Türkiye Yüzyılı Yatırım Programı (resmi adıyla Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı), 24 Nisan 2026’da açıklanan ve yabancı yatırımcıları doğrudan hedef alan kapsamlı bir vergi ve teşvik paketidir. Program; İstanbul Finans Merkezi vergi avantajlarını genişletmekte, transit ticaret ve bölgesel yönetim merkezlerine 20 yıl kurumlar vergisi istisnası tanımaktadır, Türkiye’ye yerleşen bireyler için ise 20 yıl yurt dışı gelir vergisi muafiyeti getirmektedir.

Yabancı yatırımcının sormak istediği soru çoğunlukla şudur: Bu program gerçekten benim için mi, yoksa yalnızca büyük kurumsal yapılar için mi tasarlandı? Cevap hem kapsam hem de yasal dayanak açısından nettir. Torba yasa 21 Mayıs 2026’da TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmiştir; bireysel yatırımcıdan küresel şirkete uzanan geniş bir kesimi kapsamaktadır. Bireysel yerleşim planlayan dijital girişimciden İstanbul’a bölgesel merkez taşıyacak çok uluslu şirkete, yurt dışı varlığını Türkiye’ye getirmek isteyen yüksek net değerli yatırımcıdan hizmet ihracatı yapan küçük ölçekli firmaya kadar farklı profiller bu paketin farklı bileşenlerinden ayrı mekanizmalarla yararlanmaktadır.

Programın kapsamlı görünmesi, erişimin otomatik olduğu anlamına gelmez. Her teşvik kendi uygunluk koşulunu, başvuru zamanlamasını ve yapısal gereksinimini taşımaktadır. İkincil mevzuat aşamalı olarak netleşmekte, uygulama yönetmelikleri yerini bulmaktadır. Bu ortamda hızlı davranan yatırımcı avantaj kazanır ama hazırlıksız davranan yatırımcı aynı hızla süreçte takılır. Büyük görünen fırsatın gerçekten büyük olması, yapının doğru kurulmasına bağlıdır.

Programın geniş bir kesimi kapsıyor olması, herkesin aynı teşvikten aynı biçimde yararlanacağı anlamına gelmez. Hangi avantajın hangi yatırımcı profiline uygulandığını, uygunluk koşullarını ve başvuru zamanlamasını yapısal olarak kavramadan program büyük görünür ama mesafe koyar. Yabancı yatırımcılar giderek daha sık şunu sormaktadır: “Hangi teşvike uygunum, nereden başlamalıyım?” Bu sorunun cevabı aşağıdaki bölümlerde profil bazında kurulmaktadır.

Türkiye Yüzyılı Yatırım Programı

Sayfa İçindekiler

⚖️ Türkiye Yüzyılı Programı yasalaştı mı? Mevzuat süreci hangi aşamada?

Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’nın tüm maddeleri 21 Mayıs 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmiştir. Program; vergi istisnası, varlık barışı ve ikamet izni avantajlarını düzenleyen torba yasanın tüm maddelerini kapsamaktadır ve artık yürürlüktedir. İkincil mevzuat ve uygulama yönetmelikleri aşamalı olarak çıkmaya devam etmektedir; bu durum, teşviklerden zamanında ve eksiksiz yararlanmak isteyenler için hukuki eşlik zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.

Zaman çizelgesi şöyledir: 24-25 Nisan 2026’da programın ana hatları Cumhurbaşkanı ve Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek tarafından kamuoyuyla paylaşıldı. 5 Mayıs 2026’da yasal metin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve ilgili kanunlarda değişiklik yapılmasına dair torba yasa olarak TBMM’ye sunuldu. 14-15 Mayıs 2026 gecesi vergi muafiyeti maddesi Genel Kurul’dan geçti; 21 Mayıs 2026’da ise tüm maddeler dahil torba yasa eksiksiz kabul edildi.

