Boşanma avukatı, evlilik birliğinin sona erdirilmesi sürecinde tarafın hukuki temsilini üstlenen, nafaka, velayet, mal rejimi tasfiyesi ve tazminat taleplerini dava stratejisi içinde yöneten avukattır. İstanbul’da bu iş, tek bir dilekçe yazmaktan ibaret değildir: dosyanın hangi aile mahkemesine düşeceği, ilk celsede hangi tedbirin istendiği ve protokolde hangi cümlenin eksik bırakıldığı, kararın kesinleşmesinden yıllar sonra bile hissedilir.

Oznur & Partners olarak İstanbul aile mahkemelerinde anlaşmalı ve çekişmeli boşanma dosyaları, velayet ve kişisel ilişki uyuşmazlıkları, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi ve yabancı unsurlu boşanmalar üzerinde çalışıyoruz. Bu sayfa bir tanıtım metni değil, karar vermeden önce bilmeniz gerekenlerin dökümüdür.

Danışmaya gelenlerin çoğu aynı yerden başlıyor: “İstanbul’da boşanma avukatı tam olarak ne yapar?” Boşanma avukatı üç işi aynı anda yapar: dava açılmadan önce delil ve malvarlığı fotoğrafını çeker, dava sırasında tedbir nafakası, geçici velayet ve aile konutu şerhi gibi geçici korumaları alır, dava sonrasında ise kararın icrasını ve gerektiğinde uyarlama davalarını yürütür. Bu üçünden biri atlandığında kaybedilen şey dava değil, kararın pratikteki karşılığıdır.

İkinci soru neredeyse her görüşmede aynı cümleyle geliyor: “Anlaşmalı boşanma mı daha iyi, çekişmeli mi?” Anlaşmalı boşanma, hızlı biten ama yavaş hazırlanan davadır. Tek celsede karar çıkabilir; ancak o celseye kadar protokolün nafaka türü, ödeme takvimi, artış oranı, mal rejimi tasfiyesi ve kişisel ilişki düzeni bakımından eksiksiz kurulmuş olması gerekir. Türk Medeni Kanunu m.166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve hâkimin tarafları bizzat dinlemesi şarttır; hâkim protokolü uygun bulmazsa değişiklik ister, kabul edilmezse dosya çekişmeliye döner.

Zamanlama sorusu ise genellikle en geç sorulan ama en pahalıya mal olan sorudur: “Boşanma avukatına ne zaman gitmeliyim?” Boşanma dosyasının kaderi çoğu zaman dava açılmadan önce belirlenir. Dava dilekçesi verildiği anda karşı taraf durumdan haberdar olur; banka hesabı hareketleri, şirket payı devirleri ve tapu işlemleri o tarihten sonra çok daha zor geri alınır. Dava öncesi hazırlık, sonradan yapılacak hiçbir savunmanın telafi edemediği bir avantajdır.

Dördüncü soru usule ilişkindir: “İstanbul’da boşanma davası nasıl açılır?” Dava, yetkili aile mahkemesine dilekçe ve delil listesiyle açılır; TMK m.168 uyarınca yetkili mahkeme eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. İstanbul’da tek bir aile mahkemesi yoktur; İstanbul (Çağlayan), Bakırköy, Anadolu (Kartal), Küçükçekmece, Büyükçekmece, Gaziosmanpaşa ve Silivri adliyelerinin kendi aile mahkemeleri vardır ve hangisine düşeceğiniz adres kaydınıza bağlıdır.

Bu sayfada boşanma sürecinin usul, mali ve çocuk boyutlarını ayrı ayrı ele alıyoruz. Aile hukukunun boşanma dışındaki alanları için aile hukuku uygulama alanımıza bakabilirsiniz.

Sayfa İçindekiler

⚖️ İstanbul’da boşanma davası nasıl açılır, hangi adliyeye gidilir?

Boşanma davası, yetkili aile mahkemesine sunulan dava dilekçesi ve harç ödemesiyle açılır. Dilekçede vakıalar tarih sırasıyla somutlaştırılır, hukuki sebepler gösterilir, deliller listelenir ve talepler miktar belirtilerek yazılır (HMK m.119 asgari zorunlu unsurları düzenler). Eksik dilekçe her zaman reddedilmez ama neredeyse her zaman zaman kaybettirir.

Yetki kuralı pratikte şöyle çalışır: eşlerden biri Bakırköy’de, diğeri Kadıköy’de oturuyorsa davacı ikisinden birini seçebilir. Son altı aydır birlikte oturulan yer varsa o yer de yetkilidir. Bu seçim önemsiz bir tercih değildir; adliyeler arası duruşma aralıkları, bilirkişi havuzu ve dosya yoğunluğu farklıdır.

Dava dilekçesiyle birlikte istenmesi gereken geçici korumalar şunlardır:

  • Tedbir nafakası: TMK m.169 uyarınca yargılama süresince eş ve çocuklar için hükmedilir, dava tarihinden itibaren işler.
  • Geçici velayet ve kişisel ilişki düzeni: Çocuğun fiilen kiminle kalacağı ve diğer ebeveynle görüşme takvimi.
  • Aile konutu şerhi: TMK m.194 uyarınca tapuya işlenir, eşin tek başına satış veya ipotek işlemini engeller.
  • İhtiyati tedbir: Taşınmaz, banka hesabı, şirket ortaklık payı ve araç üzerine HMK m.389 vd. uyarınca talep edilir.

