel banka hesabına da transfer edilebilir; ancak büyük tutarlı varlıklar, gelecek yatırım planı olan veya miras yapılanması düşünülen durumlar için tüzel kişilik yapısı yaygın yaklaşımdır. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler beyan ettikleri varlıkları pasifte özel fon hesabına kaydetmek zorunda; bu fon iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilemez ve sermayeye ilave dışında kullanılamaz. Vergi mükellefiyeti olmayan bireysel yatırımcılar (örneğin yurt dışında yaşayan gurbetçiler) bu kuraldan muaf, onlar için sade bir bildirim-transfer süreci işliyor.

✅ Almanya’da veya İngiltere’de yaşayan biri için kaynak ülkedeki vergi durumu ne olur?

Türkiye’nin Varlık Barışı’yla sağladığı koruma sadece Türk vergi sistemi içinde geçerlidir; kaynak ülkedeki vergi yükümlülükleri bağımsız olarak işler. Almanya’da çıkış vergisi (Wegzugsbesteuerung), İngiltere’de güncel mukimlik bazlı rejim altındaki yükümlülükler, Hollanda’da Box 3 bağlamındaki sonuçlar ayrıca değerlendirilmelidir. Türkiye ile bu ülkeler arasındaki Çifte Vergilendirme Anlaşmaları belirli mahsuplaştırma imkanları sunabilir, ancak bu otomatik değildir; kaynak ülke vergi danışmanıyla birlikte planlama gerekir.

✅ 20 Yıl Vergi İstisnasıyla birlikte nasıl çalışır?

İki düzenleme aynı 7582 sayılı Kanun kapsamında yer alıyor: Varlık Barışı 10. maddede (Geçici Madde 19), 20 Yıl Vergi İstisnası ilgili maddede (Mükerrer Madde 20/D). Birlikte kullanıldıklarında geçmiş ve gelecek aynı çatı altında planlanır. Yatırımcı önce Varlık Barışı kapsamında mevcut varlığını beyan edip Türkiye’ye getirir; ardından son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgah ve vergi mükellefiyeti bulunmaması şartını sağlıyorsa Türkiye’ye yerleşip 20 Yıl Vergi İstisnası rejimine geçer. Bu rejim altında yurt dışı kaynaklı kazanç ve iratlar 20 yıl boyunca vergi istisnasında, veraset yoluyla intikallerde vergi oranı ise %1 düzeyinde kalır.

✅ Geçmiş Varlık Barışlarına göre 2026 farklı mı?

Evet, 2026 düzenlemesi (8. Varlık Barışı) dört temel noktada ayrışıyor: hukuki güvence kapsamı daha net tanımlanmış (“nereden buldun” sorulmayacağına dair açık ifade, tarhiyat yapılmayacağı taahhüdü, devam eden incelemelerde matrah farkı eşitlik koruması); sistemde tutma şartı önceki yedi paketten farklı olarak ilk kez bu düzenlemede yer alıyor (1-5 yıl vadeli enstrüman taahhüdü, kurumsal yatırımcılar için 2 yıllık özel fon kilitlemesi); 20 Yıl Vergi İstisnası rejimiyle aynı 7582 sayılı Kanun’da entegre konumlandırma yapılmış; hedef kitle çerçevesi gurbetçi nüfus, çifte vatandaşlar ve Türk asıllı küresel iş insanları olarak ayrıştırılmış.

✅ Şimdi ne yapmalıyım?

Kanun yürürlüğe girdi; bildirim penceresi açıktır. 31 Aralık 2026 tarihine kadar yapılan bildirimlerde en avantajlı oranlar geçerli olduğundan erken hareket etmek doğrudan oran avantajı sağlar. Öncelikli adımlar: kaynak ülkedeki vergi durumunun tespiti, mevcut yapı incelemesi, banka koordinasyonunun tamamlanması, şirket kuruluşu hazırlığı, miras planı revizyonu ve kaynak belgelerinin toplanması. Resmi bildirim ve transfer adımları artık atılabilir; hazırlığını tamamlamış yatırımcı için bekleme süresi sona erdi.

✅ Suç gelirleri veya kara para da kapsam içinde mi?