⚖️ Programdan kimler yararlanabilir? Bireysel yatırımcı için koşullar neler?

Türkiye Yüzyılı paketi, üç farklı yatırımcı profilini ayrı hukuki mekanizmalarla kapsamaktadır. Birinci profil, Türkiye’ye yerleşmeyi planlayan bireysel yatırımcılardır. Bu profil için gerekli temel koşul şudur: kişinin yerleşmeden önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgahı ve vergi mükellefiyeti bulunmamalıdır. Bu koşul sağlandığında, yurt dışı kaynaklı gelirler üzerinden 20 yıl süreyle gelir vergisi muafiyeti uygulanmaktadır. Muafiyet yalnızca yurt dışı kaynaklı geliri kapsar; Türkiye içinde elde edilen gelirler muafiyet dışında kalmaktadır.

İkinci profil, bölgesel yönetim merkezini Türkiye’ye taşıyacak veya İstanbul Finans Merkezi’nde faaliyet kuracak kurumsal yapılardır. Bu profil için teşvik 20 yıl boyunca kurumlar vergisi istisnasına uzanmaktadır: İFM içinde elde edilen kazançların yüzde 100’ü, İFM dışında elde edilen yurt dışı operasyon kazançlarının ise yüzde 95’i kurumlar vergisi matrahından düşülebilmektedir. Transit ticaret ve yurt dışı alım-satım aracılığı faaliyetlerindeki mevcut yüzde 50’lik indirim oran ise yüzde 100’e çıkarılmıştır.

Üçüncü profil, yurt dışındaki varlıklarını Türkiye’ye getirmek isteyen yatırımcılardır. Varlık barışı düzenlemesi bu profili kapsamaktadır; beyan penceresi yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte açılmıştır. Hangi profilin hangi teşvike uyduğunu ve çakışan avantajların nasıl kombine edilebileceğini değerlendirmek, sürecin başında hukuki danışmanlık gerektiren bir adımdır.

⚖️ Üç Teşvik Aracının Karşılaştırması: Yabancı Yatırımcı Hangi Yolu Seçmeli?

Türkiye Yüzyılı programı üç ana yatırım aracına doğrudan etki etmektedir. Aşağıdaki tablo, her aracın program kapsamındaki teşvik yapısını, asgari koşullarını ve hukuki süreç gereksinimini karşılaştırmaktadır.

Yatırım Aracı Program Kapsamındaki Teşvik Temel Koşul Süre
Bireysel Yerleşim Yurt dışı kaynaklı gelirde gelir vergisi muafiyeti Son 3 yılda Türkiye’de vergi mükellefi olmamak 20 yıl
Şirket / Bölgesel Merkez (İFM) Yurt dışı operasyon kazancında kurumlar vergisi istisnası (İFM içi %100, İFM dışı %95) Bölgesel yönetim merkezi statüsü veya İFM katılım belgesi 20 yıl
Yurt Dışı Varlık Transferi Varlık barışı düzenlemesi kapsamında beyan ve Türkiye’ye getirme imkanı Beyan penceresi açık; kaynak ülke vergi durumunun tespiti gerekli Beyan penceresine bağlı

Bu üç araç birbiriyle çakışabilir. Bireysel yerleşimi planlayan bir yatırımcı aynı zamanda varlık barışından yararlanabilir ve ayrı bir kurumsal yapı kurabilir. Teşviklerin birlikte optimize edilmesi, her birini ayrı ayrı değerlendirmekten farklı bir hukuki strateji gerektirmektedir.

✅ Programın Görünmeyen Riski: İkincil Mevzuat Henüz Tam Oturmadı

Türkiye Yüzyılı paketi yasalaşmıştır; ama yasalaşmış olmak, uygulama detaylarının tamamının netleştiği anlamına gelmez. Vergi muafiyeti ve kurumlar vergisi istisnası gibi büyük başlıklar yürürlüktedir; ancak hangi kurumun hangi belge ile ne zaman başvuracağına ilişkin uygulama yönetmelikleri aşamalı olarak çıkmaktadır. Bu durum, teşvikin var olmaması değildir; teşvik mevcuttur. Ancak uygulamanın nasıl gerçekleşeceğine ilişkin boşluklar, hazırlıksız başvuruların süreçte takılmasına yol açabilmektedir.