Bu taleplerin dava dilekçesinde yer alması ile sonradan ayrı dilekçeyle istenmesi arasında ciddi fark vardır. Aradan geçen her hafta, karşı tarafa malvarlığını yeniden düzenleme imkânı tanır. Uygulamada en sık gördüğümüz kayıp, davanın kaybedilmesi değil, kazanılan kararın icra edilecek bir şey bulamamasıdır.

Gerekli belgeler bakımından temel liste sadedir: nüfus kayıt örneği, evlilik cüzdanı fotokopisi, kimlik, anlaşmalı davada imzalı protokol, çekişmeli davada delil listesi ve varsa 6284 sayılı Kanun kapsamında alınmış koruma kararları. Ekonomik durumun ispatı gerektiğinde SGK hizmet dökümü, banka hareketleri ve tapu kayıtları müzekkere ile celbedilir.

Peki dava açıldıktan sonra eşin haberi ne zaman olur? Tebligat, dilekçenin mahkemeye sunulmasından sonra genellikle birkaç hafta içinde yapılır; ancak ihtiyati tedbir kararları çoğu zaman karşı taraf dinlenmeden verilebilir, yani koruma tebligattan önce devreye girebilir. Bu, dava öncesi hazırlığın neden bu kadar belirleyici olduğunun somut karşılığıdır.


⚖️ Anlaşmalı mı çekişmeli mi, hangisi sizin durumunuza uyar?

Anlaşmalı boşanma, tarafların boşanmanın kendisi ve tüm mali/çocuk sonuçları üzerinde tam uzlaştığı davadır; çekişmeli boşanma ise bu başlıklardan en az birinde uyuşmazlık bulunan davadır. Ayrım basit görünür, seçim değildir: uzlaşma varmış gibi görünen çoğu dosyada aslında yalnızca boşanma iradesi ortaktır, sonuçlar üzerinde değil.

KriterAnlaşmalı boşanmaÇekişmeli boşanma
Yasal dayanakTMK m.166/3TMK m.161-166/1-2, m.163-165
Ön şartEvliliğin en az 1 yıl sürmüş olmasıSüre şartı yok
Duruşma sayısıKural olarak tek celseTanık, bilirkişi ve sosyal inceleme sayısına göre değişir
Kusur incelemesiYapılmazYapılır, tazminat ve nafakayı doğrudan etkiler
Delil ihtiyacıProtokol yeterliTanık, yazışma, kayıt, mali belge
Ana riskProtokolde eksik veya belirsiz maddeKusurun ispatlanamaması, delilin hukuka aykırı yolla elde edilmesi
Temel avantajSüre ve yıpranmaTazminat, kusur tespiti ve mal rejiminde tam inceleme

Protokol yazımında en sık karşılaştığımız dört eksiklik şunlardır: nafakanın türünün belirtilmemesi (tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakası farklı hukuki rejimlere tabidir), artış oranının yazılmaması, mal rejimi tasfiyesine ilişkin ibra kaydının belirsiz bırakılması ve kişisel ilişki düzeninin “makul sürelerle” gibi ölçüsüz ifadelerle geçiştirilmesi. Bu dört boşluk imzalandığı gün hiçbir şey ifade etmez; üç yıl sonra ayrı bir dava dosyası hâline gelir.

Arabuluculuk konusunda yaygın bir yanlış bilgi dolaşıyor: boşanma davasında arabuluculuk dava şartı değildir. Boşanma kararını yalnızca mahkeme verir. Ancak nafaka miktarı, katkı payı, tazminat ve mal rejimi tasfiyesi gibi tarafların serbestçe tasarruf edebileceği mali başlıklarda ihtiyari arabuluculuk mümkündür ve arabulucu önünde düzenlenen anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi alındığında ilam niteliği kazanır (6325 sayılı Kanun m.18). Yüksek malvarlıklı dosyalarda bu yol, mahkeme takvimine bağlı kalmadan tasfiye müzakeresi yürütmeye imkân verir.

Boşanma Avukatı İstanbul

Protokolünüzü imzalamadan önce bir hukukçu gözünden geçirmek ister misiniz?

Anlaşmalı boşanma protokollerinde sonradan çıkan uyuşmazlıkların büyük bölümü, imza gününde fark edilmeyen üç dört cümleden doğar. İstanbul’daki aile hukuku ekibimiz metninizi bu gözle inceleyebilir.

📞 +90 (533) 948 6065 💬 WhatsApp ✉️ info@oznurpartners.com


⚖️ Süresiz nafaka iptal edildi mi, dosyanıza ne zaman etki eder?

Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026 tarihli Genel Kurul kararıyla Türk Medeni Kanunu m.175’teki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. İptal edilen şey yoksulluk nafakası kurumunun kendisi değil, nafakanın ömür boyu devam etmesini zorunlu kılan ibaredir. Nafaka talep hakkı yürürlükte, tartışılan tek şey süresidir.

Buradaki asıl mesele, kamuoyunda neredeyse hiç doğru aktarılmayan zamanlamadır. Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca iptal kararları Resmî Gazete’de yayımlandıkları tarihte yürürlüğe girer; Anayasa Mahkemesi gerekli görürse bu tarihi bir yıla kadar erteleyebilir. Bu dosyada dokuz aylık erteleme yönünde karar verilmiştir. Ancak dokuz aylık süre karar tarihinden değil, gerekçeli kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Ağustos 2026 itibarıyla gerekçeli karar henüz yayımlanmamıştır; yani sayaç henüz başlamamıştır.