Hayır, MASAK kapsamına giren varlıklar düzenlemenin koruma şemsiyesi dışındadır. Geçici Madde 19’un 8. fıkrasındaki “diğer mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirler bu düzenlemeden etkilenmez” hükmü, MASAK rejiminin Varlık Barışı’ndan bağımsız işlemeye devam ettiğini açıkça düzenliyor. Bir varlık vergi açısından korunmuş olsa bile MASAK kapsamına giren bir kaynaktan geliyorsa banka şüpheli işlem bildirimi yapma yükümlülüğüne tabidir ve cezai sorumluluk ortadan kalkmaz.

✅ Türkiye’de yaşayan biri bu düzenlemeden yararlanabilir mi?

Düzenlemenin asıl ekonomik mantığı yurt dışı sermayeyi Türkiye’ye çekmek üzerine kurulu olduğu için yurt içi mukimler için doğrudan tasarlanmamıştır. Yurt içinde kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz ve menkul kıymetler Geçici Madde 19’un 3. fıkrası kapsamında beyan edilebilir; ancak hayatı boyunca Türkiye’de yaşamış ve gelirini Türk vergi sistemi içinde elde etmiş bir okuyucu için genel servet planlaması, miras hukuku ve şirket yapılanması perspektifleri daha uygun çerçeveler sunar.

✅ İndirimli oran için varlığı ne kadar sürede taahhüt enstrümanına dönüştürmeliyim?

Tebliğ taslağına göre on gün. İndirimli orandan (%0–%4) yararlanmak için taahhütte bulunanlar, yurt dışı varlıklarda varlığın Türkiye’ye transfer edildiği veya yatırıldığı tarihten, yurt içi varlıklarda ise bildirim tarihinden itibaren on gün içinde bildirilen tutarı taahhüt konusu enstrümana (vadeli hesap, DİBS, kira sertifikası veya girişim sermayesi yatırım fonu) dönüştürmelidir. Süreye uyulmazsa indirimli oran kaybedilir ve vergi farkı gecikme faiziyle kesinti yoluyla tahsil edilir; bu durumda vergi ziyaı cezası uygulanmaz.

✅ Girişim sermayesi yatırım fonu da indirimli oran kapsamında mı?

Evet. Tebliğ taslağı, indirimli oran için tutma taahhüdüne konu olabilecek enstrümanlar arasına vadeli hesaplar, devlet iç borçlanma senetleri ve kira sertifikalarının yanı sıra girişim sermayesi yatırım fonlarını da dahil ediyor. Bu fonda en az beş yıl tutma taahhüdü %0 oranını sağlar; daha kısa süreli taahhütlerde Tablo 1’deki kademeli oranlar uygulanır.

✅ Aynı varlık için birden fazla bildirim yapılabilir mi?

Evet. Tek bildirim esas olmakla birlikte, bildirimin yapıldığı her ay ayrı bir vergilendirme dönemi sayıldığı için 31/7/2027 son tarihine kadar birden fazla bildirimde bulunulabilir. Aynı ay içinde yapılan düzeltmelerde fazla ödenen vergi iade edilebilir; sonraki aylarda azaltıcı talep önceki bildirimin düzeltilmesiyle, artırıcı talep ise yeni bir bildirimle gerçekleştirilir. Son tarihten sonra düzeltme yapılamaz.

⚖️ İlgili Hukuki Kaynaklar

🔹 Vergi Düzenlemeleri ve Muafiyetler

20 Yıl Vergi Muafiyeti Rehberi, Türkiye’ye taşınan kişilerin yurt dışı kaynaklı gelirine 20 yıl vergi istisnası ve %1 veraset rejimini açıklayan paralel düzenleme. Varlık Barışı’yla birlikte değerlendirildiğinde geçmiş ve gelecek aynı çatı altında planlanır.

Nakit Beyan Formu Nedir, fiziki olarak yurda getirilen nakit, döviz ve altın için Gümrük İdaresi’ne sunulan beyan formu; Geçici Madde 19’un 2. fıkrası kapsamında fiziki getirilen varlıkların tevsik edici belgesi olarak işlev görür.

KDV İstisnası ve Nakit Beyan Formu, yurt dışından gelen yatırımcıların KDV muafiyeti hakları ve beyan prosedürleri.