Bu risk, iki farklı profilde kendini göstermektedir. Birincisi, teşviki uygunsuz şekilde yapılandırma riskidir. Bireysel yerleşim için muafiyet koşulları açık görünse de “son üç yılda Türkiye’de vergi mükellefi olmamak” şartının hangi durumlarda tartışmaya açılabileceği, özellikle çift vatandaşlar ve karma gelir yapısına sahip bireyler için değerlendirme gerektirmektedir. İkincisi, zamanlama riskidir. Hazırlığını erken tamamlayanlar, beyan penceresi açıldığında avantajı eksiksiz kullanabilmektedir; hazırlıksız başvurular ise pencere kapanana kadar süreçleri tamamlayamamaktadır.

Programın sunduğu fırsatın büyüklüğü ile bu fırsatı kullanmanın gerektirdiği yapısal hazırlık arasındaki fark, hukuki danışmanlığı ertelenebilir bir adım olmaktan çıkarmaktadır. Yabancı yatırımcılar giderek daha sık şunu sormaktadır: “Ne zaman harekete geçmek bu programdan tam anlamıyla yararlanmayı sağlar?” Sorunun cevabı tutarlı bir örüntü göstermektedir: hukuki yapılarını beyan penceresi açılmadan önce tamamlayanlar.

✅ KOBİ ve Küçük Ölçekli Yatırımcı Bu Programdan Yararlanabilir mi?

Türkiye Yüzyılı programı büyük ölçüde kurumsal sermayeyi ve yüksek hacimli yatırımları hedeflediği izlenimi vermektedir; ancak bu izlenim kısmen yanıltıcıdır. Programın farklı bileşenleri farklı ölçek eşiklerine sahiptir ve bazıları küçük ölçekli yatırımcıya da açıktır.

Bireysel yerleşim kapsamındaki 20 yıl gelir vergisi muafiyeti için asgari bir yatırım tutarı öngörülmemektedir. Koşul yatırım büyüklüğüne değil, son üç yılda Türkiye’de vergi mükellefi olmama kriterine bağlıdır. Bu yol, büyük sermaye olmaksızın Türkiye’ye taşınmayı planlayan serbest meslek sahipleri, dijital girişimciler ve küçük ölçekli işletme sahipleri için de geçerlidir.

Hizmet ihracatı yapan küçük şirketler açısından ise tablo benzer biçimde esnektir. Yazılım, tasarım, mühendislik veya danışmanlık hizmetini yurt dışına satan bir KOBİ, şirket büyüklüğünden bağımsız olarak hizmet ihracatı vergi istisnasından yararlanabilmektedir. Bu istisna için ciro veya çalışan sayısı sınırı belirlenmemiştir.

Öte yandan İFM kurumlar vergisi istisnası ve bölgesel yönetim merkezi statüsü, yapısal olarak daha büyük kurumsal yapıları hedeflemektedir. Bu yollar için gerekli olan Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi başvurusu, nitelikli faaliyet belgesi ve fiziksel yapılanma gereksinimleri, KOBİ ölçeğinde karşılanması güç eşikler oluşturabilmektedir.

Sonuç olarak program tek tip değildir; hangi bileşenin hangi ölçeğe uygun olduğunu profil bazında değerlendirmek, küçük ölçekli yatırımcının boşa kürek çekmesini önleyen kritik bir adımdır. What is the minimum investment required to benefit from Turkey’s new incentive package? Bu sorunun cevabı, hangi bileşeni hedeflediğinize göre “sıfır” ile “yüz binlerce dolar” arasında değişmektedir.