Bunun pratikteki üç sonucu var:

  • Bugün açılan davada aile mahkemeleri TMK m.175’i mevcut hâliyle uygulamaya devam eder. Hâkimin “nasılsa kalkıyor” gerekçesiyle süreli nafakaya hükmetmesi için yasal dayanak henüz yoktur.
  • Kesinleşmiş nafaka kararları kendiliğinden sona ermez. Anayasa Mahkemesi iptal kararları kural olarak geriye yürümez, ödenmiş nafakaların iadesi istenemez. Ödemeyi tek taraflı kesmek, İcra ve İflas Kanunu m.344 kapsamında tazyik hapsi riskini doğurur.
  • Çocuk için ödenen iştirak nafakası bu karardan etkilenmez; iptal yalnızca eş lehine hükmedilen yoksulluk nafakasına ilişkindir.

Bir noktayı ayrıca netleştirmek gerekiyor, çünkü Temmuz 2026’da bu konuda yaygın bir karışıklık oluştu. 16 Temmuz 2026’da TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan 12. Yargı Paketi’nin hazırlık sürecinde konuşulan iki aşamalı boşanma modeli ve nafaka reformu, nihai kanun metnine dâhil edilmemiştir. Yani boşanma kararının nafaka, tazminat ve mal paylaşımından ayrılarak öne alınması hâlen yürürlükteki hukuk değildir. Kademeli nafaka süreleri olarak dolaşan sayılar (üç yıl, beş yıl, on iki yıl gibi) da taslak tartışmalarına aittir, yasalaşmış kural değildir.

Bu belirsizlik dönemi nafaka ödeyen ve alan taraf için farklı anlamlar taşır. Ödeyen taraf açısından, TMK m.176/4 uyarınca nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebi zaten her zaman mümkündür ve Anayasa Mahkemesi kararından bağımsızdır: alacaklının yeniden evlenmesi, evlilik dışı fiilî birliktelik yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya ekonomik dengelerin köklü değişmesi bu davanın klasik dayanaklarıdır. Alan taraf açısından ise mevcut kararın korunması, geçiş döneminde açılacak uyarlama davalarına karşı hazırlıklı olmayı gerektirir.

Kararın güncel metni ve yayım durumu Anayasa Mahkemesi resmî sitesinden takip edilebilir.


⚖️ Velayet kararında mahkeme gerçekte neye bakıyor?

Velayette ölçüt çocuğun üstün yararıdır ve bu kavram soyut bir temenni değil, dosyada somut verilerle ölçülen bir değerlendirmedir. Mahkeme kimin daha çok sevdiğine değil, kimin çocuğun günlük düzenini fiilen sürdürebileceğine bakar.

Uygulamada belirleyici olan unsurlar şunlardır:

  • Fiilî bakım düzeni: Ayrılık öncesi ve sonrasında çocuğun okul, sağlık ve gündelik bakımını kimin yürüttüğü.
  • Sosyal inceleme raporu: Uzman (pedagog, psikolog, sosyal çalışmacı) tarafından ev ziyareti ve görüşmelerle hazırlanır. Bu rapor hâkimi bağlamaz ama kararın omurgasını çoğu zaman o oluşturur.
  • Çocuğun dinlenmesi: İdrak çağındaki çocuk (uygulamada yaklaşık sekiz yaş ve üzeri) Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 12. maddesi ve yerleşik Yargıtay içtihadı gereğince dinlenir. Beyanı tek başına belirleyici değildir, bütünün parçasıdır.
  • Ebeveynin diğer ebeveynle ilişkiyi destekleme kapasitesi: Çocuğu diğer ebeveyne karşı konumlandıran taraf, mahkeme nezdinde çoğu zaman kendi aleyhine çalışır.
  • Kardeşlerin ayrılmaması ilkesi: Zorunlu olmadıkça kardeşler farklı ebeveynlere verilmez.

Ortak velayet Türk hukukunda mümkündür ancak istisnadır: Yargıtay içtihadı, ortak velayetin çocuğun yararına olması ve ebeveynler arasında işleyen bir iletişim bulunması şartını arar. Aralarında yoğun çatışma bulunan eşler için ortak velayet talebi genellikle reddedilir.

Velayet kararı bir daha değişmez mi? Değişir. TMK m.183 uyarınca, ebeveynden birinin yeniden evlenmesi, başka yere gitmesi, ölümü veya velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi hâlinde velayet yeniden düzenlenebilir. Velayet, kesin hüküm gücü tam anlamıyla oluşmayan nadir konulardan biridir; koşullar değiştiğinde dosya yeniden açılabilir.

Kişisel ilişki (görüşme) düzeni ayrı bir başlıktır ve protokolde veya kararda saat, gün, resmî tatil ve yaz tatili ayrımı yapılarak yazılmalıdır. “Uygun zamanlarda görüşme” ifadesi, icra aşamasında hiçbir işe yaramaz. Velayet ve kişisel ilişki uyuşmazlıklarının dava boyutu için boşanma ve velayet davaları sayfamıza bakabilirsiniz.


⚖️ Eşim mal kaçırıyor, ne yapabilirim?

Türk hukukunda 1 Ocak 2002’den itibaren yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır (TMK m.202). Bu tarihten sonra edinilen mallar kural olarak tasfiyeye tabidir; miras, bağış ve kişisel kullanım eşyaları ile evlilik öncesi malvarlığı kişisel mal sayılır (TMK m.220). Yaygın sanının aksine tasfiye “malların ikiye bölünmesi” değil, artık değer üzerinden alacak hesabıdır; sonuç ayni değil, nakdi bir alacaktır.