🔹 Şirket Kuruluşu ve Yatırım Yapılanması

Türkiye’de Şirket Kuruluşu, Varlık Barışı kapsamında getirilen varlıkların kayıt edileceği tüzel kişiliğin (Limited, A.Ş., holding) seçimi, kuruluş süreci ve pratik adımlar.

Yabancı Yatırım Danışmanlığı, yabancı uyruklu ve çifte vatandaş yatırımcıların Türkiye’de yapılandırma alternatifleri ve hukuki süreç yönetimi.

Türkiye’de Yatırım Yapmak, yatırım iklimi, sektörel teşvikler ve hukuki çerçeveye genel bakış.

🔹 Vatandaşlık ve İkamet

Türk Vatandaşlığı Nasıl Kazanılır, yatırım yoluyla vatandaşlık programının uygunluk şartları ve prosedürü; Varlık Barışı’yla kombinasyon imkanı.

Türkiye’de İkamet İzni, Türk vergi mukimliği ile ikamet izni arasındaki ilişki, başvuru türleri ve süreç.

🔹 Miras ve Mal Varlığı Koruma

Miras Hukuku, %1 veraset rejimi altında çok kuşaklı servet aktarım planlaması ve sınır ötesi miras yapılandırması.

Mal Varlığı Koruma Rehberi, Türk hukukunda varlık koruma yapılarının çerçevesi ve uluslararası entegrasyonu.

Varlık Barışı 2026 Kapsamında Danışmanlık Görüşmesi Talep Edin

Yurt dışındaki varlıklarınızı Varlık Barışı kapsamında Türkiye’ye getirmeyi, 20 Yıl Vergi İstisnası rejimiyle birlikte değerlendirmeyi veya şirket kuruluşu ve miras planlamasını entegre etmeyi düşünüyorsanız, İstanbul’daki Vergi ve Yatırım Hukuku ekibimiz ön görüşme için müsaittir.

📞 +90 (533) 948 6065

💬 WhatsApp ile İletişim

✉️ info@oznurpartners.com

⚖️ Sonuç

Varlık Barışı 2026, ilk bakışta tek başına bir vergi indirimi gibi görünse de pratikte çok daha geniş bir hukuki yapılanmanın kapısını aralıyor. Düzenlemeyi sadece oran üzerinden okumak, paketin asıl değerini gözden kaçırmak demektir. Geçmişte birikmiş varlığın resmi kayıt altına alınması bir yandan geçmişin temizlenmesi anlamı taşırken, aynı yapı 20 Yıl Vergi İstisnası rejimiyle birleştirildiğinde geleceğin teminat altına alınmasına da hizmet ediyor; 7582 sayılı Kanun bu iki boyutu aynı yasal çatı altında buluşturduğu için stratejik bir araç haline geliyor.

Yurt dışında uzun yıllardır yaşayan Türk vatandaşları, çifte vatandaş yatırımcılar ve Türk asıllı küresel iş insanları için 2026 paketi, Türkiye ile yeni bir hukuki bağ kurmanın somut bir aracı niteliğinde. Kanun yürürlüğe girdi; 31 Aralık 2026 tarihine kadar yapılan bildirimlerde en avantajlı oranlar geçerli. Ancak bu aracın doğru kullanımı, bireysel durumun kaynak ülke vergi rejimi, banka uyum süreçleri ve miras planlaması gibi paralel hukuki katmanlarla birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor.

İstanbul merkezli Oznur & Partners ekibi olarak yurt dışı yatırımcı dosyalarını yıllar içinde takip etme deneyimimizle, Varlık Barışı 2026’nın sağladığı imkanları her bireysel durumun özgün koşulları içinde değerlendirip danışanlarımıza özel hukuki yapılandırmalar sunuyoruz. Türk vergi hukuku, kaynak ülke vergi rejimi ve uluslararası çifte vergilendirme anlaşmaları üçlüsünü tek bir koordineli süreç içinde işleten yaklaşımımız, paketin sadece bir vergi avantajı olarak değil, çok yıllı servet planlamasının başlangıç noktası olarak kullanılmasını sağlıyor.