✅ Yatırım Sürecinde Hukuki Eşliğin Rolü

Türkiye Yüzyılı programı büyük ölçüde vergi hukukunu ilgilendiren bir pakettir. Ancak yabancı yatırımcı açısından tek bileşen vergi değildir. Bireysel yerleşim planlayan bir yatırımcı eş zamanlı olarak ikamet iznini düzenlemesi, varsa Türk vatandaşlığı hedefini bu sürece entegre etmesi ve varlık transferinin kaynak ülkedeki hukuki sonuçlarını değerlendirmesi gerekmektedir. Bunların her biri farklı bir hukuki çerçeve altında çalışmaktadır ve birbirinin üzerindeki etkisi tek disiplinle değerlendirilemez.

Şirket kuruluşu veya bölgesel merkez açısından ise tablo benzer biçimde çok katmanlıdır. İFM statüsü almak için Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’ne başvuru gerekmektedir. Bölgesel yönetim merkezi statüsünün uygulama kriterleri henüz uygulama yönetmeliği çerçevesinde netleşmeye devam etmektedir. Şirketin Türkiye’deki yapısının kurumlar vergisi avantajını tam olarak yakalayıp yakalamayacağı, kuruluş aşamasında alınan yapısal kararlarla doğrudan bağlantılıdır.

Oznur & Partners, yabancı yatırımcıların Türkiye Yüzyılı programı kapsamındaki hukuki yapılanma süreçlerini yürütmektedir. Uygunluk değerlendirmesinden başlayarak ikamet, vatandaşlık ve şirket süreçlerini entegre biçimde ele almaktadır.

❓ Sık Sorulan Sorular

Türkiye Yüzyılı yatırım programı ne zaman yürürlüğe girdi?

Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı kapsamındaki torba yasa 21 Mayıs 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Vergi muafiyeti, varlık barışı ve kurumlar vergisi istisnasını düzenleyen maddeler dahil tüm maddeler bu tarihte yasalaşmış olup yürürlüktedir.

20 yıl vergi muafiyetinden kimler yararlanabilir?

Yurt dışı kaynaklı gelirler üzerindeki 20 yıl vergi muafiyeti, Türkiye’ye yerleşmeden önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgahı ve vergi mükellefiyeti bulunmayan kişilere uygulanmaktadır. Bu koşul; yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarını, Türkiye’ye taşınmayı planlayan yabancı uyruklularıı ve geliri ağırlıklı olarak yurt dışından elde eden girişimcileri kapsamaktadır. Muafiyet yalnızca yurt dışı kaynaklı gelirlere uygulanır; Türkiye içindeki gelirler vergi dışında değildir.

İstanbul Finans Merkezi kurumlar vergisi istisnası nasıl çalışıyor?

İFM bünyesinde faaliyet gösteren kurumlar, yurt dışı operasyonlardan elde ettikleri kazançların yüzde 100’ünü kurumlar vergisi matrahından düşebilmektedir. İFM dışında kurulu bölgesel yönetim merkezleri için bu oran yüzde 95’tir. Transit ticaret ve yurt dışı alım-satım aracılığı faaliyetlerinde ise mevcut yüzde 50’lik indirim yüzde 100’e çıkarılmıştır. İstisna süresi 20 yıldır.

Varlık barışı ile Türkiye Yüzyılı programı arasındaki ilişki nedir?

Varlık barışı 2026 düzenlemesi, Türkiye Yüzyılı programının doğrudan bir bileşenidir. Program kapsamında duyurulan paket içinde yer almaktadır ve aynı torba yasayla hayata geçmiştir. Yurt dışındaki varlıklarını Türkiye’ye getirmek isteyen yatırımcılar için beyan penceresi açılmış olup bu sürecin bireysel yerleşim veya şirket yapılanmasıyla birlikte değerlendirilmesi mümkündür.

Türkiye Yüzyılı programından yararlanmak için Türk vatandaşlığı şart mı?