Mal kaçırma endişesi somut bir hukuki karşılığa sahiptir. TMK m.229 uyarınca, eşin rızası olmadan yapılan karşılıksız kazandırmalar (boşanma davasının açılmasından önceki bir yıl içinde yapılmışsa) ve katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler, tasfiyede edinilmiş mallara eklenir. TMK m.230 ise bu değerin hesaplanmasını düzenler. Yani devredilmiş bir taşınmaz, hesap dışı kalmaz.

Pratik olarak alınabilecek adımlar şunlardır:

  • Aile konutu üzerine TMK m.194 kapsamında tapuya şerh konulması; şerh sonrası eş tek başına satış veya ipotek yapamaz.
  • Taşınmaz, araç, banka hesabı ve şirket payı üzerine HMK m.389 vd. uyarınca ihtiyati tedbir talebi.
  • Tapu, MERSİS, SGK ve banka kayıtlarının mahkeme müzekkeresiyle celbi; kişisel çabayla toplanan bilgi çoğu zaman delil değeri taşımaz.
  • Devir zaten gerçekleşmişse tasfiye davasında TMK m.229 dayanaklı ekleme talebi ve gerektiğinde üçüncü kişiye karşı TMK m.241 uyarınca dava.

Süre bakımından kritik bir nokta var: mal rejiminin tasfiyesi davası, boşanma davasıyla birlikte veya boşanma kararının kesinleşmesinden sonra açılabilir. TMK m.178 uyarınca evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Bu bir yıl, uygulamada en çok kaçırılan süredir (özellikle boşanma kararı çıktıktan sonra “iş bitti” varsayımıyla dosyanın kapatıldığı hâllerde).

Şirket ortaklığı, yurt dışı varlığı veya karmaşık yatırım yapısı bulunan dosyalarda değerleme ayrı bir uzmanlık alanına dönüşür. Bu tür yapıların boşanma öncesinde nasıl konumlandırıldığı, tasfiye sonucunu doğrudan belirler; genel çerçeve için malvarlığı koruma rehberimize bakabilirsiniz.


⚖️ Boşanma davası ne kadar sürer, ne kadar masraf çıkar?

Anlaşmalı boşanma davası, protokol eksiksizse tek celsede sonuçlanır; İstanbul’da duruşma günü alma süresi adliyeye göre değişmekle birlikte dava açılışından itibaren genellikle birkaç ay içindedir. Kararın kesinleşmesi için gerekçeli kararın yazılması ve istinaf süresinin geçmesi ya da tarafların istinaf hakkından feragat etmesi gerekir.

Çekişmeli boşanmada süre, dosyanın içeriğine bağlıdır. Tanık sayısı, sosyal inceleme raporu talebi, mal rejimi tasfiyesinin aynı dosyada görülüp görülmediği ve istinaf/temyiz aşamaları toplam süreyi belirler. Uygulamada çekişmeli dosyalar ilk derecede bir ilâ üç yıl arasında değişen sürelerde tamamlanır; kanun yolları eklendiğinde bu süre uzar.

Süreyi kısaltan üç unsur vardır: taleplerin ilk dilekçede eksiksiz ve miktarlı yazılması, delil listesinin dosyaya zamanında sunulması ve tanıkların ilk duruşmada hazır edilmesi. Süreyi uzatan en yaygın neden ise dilekçeler teatisi aşamasında yapılan eksikliklerin sonradan ıslah yoluyla giderilmeye çalışılmasıdır.

Maliyet tarafında üç ayrı kalem birbirine karıştırılmamalıdır:

  • Yargılama giderleri: Başvurma harcı, peşin harç, gider avansı, tebligat ve bilirkişi ücretleri. Bunlar mahkeme veznesine ödenir ve haksız çıkan taraf üzerinde bırakılabilir.
  • Avukatlık ücreti: Taraf ile avukat arasındaki sözleşmeye tabidir. İstanbul Barosu’nun her yıl yayımladığı tavsiye niteliğindeki asgari ücret tarifesi alt sınır referansıdır; dosyanın kapsamı, mal rejimi tasfiyesinin dahil olup olmaması ve yabancı unsur bulunup bulunmaması ücreti belirler.
  • Karşı vekâlet ücreti: Davayı kaybeden tarafın, kazanan tarafın avukatına ödemesine hükmedilen tutardır ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenir.

Adli yardım talebi, ödeme gücü bulunmayan taraf için HMK m.334 vd. uyarınca mümkündür; kabul edildiğinde yargılama giderleri geçici olarak devlet tarafından karşılanır.

Peki avukat tutmak zorunlu mu? Hayır, Türk hukukunda boşanma davasında avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak nafaka, velayet ve mal rejimi talepleri farklı usul kuralları ve farklı süre sınırlarına tabidir; bu üçünün aynı anda ve doğru sırayla yürütülmesi, kendini temsil eden tarafın uygulamada en çok zorlandığı noktadır.


⚖️ Delil, kusur ve kaçırılan süre sınırları

Çekişmeli boşanmada kusur, yalnızca ahlaki bir nitelendirme değildir: maddi ve manevi tazminat (TMK m.174) ile yoksulluk nafakası (TMK m.175) doğrudan kusur dengesine bağlıdır. Eşit kusurlu taraf tazminat alamaz; daha ağır kusurlu taraf yoksulluk nafakası talep edemez.

Özel boşanma sebepleri, genel geçimsizlikten farklı olarak hak düşürücü sürelere bağlıdır ve bu süreler uygulamada sık kaçırılır:

  • Zina (TMK m.161): Öğrenmeden itibaren altı ay, her hâlde fiilin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden dava hakkını kaybeder.
  • Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m.162): Aynı altı ay ve beş yıllık süreler geçerlidir.
  • Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m.163): Süre sınırı yoktur, sebep devam ettiği sürece dava açılabilir.
  • Terk (TMK m.164): En az altı ay sürmüş olmalı ve hâkim veya noter aracılığıyla usulüne uygun ihtar yapılmış olmalıdır.
  • Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m.166/1): Süreye bağlı değildir, uygulamada en yaygın dayanaktır.

Delil konusunda kritik ayrım hukuka uygunluktur. Eşin telefonuna izinsiz erişerek elde edilen kayıtlar, ev içine gizlice yerleştirilen kamera görüntüleri veya üçüncü kişilerin haberleşmesine müdahale, hem delil olarak reddedilme hem de Türk Ceza Kanunu m.132-134 kapsamında ayrı bir ceza soruşturmasına yol açma riski taşır. Kendi kullanımınızdaki ortak alanda, kendinize yönelen bir davranışın kayda alınması ile karşı tarafın özel haberleşmesine sızmak aynı şey değildir ve bu çizgi dosya bazında değerlendirilmelidir.

Delil olarak kabul edilebilirliği yüksek olanlar: tanık beyanları, tarafların kendi hesaplarındaki yazışmalar, banka ve tapu kayıtları, hastane raporları, kolluk ve savcılık dosyaları, 6284 kapsamında verilmiş koruma kararları, sosyal medyada aleni paylaşımlar.


⚖️ Şiddet varsa: 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma

Şiddet veya şiddet tehlikesi bulunan hâllerde koruma tedbirleri, boşanma davasından bağımsız ve çok daha hızlı bir yoldan alınır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun uyarınca talep, aile mahkemesine, kolluğa veya mülki amire yapılabilir; delil veya belge sunulması şartı aranmaz ve tedbir kararı gecikmeksizin verilir.

Verilebilecek tedbirler arasında şunlar bulunur: şiddet uygulayanın ortak konuttan uzaklaştırılması, korunan kişiye yaklaşmama, iletişim kurmama, işyeri ve okul çevresine yaklaşmama, silah teslimi, geçici koruma altına alma ve gerektiğinde barınma yeri sağlanması. Tedbir kararına aykırılık hâlinde zorlama hapsi uygulanır.

Bu tedbirler boşanma davasının yerine geçmez, onu tamamlar. Ayrıca aile arabuluculuğu tartışmalarında üzerinde neredeyse görüş birliği bulunan nokta şudur: şiddet iddiası veya uzaklaştırma kararı bulunan dosyalarda tarafların uzlaşma masasında yan yana getirilmesi uygun değildir.

Acil durumlarda 155 (polis), 156 (jandarma) ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 183 Sosyal Destek Hattı doğrudan aranabilir.


⚖️ Yabancı eşle boşanma ve yurt dışındaki boşanmanın Türkiye’de tanınması

İstanbul, karma evliliklerin ve çift vatandaşlı ailelerin yoğun olduğu bir şehir; bu dosyalarda ilk soru hangi mahkemenin yetkili olduğu değil, hangi hukukun uygulanacağıdır.

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.14 uyarınca boşanma sebepleri ve sonuçları, eşlerin müşterek millî hukukuna tabidir. Taraflar ayrı vatandaşlıktaysa müşterek mutad mesken hukuku, o da yoksa Türk hukuku uygulanır. Yani Türk mahkemesinde görülen bir davada uygulanacak hukuk her zaman Türk hukuku olmayabilir ve yabancı hukukun içeriği dosyaya ispat edilmelidir.

Sık karşılaşılan senaryolar ve karşılıkları:

  • Eşlerden biri yabancı, ikisi de Türkiye’de yaşıyor: Türk mahkemesi yetkilidir; uygulanacak hukuk müşterek mutad mesken kuralına göre belirlenir.
  • Yurt dışında boşandınız, Türkiye’deki nüfus kaydınız hâlâ evli görünüyor: Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de hüküm ifade etmesi için tanıma davası gerekir. 2017’den bu yana, belirli şartları taşıyan yabancı boşanma kararları için nüfus müdürlüğü nezdinde idari tescil yolu da açıktır; hangi yolun uygun olduğu kararın içeriğine ve tarafların durumuna bağlıdır. Süreç için tanıma ve tenfiz davası sayfamıza bakabilirsiniz.
  • Çocuk yurt dışına götürüldü: Türkiye 1980 tarihli Lahey Çocuk Kaçırma Sözleşmesi’ne taraftır; iade talepleri merkezî makam üzerinden yürütülür ve süre son derece kritiktir.
  • Türkiye’de taşınmazı olan yabancı eş: Mal rejimi tasfiyesi ile taşınmazın hukuki durumu ayrı ayrı değerlendirilir; taşınmaz üzerindeki tedbir talebi Türk mahkemesinden istenir.

Yabancı unsurlu dosyalarda belge tarafı da ayrı bir iştir: yurt dışından gelen nüfus kayıtları, mahkeme kararları ve vekâletnameler Apostille şerhi taşımalı ve yeminli tercüman çevirisiyle sunulmalıdır. Apostille Konvansiyonu’na taraf olmayan ülkeler için Türk konsolosluğu tasdiki gerekir. Müvekkillerimizin önemli bölümü süreci Türkiye’ye gelmeden, usulüne uygun düzenlenmiş vekâletname ile yürütüyor.


⚖️ Boşanma avukatı seçerken nelere bakılır?