Hayır. Program yabancı uyruklular için de geçerlidir. 20 yıl gelir vergisi muafiyeti, İFM kurumlar vergisi istisnası ve varlık barışı düzenlemesi Türk vatandaşlığı koşulu aramamaktadır. Bununla birlikte bazı yatırımcılar bu teşviklerden yararlanırken eş zamanlı olarak Türk vatandaşlığı başvurusunu da değerlendirmektedir; bu iki sürecin birlikte yürütülmesi mümkündür.

Programdan yararlanmak için hangi aşamada hukuki destek alınmalı?

Hukuki değerlendirmenin en erken aşamada, tercihen uygunluk koşullarının analizi sırasında başlaması önerilmektedir. Özellikle bireysel yerleşim planlayanlar için kaynak ülkedeki vergi durumunun tespiti, banka koordinasyonu ve yapısal hazırlık, yasal düzenleme yürürlüğe girmeden önce tamamlanabilen ve zaman kazandıran adımlardır. Beyan penceresi açıldığında ya da ikamet başvurusu yapıldığında başlamak teknik olarak mümkündür; ancak zamanlama avantajı o aşamada büyük ölçüde kaybedilmiş olmaktadır.

Hizmet ihracatı yapan şirketler bu programdan nasıl yararlanıyor?

Yazılım, mühendislik, mimarlık, tasarım, tıbbi raporlama, muhasebe ve çağrı merkezi gibi hizmet ihracatı yapan firmalar için yurt dışına verilen hizmetlerden elde edilen kazançlardaki vergi indirim oranı programa göre sıfıra indirilmektedir. Bu, fiilen sıfır kurumlar vergisi anlamına gelmektedir ve Türkiye’yi hizmet ihracatı merkezleri için vergisel açıdan belirgin biçimde cazip hale getirmektedir.

Türkiye’de şirket kurarak oturum izni alınabilir mi?

Evet. Türkiye’de aktif bir şirket kuran ve o şirkette yönetici veya ortak sıfatı taşıyan yabancı uyruklu bireyler, bu statü üzerinden ikamet izni başvurusunda bulunabilmektedir. Şirketin faaliyette olması ve kişinin şirketteki rolünün belgelenmesi gerekmektedir. Türkiye Yüzyılı programı bu yolu kapatmamakta; tam tersine yabancı yatırımcıların Türkiye’de yapılandırılmış bir varlık kurmasını teşvik eden vergi avantajları bu süreçle doğal biçimde örtüşmektedir. Şirket kuruluşu ve ikamet izninin birlikte planlanması, her iki sürecin de daha verimli yürütülmesini sağlamaktadır.

Türkiye Yüzyılı programı kapsamında yatırım yaparak Türk vatandaşlığı alınabilir mi?

Türkiye Yüzyılı programı vatandaşlık hakkı doğrudan tanıyan bir mekanizma değildir; ancak programın teşvik ettiği yatırım araçları Türk vatandaşlığına giden yollarla örtüşmektedir. Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı; en az 400.000 USD değerinde gayrimenkul edinimi, en az 500.000 USD tutarında sabit sermaye yatırımı veya en az 500.000 USD tutarında mevduat gibi yollarla mümkündür. Türkiye Yüzyılı kapsamında şirket kuran veya varlık transferi gerçekleştiren bir yatırımcı, aynı süreçte vatandaşlık koşullarını da sağlıyor olabilir. İki sürecin eş zamanlı planlanması, her ikisinden de eksiksiz yararlanmayı kolaylaştırmaktadır.

Türkiye’de yabancı yatırımcılar için hukuki koruma yeterli mi?