Doğru avukat seçimi, unvan veya reklam vaadi üzerinden değil, dosyanın gerektirdiği kapasite üzerinden yapılır. Boşanma dosyası çoğu zaman tek bir dava değildir: boşanma, nafaka, velayet, tazminat ve mal rejimi tasfiyesi farklı usullere tabi beş ayrı iştir ve bunları birlikte yürütebilmek ayrı bir pratik gerektirir.

Değerlendirmede işe yarayan sorular şunlardır:

  • Bu dosyada hangi tedbirler ilk dilekçede istenecek ve neden?
  • Mal rejimi tasfiyesi boşanma davasıyla birlikte mi, ayrı mı yürütülecek? Bu tercihin süreye ve maliyete etkisi ne?
  • Karşı tarafın olası savunması ne olur ve buna karşı hangi delil şimdiden hazırlanmalı?
  • Ücret nasıl belirleniyor; yargılama giderleri, avukatlık ücreti ve karşı vekâlet ücreti ayrı ayrı açıklanıyor mu?
  • Dosyada asıl işi kim yürütecek ve iletişim hangi sıklıkla sağlanacak?

Uzmanlık iddiası ile fiilî deneyim arasındaki farkı ölçmenin pratik bir yolu var: dosyanızın en zor kısmının hangisi olduğunu sorun. Cevap “her şeyi hallederiz” ise, dosyaya henüz bakılmamış demektir. Deneyimli bir aile hukuku avukatı ilk görüşmede genellikle zayıf noktayı işaret eder, güçlü noktayı değil; çünkü davayı belirleyen şey elinizdeki en iyi delil değil, karşı tarafın kullanacağı en iyi argümandır.

Bir avukatın Baro kaydı ve levha durumu, ilgili baronun avukat sorgulama sistemi üzerinden doğrulanabilir. “Kesin kazanırız”, “nafaka aldırmayız”, “velayeti garanti ederiz” gibi sonuç taahhüdü içeren ifadeler ise meslek kurallarına aykırıdır ve pratikte hiçbir karşılığı yoktur; hâkimin takdir yetkisini kimse ipotek altına alamaz.


⚖️ Karar çıktı, peki sonra ne oluyor?

Boşanma kararı verildiği anda hüküm doğurmaz. Kararın hukuken sonuç doğurabilmesi için gerekçeli kararın yazılması, taraflara tebliğ edilmesi ve istinaf süresinin geçmesi ya da tarafların kanun yolundan feragat etmesi gerekir. Kesinleşme şerhi alınmadan nüfus kaydı güncellenmez, yeniden evlenilemez ve mal rejimi tasfiyesinde bir yıllık süre işlemeye başlamaz.

Kesinleşme sonrası yapılması gereken işlemler sırayla şunlardır:

  • Nüfus tescili: Kesinleşmiş karar mahkemece nüfus müdürlüğüne bildirilir; medeni hâl kaydı güncellenir. Kadının evlilik soyadını kullanmaya devam etmesi, TMK m.173 uyarınca hâkimden ayrıca talep edilmişse mümkündür.
  • Nafakanın tahsili: Ödenmeyen nafaka için ilamlı icra takibi başlatılır. Nafaka alacağı, İcra ve İflas Kanunu m.344 uyarınca tazyik hapsi yaptırımıyla desteklenen özel nitelikli bir alacaktır ve diğer alacaklardan farklı bir icra rejimine tabidir.
  • Kişisel ilişkinin icrası: Görüşme kararına uyulmaması hâlinde icra dairesi aracılığıyla çocuk teslimi süreci işletilir. Kararda saat, gün ve teslim yerinin açıkça yazılı olmaması bu aşamada uygulamayı fiilen imkânsız hâle getirir.
  • Tapu ve tescil işlemleri: Karara bağlanan taşınmaz devirleri tapu müdürlüğünde yerine getirilir; aile konutu şerhi kesinleşme sonrası duruma göre terkin edilir.

Karar sonrası açılabilecek davalar da ayrı bir başlıktır ve çoğu müvekkil bunların varlığından ancak ihtiyaç doğduğunda haberdar oluyor. Nafakanın artırılması veya azaltılması TMK m.176/4 uyarınca her zaman istenebilir; velayet, koşullar değiştiğinde TMK m.183 uyarınca yeniden düzenlenebilir; kişisel ilişki düzeni çocuğun yaşı ve okul durumu değiştiğinde uyarlanabilir. Mal rejimi tasfiyesi boşanma davasında görülmemişse, kesinleşmeden itibaren bir yıl içinde ayrı dava olarak açılmalıdır.

Boşanma kararı miras hakkını da etkiler mi? Evet, ve bu etki kesinleşme anında doğar. Boşanma hükmü kesinleştiğinde eşler birbirinin yasal mirasçısı olmaktan çıkar; ayrıca TMK m.181/2 uyarınca, boşanma davası devam ederken taraflardan biri ölür ve davaya devam eden mirasçılar diğer eşin kusurunu ispatlarsa, sağ kalan eş mirasçılık sıfatını yine kaybeder. Vasiyetname ve ölüme bağlı tasarruflarda eski eş lehine yapılmış düzenlemelerin akıbeti ise ayrıca değerlendirilmelidir.

Kesinleşme sonrası mirasa ilişkin planlamanın gözden geçirilmesi, boşanma dosyasının en çok ihmal edilen kapanış adımıdır. Saklı pay, vasiyetname ve mirastan mal kaçırma iddiaları için miras planlaması sayfamıza bakabilirsiniz.


⚖️ Nasıl çalışıyoruz

İlk görüşmede dosyanın hukuki fotoğrafını çekiyoruz: evlilik tarihi, çocukların durumu, malvarlığı yapısı, varsa şiddet veya koruma kararı geçmişi ve tarafların gerçek beklentisi. Bu görüşmenin sonunda ortaya çıkan şey bir vaat değil, bir yol haritası oluyor: hangi dava, hangi sırayla, hangi tedbirle.

Sonrasındaki akış şöyle işliyor:

  • Hazırlık: Delil ve malvarlığı envanteri, tapu ve ticaret sicili taraması, gerekiyorsa dava öncesi ihtar veya arabuluculuk başvurusu.
  • Dava: Dilekçe, tedbir talepleri, delil listesi ve tanık bildirimi tek pakette sunulur.
  • Yürütme: Duruşma takibi, sosyal inceleme sürecinin izlenmesi, bilirkişi raporlarına itiraz.
  • Kapanış: Kararın kesinleştirilmesi, nüfus tescili, icra takibi ve gerektiğinde uyarlama veya tasfiye davasının açılması.

Yurt dışında yaşayan müvekkiller için süreç uzaktan yürütülebiliyor: vekâletname bulunulan ülkedeki noter önünde düzenlenir, Apostille ile onaylanır, yeminli tercüman çevirisiyle Türkiye’ye ulaştırılır. Anlaşmalı boşanmada hâkimin tarafları bizzat dinlemesi zorunlu olduğundan o duruşmada hazır bulunmak gerekir; çekişmeli dosyalarda ise duruşmaların büyük bölümü vekil aracılığıyla takip edilebilir.

İstanbul dışındaki veya Türkiye dışındaki müvekkillerle çalışma biçimimiz hakkında daha genel bilgi için İstanbul hukuk büromuz sayfasına bakabilirsiniz. Boşanmayla birlikte gündeme gelen miras ve saklı pay meseleleri için miras avukatı sayfamız, evlilik dışı doğan çocuğun soybağı meselesi için babalık davası sayfamız ilgili olabilir.


➡️ İstanbul’da boşanma davası hakkında merak ettiğiniz sorular ve cevaplar burada
+

❓ Sıkça Sorulan Sorular

✅ İstanbul’da boşanma davası hangi mahkemeye açılır?

Boşanma davası aile mahkemesine açılır ve TMK m.168 uyarınca yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. İstanbul’da Çağlayan, Bakırköy, Anadolu (Kartal), Küçükçekmece, Büyükçekmece, Gaziosmanpaşa ve Silivri adliyelerinin ayrı aile mahkemeleri bulunur; dosyanın hangisine düşeceği adres kaydına göre belirlenir.

✅ Anlaşmalı boşanma için evliliğin ne kadar sürmüş olması gerekir?

Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması şarttır (TMK m.166/3). Ayrıca tarafların birlikte başvurması veya birinin diğerinin davasını kabul etmesi, hâkimin tarafları bizzat dinlemesi ve protokolü uygun bulması gerekir. Bir yıllık süre dolmamışsa yalnızca çekişmeli boşanma yolu açıktır.

✅ Süresiz nafaka kalktı mı?

Hayır, yoksulluk nafakası kurumu devam ediyor. Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla TMK m.175’teki yalnızca “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. İptal hükmü, gerekçeli kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek; Ağustos 2026 itibarıyla gerekçeli karar henüz yayımlanmadığından mahkemeler TMK m.175’i mevcut hâliyle uygulamaya devam ediyor.

✅ Mevcut nafaka ödemem kendiliğinden sona erer mi?

Hayır, kesinleşmiş nafaka kararları Anayasa Mahkemesi kararı nedeniyle kendiliğinden sona ermez. İptal kararları kural olarak geriye yürümez ve ödenmiş nafakaların iadesi istenemez. Ödemeyi tek taraflı kesmek İcra ve İflas Kanunu m.344 kapsamında tazyik hapsi riski doğurur; kaldırma veya azaltma için TMK m.176/4 uyarınca ayrı dava açılması gerekir.

✅ 12. Yargı Paketi boşanma davalarını değiştirdi mi?

Hayır. 16 Temmuz 2026’da TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan 12. Yargı Paketi’nde boşanma veya nafakaya ilişkin bir değişiklik yer almamaktadır. Hazırlık sürecinde tartışılan iki aşamalı boşanma modeli ve nafaka reformu nihai kanun metnine dâhil edilmemiş, ayrı bir düzenlemeye bırakılmıştır.

✅ Çocuğun velayeti neye göre belirlenir?

Velayet, çocuğun üstün yararı ölçütüne göre belirlenir ve mahkeme bu değerlendirmeyi sosyal inceleme raporu, tarafların fiilî bakım düzeni, ekonomik ve sosyal durum ile idrak çağındaki çocuğun dinlenmesi üzerinden yapar. Uygulamada yaklaşık sekiz yaş ve üzerindeki çocuk dinlenir; beyanı tek başına belirleyici değil, bütünün bir parçasıdır.

✅ Ortak velayet Türkiye’de mümkün mü?

Ortak velayet Türk hukukunda mümkündür ancak istisnaidir. Yargıtay içtihadı, ortak velayete hükmedilebilmesi için bunun çocuğun yararına olmasını ve ebeveynler arasında işleyen bir iletişim bulunmasını arar. Yoğun çatışma bulunan dosyalarda ortak velayet talepleri genellikle reddedilir.

✅ Boşanmada mallar nasıl paylaşılır?