Türkiye, 1986 yılında imzaladığı ve yabancı yatırımları devlet müdahalesine karşı güvence altına alan çok taraflı ICSID sözleşmesine taraftır. Aynı zamanda 90’ı aşkın ülkeyle ikili yatırım anlaşması (BIT) imzalamıştır. 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu, yabancı yatırımcılara yerli yatırımcıyla eşit muamele güvencesi vermektedir. Bununla birlikte, mevzuatın varlığı ile pratikte korumanın sağlanması farklı şeylerdir. Sözleşmelerin yerel hukuka uygun biçimde düzenlenmesi, uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının yatırım aşamasında yapıya işlenmesi ve düzenleyici değişikliklerin takip edilmesi, hukuki korumanın fiilen işlemesi için zorunlu adımlardır.

Türkiye’de gayrimenkul yatırımı mı yoksa şirket yatırımı mı daha avantajlı?

Bu sorunun cevabı yatırımcının hedefine göre değişmektedir. Gayrimenkul yatırımı daha öngörülebilir bir değer saklama aracıdır ve 400.000 USD eşiğini karşıladığında vatandaşlık başvurusuna doğrudan zemin hazırlamaktadır. Ancak Türkiye Yüzyılı programının vergi avantajları ağırlıklı olarak şirket yapılarını ve bireysel yerleşimi hedeflemektedir. Hizmet ihracatı, bölgesel merkez veya İFM statüsünden kaynaklanan kurumlar vergisi avantajları yalnızca kurumsal yapılar üzerinden işlemektedir. Yatırım hedefi salt varlık koruma ise gayrimenkul; gelir üretimi, vergi optimizasyonu veya operasyonel büyüme ise şirket yapısı daha uygun araç olmaktadır. İki aracın birlikte kullanımı da mümkündür ve bazı profiller için optimum sonucu bu kombinasyon vermektedir.

Türkiye’de yatırım yapan yabancı yatırımcı ailesini de getirebilir mi?

Evet. Türkiye’de ikamet izni alan yabancı yatırımcı, eşini ve 18 yaşından küçük çocuklarını aile birleşimi kapsamında Türkiye’ye getirebilmektedir. Vatandaşlık yolunu tercih edenler için ise Türk vatandaşlığına geçişle birlikte eş ve çocuklar da vatandaşlık başvurusuna dahil edilebilmektedir. Aile üyelerinin Türkiye’deki hukuki statüsü, yatırımcının hangi yolu izlediğine göre farklılık göstermektedir; bu nedenle aile planlamasının yatırım yapılanmasıyla eş zamanlı değerlendirilmesi önerilmektedir.

Tek Durak Büro nedir ve yabancı yatırımcı süreçlerini nasıl etkiliyor?

Tek Durak Büro, Türkiye Yüzyılı programının idari bileşenidir. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi koordinasyonunda faaliyet göstermekte; şirket kuruluşundan çalışma iznine, vergi ve SGK işlemlerinden ikamet iznine, arazi tahsisinden teşvik belgelerine kadar pek çok süreci tek bir merkezden yürütmeyi hedeflemektedir. Program öncesinde bu süreçlerin her biri ayrı kuruma ayrı başvuru gerektiriyordu; Tek Durak Büro bu dağınık yapıyı tek noktaya çekmeyi amaçlamaktadır. Uygulamanın pratikte ne kadar hızlandırıcı olduğu uygulama yönetmelikleri netleştikçe daha görünür hale gelecektir; bu nedenle süreç başlamadan önce güncel işleyişin bir hukuki danışmanla teyit edilmesi önerilmektedir.

Bölgesel yönetim merkezini Türkiye’ye taşıyan şirketlere ne sağlanıyor?

Bölgesel yönetim merkezi statüsü alan şirketler, yurt dışı operasyonlarından elde ettikleri kazançlar üzerinden 20 yıl boyunca kurumlar vergisi istisnasından yararlanmaktadır. İstanbul Finans Merkezi dışında kurulan bölgesel merkezler için bu oran yüzde 95, İFM bünyesindekiler için yüzde 100’dür. Bunun yanı sıra bu merkezlerde çalışan nitelikli personele belirli koşullarla ücret istisnası getirilmektedir. Statünün kazanılması için Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’ne başvuru yapılması ve bölgesel merkez niteliğinin belgelenmesi gerekmektedir. Uygulama kriterleri henüz uygulama yönetmeliği çerçevesinde netleşmeye devam etmektedir.