1 Ocak 2002’den sonra edinilen mallar, edinilmiş mallara katılma rejimi uyarınca tasfiyeye tabidir (TMK m.202). Miras, bağış ve evlilik öncesi malvarlığı kişisel mal sayılır (TMK m.220). Tasfiye, malların fiilen bölünmesi değil artık değer üzerinden hesaplanan bir katılma alacağıdır; sonuç kural olarak ayni değil nakdi bir alacaktır.

✅ Eşim mal kaçırırsa ne olur?

Katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler ve eşin rızası olmadan yapılan karşılıksız kazandırmalar, TMK m.229 uyarınca tasfiyede edinilmiş mallara eklenir. Ayrıca aile konutuna TMK m.194 uyarınca tapu şerhi konulabilir, taşınmaz, banka hesabı ve şirket payı üzerine HMK m.389 vd. uyarınca ihtiyati tedbir istenebilir.

✅ Mal paylaşımı davası için süre sınırı var mı?

Evet. TMK m.178 uyarınca evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Bu süre uygulamada en sık kaçırılan süredir, çünkü boşanma kararı kesinleştikten sonra dosyanın kapandığı varsayılır.

✅ Boşanma davası ne kadar sürer?

Anlaşmalı boşanma, protokol eksiksizse kural olarak tek celsede sonuçlanır ve dava açılışından itibaren genellikle birkaç ay içinde karar çıkar. Çekişmeli boşanma ise ilk derece mahkemesinde bir ilâ üç yıl arasında değişen sürelerde tamamlanır; tanık sayısı, sosyal inceleme, bilirkişi incelemesi ve istinaf aşaması bu süreyi doğrudan etkiler.

✅ Boşanma davasında avukat tutmak zorunlu mu?

Hayır, Türk hukukunda boşanma davasında avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak boşanma, nafaka, velayet, tazminat ve mal rejimi tasfiyesi farklı usul kurallarına ve farklı hak düşürücü sürelere tabi olduğundan, taleplerin ilk dilekçede eksiksiz kurulmaması sonradan telafisi güç hak kayıplarına yol açabilir.

✅ Boşanma davasında arabuluculuk zorunlu mu?

Hayır, boşanma davasında arabuluculuk dava şartı değildir ve arabuluculuğa gidilmediği için dava reddedilmez. Boşanma kararını yalnızca mahkeme verir. Buna karşılık nafaka miktarı, katkı payı, tazminat ve mal rejimi tasfiyesi gibi tarafların serbestçe tasarruf edebileceği mali konularda ihtiyari arabuluculuk mümkündür.

✅ Eşim yabancı uyruklu, hangi ülkenin hukuku uygulanır?

5718 sayılı MÖHUK m.14 uyarınca boşanma sebepleri ve sonuçları eşlerin müşterek millî hukukuna tabidir; taraflar ayrı vatandaşlıktaysa müşterek mutad mesken hukuku, bu da yoksa Türk hukuku uygulanır. Türk mahkemesinin yetkili olması, uygulanacak hukukun otomatik olarak Türk hukuku olduğu anlamına gelmez.

✅ Yurt dışında boşandım, Türkiye’de tekrar dava açmam gerekir mi?

Yeniden boşanma davası açmanız gerekmez, ancak yabancı mahkeme kararının Türkiye’de hüküm ifade etmesi için tanınması gerekir. Bunun için aile mahkemesinde tanıma davası açılabilir; belirli şartları taşıyan kararlar bakımından nüfus müdürlüğü nezdinde idari tescil yolu da mevcuttur. Tescil yapılmadığı sürece Türkiye’deki nüfus kaydınız evli görünmeye devam eder.

✅ Şiddet görüyorum, boşanma davasını beklemek zorunda mıyım?

Hayır. 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma tedbirleri boşanma davasından bağımsızdır ve aile mahkemesine, kolluğa veya mülki amire yapılan başvuruyla gecikmeksizin alınabilir; delil veya belge sunma şartı aranmaz. Uzaklaştırma, yaklaşmama, iletişim kurmama ve barınma yeri sağlanması gibi tedbirler talep edilebilir. Acil durumlarda 155, 156 veya 183 hattı doğrudan aranabilir.

Hukuki Görüşme Talep Edin

Boşanma davası açmayı düşünüyor, açılmış bir davaya karşı savunma hazırlıyor ya da nafaka veya velayet kararınızın değişen koşullara uyarlanmasını değerlendiriyorsanız, İstanbul’daki aile hukuku avukatlarımız ilk görüşme için hazırdır.

📞 +90 (533) 948 6065

💬 WhatsApp üzerinden iletişim

✉️ info@oznurpartners.com


⚖️ Sonuç

Boşanma, tek bir kararla kapanan bir dosya değildir. Kesinleşen hüküm, nafakanın ödenip ödenmediği, görüşme takviminin fiilen işleyip işlemediği ve tasfiye alacağının tahsil edilip edilmediği ile ölçülür. Bu sayfanın başında, dosyanın kaderinin çoğu zaman dava açılmadan önce belirlendiğini söylemiştik; sondaki karşılığı şudur: iyi kurulmuş bir dosya, karar çıktıktan sonra kimsenin geri dönmesine gerek bırakmaz.

2026 nafaka rejiminin yeniden yazıldığı bir geçiş yılı. Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesi ve ardından gelecek yasal düzenleme, bugün verilen kararların yarın nasıl uyarlanacağını belirleyecek. Bu dönemde atılan her adımın, yalnızca bugünkü hukuka değil, yürürlüğe girecek olana da bakarak planlanması gerekiyor.