İstanbul Finans Merkezi’nde vergi avantajından yararlanmak için fiziksel ofis zorunlu mu?

Bu soru henüz uygulama yönetmeliği düzeyinde tam netlik kazanmamış olmakla birlikte, mevcut düzenlemenin genel çerçevesi şöyledir: İFM içindeki yüzde 100 kurumlar vergisi istisnasından yararlanmak için İFM bünyesinde faaliyet gösterilmesi gerekmektedir. “Faaliyet gösterme” koşulunun fiziksel ofis varlığını kapsayıp kapsamadığı, sanal ofis veya paylaşımlı alan kullanımının yeterli sayılıp sayılmayacağı, uygulama yönetmeliğiyle netleşecek kritik bir noktadır. İFM dışında kurulan bölgesel yönetim merkezleri ise yüzde 95’lik indirimden yararlanabilmekte; bu yol fiziksel lokasyon esnekliği açısından daha geniş bir çerçeve sunmaktadır. Yapıyı kurmadan önce bu ayrımın bir hukuki danışmanla değerlendirilmesi önerilmektedir.

Türkiye’de şirket kurmak için Türkiye’ye gelmek gerekiyor mu?

Türkiye’de şirket kuruluşunun tamamı uzaktan yürütülememektedir; bazı adımlar fiziksel varlık veya noter onaylı vekalet gerektirir. Türkiye dışında düzenlenen vekaletname apostil ile onaylandıktan sonra Türkiye’deki bir avukat aracılığıyla kullanılabilmekte, bu sayede ticaret sicili ve vergi dairesi işlemleri müvekkil yerinde olmadan tamamlanabilmektedir. Banka hesabı açılışı ise çoğu kurumda hâlâ yüz yüze görüşme gerektirmekte; ancak bazı bankalar yabancı yatırımcılar için uzaktan süreç imkanı sunmaktadır. Türkiye Yüzyılı programının “dijital destekli” vurgusu bu alandaki adımları hızlandırmayı hedeflemekte; pratikte hangi adımların uzaktan tamamlanabileceği ise güncel mevzuata ve seçilen bankaya göre farklılık göstermektedir.

Hukuki Danışmanlık Alın

Türkiye Yüzyılı programı kapsamındaki uygunluğunuzu değerlendirmek, bireysel yerleşim, şirket yapılanması veya varlık transferi süreçlerinizi planlamak istiyorsanız İstanbul’daki yatırım ve yabancı yatırımcı hukuku ekibimiz danışmanlık için hazırdır.

📞 +90 (533) 948 6065

💬 WhatsApp ile Ulaşın

✉️ info@oznurpartners.com

⚖️ İlgili Hukuki Kaynaklar

🔹 Yabancı Yatırımcı Teşvikleri

🔹 Şirket ve Vergi Yapılanması

🔹 Vatandaşlık ve İkamet

Türkiye Yüzyılı programı, Türkiye’nin yabancı sermaye çekme tarihindeki en kapsamlı teşvik paketlerinden birini oluşturmaktadır. Ancak her kapsamlı düzenleme gibi bu da iki farklı deneyim üretmektedir: yapıyı anlayan ve zamanında davrananlar için 20 yıla yayılan somut bir vergi avantajı; hazırlıksız yaklaşanlar için ise büyük görünen ama mesafe koyan bir fırsat. Giriş bölümünde sorulan soru burada kapanmaktadır: Bu program sizin için mi? Uygunluk koşullarını ve yapısal hazırlığı bir hukuki değerlendirmeyle netleştirmeden bu soruya güvenilir bir cevap vermek mümkün değildir.